Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Şubat 2022

Kitap

Hırslı ve Açgözlü Bir Anti-kahramanın Hikâyesi

Derya Çakır

Paylaş

0

0


Gresham, Stanton’ın ilişkilerinin yanı sıra gerçek ve yalan arasındaki belli belirsiz sınır üzerinden, kurulan ve düşülen tuzaklara, yükselişe ve trajik sonlara dair bir hikâye anlatıyor Kâbus Sokağı’nda.

1929’daki Büyük Bunalım ve ertesinde yaşanan derin yoksulluk, Birinci Dünya Savaşı sonrası paylaşımlardan memnun olmayan ülkelerle birlikte krizin başladığı ABD’de akılları zorlayan yıkımlara neden oldu. İnsanların dünyaya ve birbirine bakışının değiştiği o dönemlere ilişkin çalışmalar yapan psikolog ve psikiyatrlar, 1930 ve 1940’larda girişimciliğin ve dolandırıcılığın ABD’de at başı gittiğini, hatta ikisinin birbirine kolayca dönüşebildiğini görmüştü.

Devrin kırılganlığı, fırsatçıları heyecanlandırıyordu ve uzmanların dediği gibi girişimciler dolandırıcı hâline geliyor, dolandırıcılar ise girişimci kisvesiyle boy gösteriyordu. “Amerikan Rüyası”nın özü biraz da buydu. Daha doğrusu, “Amerikan Rüyası” itici gücünü buradan almıştı çoğunlukla.

William Lindsay Gresham, Kâbus Sokağı adlı romanında hem Büyük Bunalım döneminde ve İkinci Dünya Savaşı arifesindeki ABD’yi anlatıyor hem de Stanton Carlisle karakteri aracılığıyla girişimci-dolandırıcı profilini ortaya koyuyor.

Zehirli ‘Amerikan Rüyası’

https://cdn.oggito.com/images/full/2022/2/kabussokagi.jpgithaki yayınlarıGresham, romanı iki ana eksen üzerine oturtmuş: Bunlardan ilki başkarakter Stanton; hırslı ve zengin olmak için her yolu pervasızca deneyebilecek bir karakter. Onunla ete kemiğe bürünen profil, hem “Amerikan Rüyası”nı  hem de bu rüyanın karanlık sokaklarını temsil ediyor.

Hedeflerini gerçekleştirmek üzere koyulduğu yolda kısa bir bocalama yaşayan Stanton’ın karşısına bir gezici karnaval çıkıyor: Hayvan adamlar, kas yığını tipler, elektrik kadınlar, falcılar, medyumlar ve cüceler bulunuyor orada.

Stanton, kısa zamanda karnaval ortamına alışıyor, kendisini hem karnaval müdürü Clem’e hem de diğer çalışanlara sevdiriyor. Yakın ilişki kurduğu isimlerse falcı Zeena ve medyum Pete.

Stanton, yakınlaştığı Zeena’dan ve Pete’den zihin okumanın, geleceği görmenin ve ruh çağırmanın inceliklerini öğrenirken bunların ileride işine yarayabileceğini düşünüyor. Başka bir deyişle devrin girişimci-dolandırıcısı Stanton, yakın gelecekte zengin olmanın yollarını kapıyor karnavaldaki dostlarından.

Karnavalın en gözde isimlerinden biri olan elektrik kadın Molly’i ikna ederek ortamdan ayrılan Stanton, hayallerinin peşinden koşuyor ve New York’a doğru yola çıkıyor.

Fırsatlar şehri New York, Stanton’a ve Molly’e yeni kapılar açıyor; ikili evleniyor, Stanton lüks bir gece kulübünde medyum olarak çalışmaya başlıyor ve neredeyse hayallerindeki kadar para kazanıyor fakat bir türlü mutlu olamıyor. İşte tam bu noktada “Amerikan Rüyası”nın zehirli ve öldürücü tarafı devreye giriyor, Stanton da bu tuzağa düşüyor. Böylece Gresman’ın romanı oturttuğu ikinci ekseni görüyoruz.

Yalanlar, tuzaklar ve trajik hakikat 

Sevdiği ve evlendiği Molly’le birlikte Zeena’yı kullanan, bu sayede sınıf atlayan Stanton, yine de yaşamında eksik kalan bir şeyler olduğunu düşünüyor: Daha zengin, daha ünlü ve toplumda sözü daha çok geçen biri hâline gelmek isterken bu amaçlarını gerçekleştirmek için zenginleri soymayı kafasına koyuyor.

Tam da o günlerde zenginlerle sıkı ilişkileri olan psikanalist Lillith çıkıyor karşısına. Bir narsisist hâline gelen, yetenekleriyle herkesi etkileyebileceğini düşünen Stanton, girişimci-dolandırıcı kişiliğinin farkında olarak yol alıyor ancak kendi yalanlarına inandığını unutuyor. Bir yalanı diğerini tetiklerken gerçeklerle bağlantısı kopmaya başlayan Stanton’ın karşısına Lillith, acımasızlığı ve sınırsızlığıyla dikiliyor. Bu da Stanton’ın hızla yükseldiği noktadan aynı süratle düşmesine yol açıyor.

Gresham, Stanton’ın ilişkilerinin yanı sıra gerçek ve yalan arasındaki belli belirsiz sınır üzerinden, kurulan ve düşülen tuzaklara, yükselişe ve trajik sonlara dair bir hikâye anlatıyor Kâbus Sokağı’nda. Yazar, Stanton’ın öyküsüyle yalanın, bir süre sonra gerçekmiş gibi algılanabileceğini ve bu algının da kişiyi kendi tuzağına düşürebileceğini gösteriyor okura. Bu bağlamda Stanton, bir anti-kahramana dönüşürken 1930 ve 1940’ların yanı sıra “Amerikan Rüyası”nın bir evladı olarak karşımıza çıkıyor Kâbus Sokağı’nda.

Gresham’ın Lillith, karnaval ve karnavalda bizi yüz yüze getirdiği fantastik öğelerle yaptığı göndermeleri ve kullandığı metaforları da bir kenara not etmek gerek.

Uzun lafın kısası Kâbus Sokağı’nda; hırsın ve açgözlülüğün doğurduğu yalanlar, yozlaşma, ihanet, intikamlar ve düşüş çıkıyor karşımıza.    

Kâbus Sokağı, William Lindsay Gresham, Çeviren: Avi Pardo, İthaki Yayınları, 312 s

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Charles Dickens’ın Dekoratif KitaplarıPınarnaz Eren
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

31 Mart 2026

Hayal Gücü, Yalnızlık ve Arkadaşlık

Çocuklar bazen bir teleskobun başında, bazen bir bakım evinin koridorunda, bazen de görünmez bir arkadaşın yanında kendilerine küçük dünyalar kurar.Çocuk edebiyatının en ilginç taraflarından biri, çocuklara yazılmış gibi görünen metinlerin çoğu zaman yetişkinlere d..

Devamı..

Acısız

Sevil Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024