1970’li yılların başında Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, ağa bağlı teleks makinelerini kullanan ve algoritmik karar alma mekanizmalarının erken bir örneği olan Cybersyn Projesi’ni kurmaya çalışmıştı.
Teknoloji devleri Meta, Google ve X’in patronları, Donald Trump’ın yemin töreninde en ön sıradaydılar ve bu özel muamele Beyaz Saray’la teknoloji şirketleri arasındaki yakın ilişkiyi bir kez daha vurguladı.
Meta’nın patronu Mark Zuckerberg, törenden birkaç hafta önce yaptığı açıklamada, “sansür uygulama maksadıyla dünyanın dört bir yanında Amerikan şirketlerinin peşine düşen hükümetlerle baş edebilmek için Başkan Trump ile birlikte çalışmaya” söz verdiğini belirtti.
Zuckerberg ayrıca Avrupa Birliği ve Latin Amerika ülkelerinin getirdiği kısıtlamalardan bahsetti ve sosyal medya devlerini yasal olarak bazı yükümlülükler altına sokarak söz konusu ülkelerdeki faaliyetlerini sınırlandıran düzenlemeleri eleştirdi.
Bu arada Latin Amerika, demokratik kurumlarını teknoloji şirketlerinin ve bilhassa sosyal medya devlerinin suistimalinden korumak için gerçekten çok hızlı hareket ediyor. Mesela Brezilya hükümeti tarafından hazırlanan ve sosyal medya kanalıyla sahte ve yanlış bilginin yayılmasını engelleme maksadı taşıyan “Sahte Haber Yasa Tasarısı” bunlardan biri. Google’ın güçlü muhalefetiyle karşılaşan tasarı şu an hâlâ kongre tarafından değerlendirilme aşamasında. Bir başka örnekse Ağustos 2024’te Brezilya Yüksek Mahkemesi’nin 2022 seçimleriyle ilgili vermiş olduğu karar. Bu karar uyarınca seçim sürecinde yanlış bilgi yaydığı tespit edilen sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilirken ünlü sosyal medya platformu X, Brezilya yasaları gereğince yerine getirmesi gereken bazı yükümlülükleri yerine getirmediği ve yerel bir hukuk sorumlusu görevlendirmediği için geçici olarak yasaklandı. Ülkedeki faaliyetine devam etmek isteyen platform hem 39, milyon sterlinlik para cezasını ödedi hem de Brezilya yasalarının kendisinden talep etmiş olduğu üzere yerel bir hukuk sorumlusu belirledi.
Aslında söz konusu mahkeme kararı, Brezilya’nın demokrasiyi korumak ve teknoloji ya da sosyal medya kullanımından kaynaklanabilecek olası aksaklıkları minimuma indirmek için yürüttüğü çok daha geniş çaplı bir politikanın parçası.
Baskının son aylarda artmasının sebebiyse dönemin başbakanı Jair Bolsonaro’nun sosyal medyayı 2022 seçimleri öncesinde yanlış bilgi yaymak, demokratik kurumlara saldırmak ve 8 Ocak 2023 tarihinde hükümet binalarına düzenlenen saldırılar için destekçilerini hareket geçirmek amacıyla kullanması.
Rakiplerini itibarsızlaştırmayı hedefleyen Bolsonaro, dijital platformları kullanarak sahte seçmen sahtekârlığıyla ilgili bir dizi iddianın yayılmasını sağladı. Hızla yayılan yalan haberlerin komplo teorilerini tetiklemesi ve ufak çaplı protestoların şiddet olaylarına dönüşmesi sebebiyle Brezilya Yüksek Federal Mahkemesi bu konudaki düzenlemeleri sıkılaştırdı ve seçime ilişkin kanıtlanmamış iddiaların platformlardan kaldırılması için karar çıkardı.
Fakat Latin Amerika’daki düzenleme çabaları sosyal medyanın çok daha ötesine uzanıyor. Kolombiya, Ekvador ve Şili’de şu an yapay zekâ düzenlemeleri gündemde. Yapay zekânın artılarının yanı sıra eksileri de dikkate alınıyor ve özellikle insan haklarıyla çevre üzerinde yaratacağı olası etkiler inceleniyor.
Şu an Şili, düşünceleri, duyguları ve bilişsel süreçleri okuyarak kişiyi manipüle edebilen beyin-bilgisayar arayüzlerine karşı önlem alan ve anayasasında “nöro-hakları” tanıyan ilk devlet. Gelişmekte olan bu teknolojiler elbette tıpta yahut başkaca bilimlerde kullanılabilir ancak sınırlandırılmadığı takdirde mahremiyet ihlaline yol açacakları, ayrıca bilişsel haklara ilişkin bir dizi etik kaygıyı da beraberlerinde getirecekleri unutulmamalı.
Sosyal medyanın ya da başkaca teknolojik gelişmelerin toplum üzerindeki etkisini sürekli gündemde tutan Latin Amerika liderleri, küresel teknoloji devlerine meydan okumakta ısrarcılar. Şili devlet başkanı Gabriel Boric, Elon Musk’ın radikal sağa olan yakınlığını eleştirirken Brezilya devlet başkanı Lula de Silva, “Sırf zengin olduğu için kimsenin Elon Musk’ın sağcı şımarıklıklarına katlanmak zorunda olmadığını,” söyledi. Brezilya’nın First Lady’si Janja Lula de Silva ise sosyal medya düzenlemelerine ilişkin küresel bir zirvede çok daha doğrudan konuştu: “Senden korkmuyorum, siktir git Elon Musk.”
Otoriterliğin tarihi
Siyasi gücün, demokrasiyi baltalamak için kullanılan bir aygıta nasıl dönüştüğünü çoğu Latin Amerikalı gayet iyi bilir. Zira 1970’li ve 1980’li yıllarda askeri diktatörlüğü bilfiil yaşayan Şili, Arjantin, Brezilya ve Uruguay’da işletmelerin büyük bir kısmı bu baskıcı rejimlerin yanında yer aldı.
Şili’de 1973 yılında darbeyle iktidara gelen Augusto Pinochet, Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim alan bir grup Latin Amerikalı ekonomistin yardımıyla bütün endüstrileri özelleştirdi ve sosyal güvenceyi en aza indirdi. Bütün bunlar olurken en ufak halk hareketleri bile şiddet kullanılarak bastırıldı, binlerce muhalif hapse atıldı ve işkence gördü.
Oysa 1970’li yılların başında Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, ağa bağlı teleks makinelerini kullanan ve algoritmik karar alma mekanizmalarının erken bir örneği olan Cybersyn Projesi’ni kurmaya çalışmıştı. Bu proje sayesinde verimli bir ekonomik kalkınma sistemi oluşturulacak ve Şili’nin yabancı şirketlere olan bağımlılığı en aza indirgenirken devletin ekonomi üzerindeki kontrolü artırılacaktı. Fakat Cybersyn, Pinochet’yi iktidara getiren ABD destekli asker darbe sonrasında tamamen rafa kaldırıldı.
Bugün Latin Amerika, 1970’li yıllara nazaran kendisini çok daha iyi koruyor olabilir. Son G20 zirvesinde, sosyal medya ve yapay zeka düzenlemeleri konusunda oturumlara liderlik eden Brezilya hem kendi konumunu oldukça iyi bir biçimde kullandı hem de Silikon Vadisi’ndeki devlerin taleplerine karşı koyacak bölgesel bir irade olduğunu gösterdi.
Fakat bu ülkelerin karşı karşıya olduğu ekonomik baskı düşünüldüğünde asıl mesele hâlihazırdaki duruşlarını koruyup koruyamayacakları. Eğer başarılı olurlarsa Latin Amerika dünyanın geri kalanı için iyi bir örnek olmakla kalmayacak aynı zamanda bu şirketlerin baskısı karşısında bir denge rolü üstlenecek.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






