Kadın Ressamların Daha Önce Görmediğiniz 5 Otoportresi

Kadın Ressamların Daha Önce Görmediğiniz 5 Otoportresi


Twitter'da Paylaş
0

Avrupa'nın ilk kadın üniversite öğrencisi van Schurman gibi kadın sanatçılar, etraflarındaki dünya ve kendilerinin bu dünyada nasıl bir yer edindiği hakkında düşünmek için otoportreyi bir araç olarak kullandı. 

Otoportre deyince akla Dürer, Rembrandt ya da van Gogh’un eserleri gelir. Bu yazıda bazıları amatör olmak üzere farklı dönemlere ait kadın sanatçıların yaptığı, büyük olasılıkla daha önce denk gelmediğiniz otoportreler yer alıyor. 

1. Gesina ter Borch

Gesine ter Borch (1633-1690) Hollanda Altın Çağı illüstratörü, suluboya ressamı ve çizeriydi. Yapıtları çoğunlukla evlerin içindeki yaşamı tasvir ediyordu. Ailesindeki bireylerin çoğu sanatçıydı, bu sebeple babası Gerard ter Borch Elder’ın yanında erkek kardeşleri Harmen, Moses ve üvey kardeşi Gerard ter Borch II ile birlikte çalışarak sanat becerilerini geliştirdi. Ayrıca Gerard’ın en sevdiği modeldi. Gesina, çok yetenekli olmasına rağmen amatör bir ressam olarak hayatını sürdürdü. Bu nedenle, sanatı ülke dışında ünlenmedi. Resmin yanı sıra, şiir de yazdı. Aşağıdaki portresinde Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nin Çin’den ithal etmeye başladığı, o zamanlar egzotik bir moda aksesuarı olarak görülen yelpazeyi tutuyor. 

2. Amalia Wilhelmina von Königsmarck

Amalia Emilie Wilhelmina Königsmarck (1720-1740) soylu bir Alman-İsveç ailesine mensup, amatör ressam, oyuncu ve şairdi. Aşağıda bulunan Otoportrenin Alegorisi ve Ulrika Eleonora’nın Portresi (1689) adlı eserinde yan yana duran dört kadın figürünü resmetti. En sağda fırçaları tutan kişi büyük olasılıkla kendisi. Elinde İsveç Kraliçesi Danimarkalı Ulrika Eleonora’nın portresini tutuyor. Kafasında defne yapraklarından yapılma taç bulunan, kraliçenin portresine işaret eden figür ise Amalia’nın kardeşi Aurora. Onun arkasında rivayet ve şöhret tanrıçası Fama, ortamı inceliyor. 

otoportre

3. Anna Maria van Schurman

17. yüzyılda Almanya’da doğan Hollandalı sanatçı Anna Maria van Schurman (1607-1678), yaptığı gravürlerle tanınıyor. 1636 yılında Utrecht Üniversitesi’nde okuyarak Avrupa’daki ilk kadın üniversite öğrencisi oldu. Aynı zamanda, portrede toz pastel boyaları kullanan ilk Hollandalı ressamdır. Aziz Luka Loncası tarafından kabul edildi. Bu durum resimlerinin toplum tarafından bilindiğinin göstergesiydi. Van Schurman resim dışında şiirle ilgilendi ve on dört dil bilen bir akademisyendi.

4. Helene Schjerfbeck

Hayatı boyunca kırktan fazla otoportre yapmış olan Helene Schjerfbeck (1862-1946) yaşı ilerledikçe kendini toplumdan daha fazla soyutladı. Çizecek modeli olmadığından sık sık kendini resmetti. Daha sonraki portreleri kendinde gördüğü fiziksel bozulmaları içten bir şekilde yansıtır. Einar Reuter’a yazdığı 28 Kasım 1926 tarihli bir mektubunda şöyle diyor: “Yaşlılığın verdiği yorgunluk tamamen farklı bir şey. Aynı zamanda özgürleştirici, çünkü olayların kendi yolunda gitmesine izin verirken fırçanın duyarlılığından başka hiçbir şey kalmıyor sana.”

5. Amanda Sidwall 

Amanda Sidwall (1844-1892), İsveç Güzel Sanatlar Akademisi 1864 yılında kapılarını kadın öğrencilere açtığında, akademiye giren ilk öğrencilerden biriydi. 1874’te öğrenimine devam etmek için Paris’teki Julian Akademisi’ne gitti. Sidvall hayatı boyunca iyi eleştiriler aldı ve başarılı bir sanatçı oldu. 1877’de resimlerinin ikisi Fransız devletine satıldı. Kendini mavi ipek fiyonklu bir şapka takarken resmettiği portreyi, Stockholm Akademisi’nde okurken yapmıştı. 

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Dailyartmagazine)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR