Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Nisan 2025

Kitap

Kaygı Robotu: Çocukların Kalbindeki Sessiz Çığlık

Tuba Karamuklu

Paylaş

0

0


Biz ne zaman neşemizi kaybettik? Belki de çocukların kaygıları üzerine bu kadar az konuşmamızdan.

Günümüz ebeveynlerinden biri olarak, bugünün ebeveynlerinin maruz kaldığı baskıların çocuklara da doğrudan yansıdığını fark ediyorum. Bu da haliyle, kaygılı anne babaların kaygılı çocuklar yetiştirmesine yol açıyor.

Daha doğumdan itibaren, yapılması ve yapılmaması gerekenlerin yer aldığı listeler adeta elimize tutuşturuluyor. Doğum biçiminden kullanılacak emziğe, okunacak kitaplardan gidilecek oyun gruplarına kadar her şey "to do list" mantığıyla önümüze seriliyor. Listeye atılan her tik, anne babaların içini biraz olsun rahatlatıyor. Ancak çocuk büyüdükçe sorumluluklar da büyüyor. Özgüvenli, kendi kendine yetebilen, öz bakım konusunda becerikli, nazik, meraklı bir çocuk yetiştirmek istiyoruz. Bunca emeğin karşılığında bu beklenti çok da haksız görünmüyor!

Ancak bu yoğun çaba, beraberinde bir kavram karmaşasını da getiriyor. Sosyal medyada ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili paylaşımlarını ilgiyle takip ediyorum. Bir annenin paylaşımı hâlâ aklımda: Çocuğunu parka götürüyor, başka bir çocuk onun çocuğunu itiyor ve anne bu durumu "akran zorbalığı" olarak nitelendiriyor. Oysa burada durup düşünmemiz gereken çok şey var: Bahsedilen çocuklar kaç yaşında? Bu bir oyun içi heyecanla mı gerçekleşti? Davranışın bilinçli bir yönü var mı? Tekrarlayan bir durum mu?

Akran zorbalığı, iki üç yaşındaki bir çocuğun bir başkasının elinden oyuncak alıp onu itmesiyle açıklanamaz. Çocukların sinir sistemlerinin hâlâ gelişme aşamasında olduğunu, dürtü kontrolünü zamanla öğrendiklerini, üstelik benmerkezci yapıların bu yaşlarda baskın olduğunu unutmamalıyız. Bu yaşlardaki davranışları, gözlem ve sabırla değerlendirip gerçekten bir sorun varsa müdahale etmek gerekir. Akran zorbalığını doğru tanımlamak, çocuğun davranışının arkasındaki sebebi anlamaya çalışmak, sadece çocuğu değil toplumu da iyileştirir.

Toplumda –hatta dünyada– yaygın olan akran zorbalığına dair haberleri okudukça, “Masumiyetimizi ne zaman kaybettik?” diye sormadan edemiyorum. Ben dizleri kanaya kanaya sokakta büyüyen bir çocuktum. Ağaçlara tırmanır, düşer kalkar, bisiklet zincirini takarken parmaklarımızı sıkıştırır ama yılmazdık. Annemiz yakınlarımızda bir yerlerdeydi ama bizim dünyamız sokakta, arkadaşlarımızlaydı.

Bugün, bu satırları kaleme aldığım bir nisan sabahında, çocukluğumun 1 Nisan’larını düşündüm. Şaka demekti bizim için 1 Nisan. Diş macunu sürülmüş bisküviler, gülüşmeler, annemin defalarca uyarılarına rağmen yaptığım yaramazlıklar... Biz bu kadar basit şeylerle eğlenebilen çocuklardık. Peki, bugün bizim yetiştirdiğimiz nesil neden neşeye bu kadar uzak?

İşte bu sorular zihnimde dönerken, Simon Packham’ın kaleme aldığı ve Genç Timaş etiketiyle Mart 2025’te yayımlanan Kaygı Robotu ile tanıştım.

Kitabı soluksuz okudum. Başkahraman Josh’un hikâyesi beni çok etkiledi.

Josh’un Dünyası: İçine Dönük, Kırılgan, Gerçek

Josh, altıncı sınıfa giden kırılgan bir çocuk. Çok sevildiği bir ailesi, onu her konuda destekleyen bir öğretmeni ve öngörülü, özgüvenli bir kız kardeşi var. Ancak Josh, her şeyden kaygılanıyor. Özellikle de sınıf arkadaşlarından birinin zorbalığıyla karşılaştığında, tüm içsel dengesi bozuluyor.

Zorbalık, kitabın merkezinde önemli bir yere sahip. Josh, evine davet ettiği Lottie adlı bir kız tarafından aşağılanıyor. Lottie, sadece sözlü değil; tiyatro gösterisinde de Josh’u hedef alarak onun sahnede kaygıdan kusmasına neden oluyor.

Tam bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken, annesinin işi nedeniyle şehir değiştirmek zorunda kalıyor. Yeni okul, yeni arkadaşlar, yepyeni bir düzen… Ve Josh’un sıra arkadaşı: Okul reddi yaşayan, bu yüzden fiziksel olarak derse katılamayan ama bir robot aracılığıyla sınıfa dahil olan Charlie.

Charlie, tıpkı Josh gibi kırılgan ama duyguları anlamakta ve adım atmakta daha cesur… Başlangıçta iletişim kurmakta zorlanıyor ama Josh’un iç dünyasını fark ettikçe ona destek oluyor. Aralarındaki bağ giderek güçleniyor ve Charlie, yalnızca Josh’a yardım etmekle kalmıyor; aynı zamanda kendi geçmişiyle de yüzleşip bir tür içsel dönüşüm yaşıyor.

Josh’un yaşadıkları, aslında birçok çocuğun yaşadıklarının bir temsili. Bir arkadaşın ihaneti, sahnede yaşanan bir anksiyete krizi, yalnızlık ve anlaşılmama hissi...

Yazım için daha önce sizlere yönelttiğim soruyu yinelemek istiyorum: Biz ne zaman neşemizi kaybettik? Belki de çocukların kaygıları üzerine bu kadar az konuşmamızdan. Belki sosyal medyada onları yetişkin bakışıyla değerlendirmemizden. Belki sokakları, oyunları, güven duygusunu çok erken terk ettiğimizdendir.

Son Söz: Okunmalı, Konuşulmalı, Anlaşılmalı

Kaygı Robotu, sadece Josh’un değil, her çocuğun sesi olabilecek bir hikâye. Zorbalığı, duygusal yalnızlığı, okulda görünür olmanın ne kadar zor olabileceğini anlatıyor.

Yalnızca çocukların yaşadığı kaygıyı değil, bu kaygının nereden kaynaklandığını, çevrenin ve olayların bunda nasıl etkili olduğunu da anlatıyor.

Çocuklara empati kurmayı, duyguları anlamayı, zorbalığın ne kadar yıkıcı olabileceğini ve birinin yanında olmanın nasıl iyileştirici olabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda yetişkinlere de çocukların kaygılarını hafife almamaları gerektiğini hatırlatıyor.

Çünkü bazen bir robot bile bir çocuğun kaygısını anlar. Ya siz?

Sabırla, dikkatle ve empatiyle okumanız dileğiyle…

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bunlar 3,5 yıl boyunca günde 10 saat ç..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ayzer Bilgiç

20 Şubat 2026

Bir Ölümsüzlük Meselesi

Yazarların özel hayatlarıyla pek ilgilenmem. Onları yazdıklarıyla tanımak, bilmek, yazım tekniklerini anlamaya çalışmak daha fazla ilgimi çekiyor.Georgi Gospodinov’u başucu yazarım ilan ettim. Şu aralar onun yazdıkları bana çok iyi geliyor. İlk olarak yaklaşık üç yıl önce Zama..

Devamı..

Minimal Takı Sevenlere Özel Hediye Fik..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024