Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Nisan 2025

Öykü

Kömür Karası

Tolga Yazıcı

Paylaş

1

0


“Huhuu sana diyorum” diyor.

“Dalmışım, kusura bakma” diyorum.

“Bunu hep yapıyorsun, sıkıldıysan söyleyebilirsin” diyor.

“Sen de mi?” diyorum.

“Benim gibilerden çok var herhalde” diyor.

“Neden kendini bu kadar değersizleştiriyorsun” diyorum.

“Yahu insanın algısı kendi ismine bilmem kaç derecede yatkındır, adınla sesleniyorum sana yine yok, gözünün önüne perdeyi ne çabuk indiriyorsun.”

“Sanırım o perde benim” deyip suratımda bir ıslaklıkla kendime geliyorum. Yüzüme su çarpıyor. “Böyle şeyler filmlerde çok oluyor” diyorum suratımı sol kolumla silerken. “Siktir git” deyip çekip gidiyor. Siktir çekilip gidenlerden oluşturduğum defterime bir tik daha atıyorum. Sayısı iki elimdeki parmakları geçiyor. Çok olmuş diyorum kendime, barmen hatun çok oldu bu diyor. Oha sayısını sen nereden biliyorsun diyorum. Bir şey anlamıyor. “Yüze su çarpmalar filan bu kadarı çok, neden tepki vermedin” diyor. “Çünkü haklı” diyorum. Elindeki işi bırakıp yanıma geliyor. Burnuyla burnum arasında bir karışlık aralık ya var ya yok. Öpüşeceğiz hissine kapılıyorum birden. Birkaç hormonum harekete geçiyor. Tam o ara Can Gox – Unutma Beni çalıyor. Gençliğimden bir yere ulaşıp orada sıkışıp kalıyorum. Lise zamanı bir yandan Müslüm Gürses dinleyip diğer yandan porno izleyip otuzbir çektiğim o vakitler. Değişik bir hazza kapılıyorum. Başım eğik, gözlerim devrilmiş. Kulak mememe kadar gelip bir şeyler fısıldıyor. İçim kamaşıyor. Şurada dön sikicem seni dese domalıcam, o derece.

“Arkanda, seni izliyor – gitmedi bir yere” diyor.

Üzülmekle sevinmek arasında bir yerlere sıkışıyorum yine. Dönüp bakıyorum. Boynunu bir martı gibi büküp alt dudağını yiyor yine. Bakışımdaki fırçanın farkına varıp yemeği bırakıyor dudağını. Huyumu sikeyim, ben birine sahiden inandığım zaman ezberliyorum artık alışkanlıklarını, siktiğimin insanlarını izleyip yorumlamam bir yana dursun değer verdiğim kişiler konusunda titizlenirim. Beni hep öyle arkada izledi mi, hangi ara gitti de geri geldi hiç bilmiyorum. Tek görebildiğim yanında bizim Kürt Ercan’ın da olduğu. Ercan’ın en önemli özelliği kötü günlerde ortaya çıkması. Düğünlerde, cenazelerde, borç harç olunca filan.. yani Ercan’ı gördün mü anla ki kötü günündesin. Bazen düşünürüm bu adam benim yarattığım bir hayali karakter de başım sıkışınca mı bir ortaya çıkıyor diye.

 

Ercan geliyor yanıma, alttan alttan soruyorum

“Lan olum kızı ben bir aydır tanıyorum, hangi ara tanıdı seni de çağırdı.”

Asiye suratını asıyor, “bir ay ya, tabi bir ay.”

Ercan kolumu sıkıyor. “Ne bir ayı hayvan, Asiye lan o bizim Asiye.”

Bakıyorum suratına, hakikaten Asiye bu. Adını söylüyorum.. Asiye.. Asiye.. Her seslenişimin ses tonu bir haykırış gibi.. bir damla göz yaşı oluşuyor, Asiye’ye sesleneşimle birlikte sözcükle çıkıyor. Sözcüklerimde gözyaşı taşıyorum lan, tuzlu tuzlu. Sesim yanıyor.

“Özür dilerim” diyorum soda şişesine soktuğum işaret parmağımı delikten çıkarmaya çalışırken.

“Asiye yardımcı olacak sana” diyor Ercan. Kürt Ercan. Amını ızdarıbını siktiğim. Her başım sıkıştığında hızır gibi yetişmek zorunda mı.  Parmağımdan çıkmıyor şişe. “Benim yardıma ihtiyacım yok” deyip barın tezgahının oradaki duvara vuruyorum. Şişe kırılıyor ama üst taraf sıkıştığı yerde hala sabit. Ben olsam bana gülerdim ama gözlerdeki dehşet verici ifadeyi fark ediyorum. Acıyorlar bana. Bu birilerine acımanın bakışı.

“Elin kanıyor” diyor Asiye. Yüzüne ilk kez o zaman dikkatli bakıyorum. Elmacık kemiği, elmacık kemiğiyle arasında uçurumlar olan havaya kalkık burnu. Gözleri… Yeşil desem değil, lacivert hiç değil. Bir hırıltıyla bakıyor insana. Ürkütüyor.

“Asiye” diyorum Ercan parmağımdaki soda şişesini çıkartırken.

“Ben seninle karşılaşacağımı bilseydim başka türlü yetiştirirdim kendimi.”

Duruyoruz burada, öylece.. sadece durmak için durmuyoruz. Ne bileyim, oradaki o duraksamada bir anlam, bir mantık var… Az önce kurduğum cümle benden çıktı zannediyor. Sultan Makamı dizisini izlemediği için şükrediyorum. Çünkü gülüyor. Sahipleniyorum, sahip çıkıyorum. Gülsün istiyorum, gülsün. O gülünce Ercan yok oluyor. Panikliyorum. “Asiye” diyorum, “Az önce yanında biri vardı dimi, bizim Ercan; Kürt Ercan.”

“Vardı ya diyor yanıma iyice yaklaşıp. Sen söyledin bana çağır diye.”

“Haa tabi ya, ben çağırttırdım” diyorum olayı hatırlamasam da hatırlamışım gibi..

“Neden” diyor sonuna bir kip koymadan. Biliyorum, orada soru işareti de ünlem de aynı anda var. Üzerime üzerime yağıyor o kipler, kaçmak istiyorum.. Asiye kolunu koluma kelepçelemiş; sıyrılamıyorum.

“Gel başımın belası, gel” diyor.

Çıkıyoruz oradan. Hava kömür gibi… rengi de kokusu da. Kör eden bir karanlık bu, leş kokuyor. Asiye’nin saç rengini o zaman fark ediyorum. Maviyle yeşilin karışımı bir şey. Ercan gibi o da her griye döndüğümde rengarenk haliyle karşıma çıkıyor.

Kolunu koluma kenetliyorum.

“Hadi sana kokoreç ısmarlayayım” diyorum.

“Ayran benden” diyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ahmet Haşim’in Yaşamı ve Sanatı | Meme..Memet Fuat
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Huriye Tibet

26 Ocak 2025

Bir Umut

Uyuşan sol ayağını hafifçe kaldırdı. Aynı ana denk gelen frenle sendeledi ama düşmedi. Yanındakine abandı sadece. Zaten hiç kimse düşmemişti. Birbirine omuz atmıştı herkes. Kanıksanmış birkaç homurtu duyuldu o kadar.  Gençler tek elleriyle telefonlarına bakmaya devam ediyor, diğerleri boş gö..

Devamı..

Mama

E. T. Özkurt

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024