Roman yazarının en büyük görevi hayatı anlatmak değil, onu doğrudan okurun karşısına çıkarmaktır.
Edebiyatın hayat, fırsat ve farkındalık üçgeninde önem yarattığını vurgulayan Henry James, İngiliz ve Amerikan romanının kuramsal temelini atmıştır. Ölümünden yüz yıl sonra, yaşamı süresince geliştirdiği roman teknikleri hâlâ geçerliliğini koruyor. James’in sadece İngiliz ve Amerikan edebiyatıyla sınırlanmayan roman sanatı kuramları, zamanla dünya edebiyatının düşünce konusu olmuştur. Yaşamını roman sanatına adayan James, bulunduğu dönem içinde roman yazımına gereken önemin verilmediğinden ve araştırmaların yetersizliğinden yakınmış ve sanatını her şeyin üstünde tutmuştur.

Eserlerinde ana tema olarak insanın bilinç dünyasını işler, bireyin iç dünyasını yansıtmak için "bakış açısı" tekniğine yoğunlaşır. Roman için seçilecek bakış açısının romanın kaderini belirlediğinden söz eder. Bakış açısı yazarın en iyi yardımcısı olacak, romanın dilini, üslubunu belirleyecek, karakterleri okuruna samimiyetle sunacaktır. Gerçekten de bakış açısı roman kuramında önemini Henry James'le birlikte kazanmıştır. Romanlarında bilinçsizce gereksiz bakış açılarına yer veren yazarları roman sanatını ciddiye almamakla suçlar. Roman kuramı üzerine yoğunlaşsa da Henry James sadece eleştirel kuram yazarı olarak tanınmıyordu. Uzun yazarlık kariyerinde yirmiye yakın roman, yüzden fazla öykü, oyun, eleştiri ve gezi yazısı yazdı. Özellikle romanlarında geliştirdiği tekniklere bağlı kalarak bakış açısı üzerine eğilmiş, romanı bir disiplin olarak görmüştür.
F.R. Leavis, İngiliz romanını incelediği
The Great Tradition adlı kitabında Henry James'i İngiliz roman geleneğinin yetiştirdiği en büyük dört romancıdan biri sayar. Henry James için roman edebiyat dallarının en yücesi, hayat ise romanın hammaddesidir. Roman yazarının en büyük görevi hayatı anlatmak değil, onu doğrudan okurun karşısına çıkarmaktır. Roman yazmaya çalışan gençlere üstünde durmaları gereken iki şeyden söz eder: hayat ve özgürlük. Roman yazarının yapması gereken, hayatı tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle, kendi sezgilerine dayanarak gözlemleyip özgürce yazmaktır. 19. yüzyılda büyük eserler verilmiş olsa da doğru dürüst roman eleştirisi yoktur. Henry James romanın saygın bir sanat dalı olarak ciddiye alınmasını istiyor, insanın bilinç dünyasına yaptığı karmaşık yolculuğu yoğunlaştırıp ona anlam kazandırmayı hedefliyordu.
Geliştirdiği tekniklerde ilginçlikten yana olmuş, insanın bilinç dünyasını okura doğrudan hissettirmeye çalışmıştır. Roman sanatına kattığı yeniliklerle dünya edebiyatının öncülerinden kabul edilen Henry James, ölümünden tam yüz yıl sonra çağdaş okur ve yazarlara hâlâ geçerliliğini koruyan ipuçları veriyor.