Kim Suçlu?
30 Eylül 2018 Öykü

Kim Suçlu?


Twitter'da Paylaş
0

Yargılı çifti evinde güneş batmak üzereyken Rıza ve Ayla son hazırlıklarını yapıyorlardı. Her akşam cübbelerini giyip salonda oğullarını bekleyen Ayla hanım ve Rıza bey, yine kıyafetlerini giymek için odalarına çekilmiş, süsleniyorlardı.  Rıza bey aynaya bakıp kır saçlarını düzeltmekle meşgulken Ayla hanım daha ciddi bir ifade takınmak için göz kalemi sürüyor, arada bir kaşını kaldırıp aynaya sert sert bakıyordu ki tam o sırada,

“Ben hazırım, ya siz?” diye yan odadan çağrıldı. Göz kalemiyle işini bitirmek üzereyken, “Ben de hazırım Rıza bey,  buyrun yerimize geçebiliriz,” dedi. Çiftimiz evin holüne doğru yönelecek, bir gün önceden cilaladıkları ayakkabılarını  giyip beklemeye koyulacaklardı. Özenle giydikleri cübbe ve pırıl pırıl ayakkabılarıyla çok şık olmuşlardı doğrusu.

Rıza bey salona girerken  centilmence buyur etti Ayla hanım’ı. Bugün de odaya geçip henüz gelmeyen oğulları Ali’yi bekleyeceklerdi. Kendi aralarında çok iyi anlaşırdı Yargılı çifti, neredeyse hiç tartışmazlardı, çünkü kurallar belliydi. Dolabın üstünde, banyoda, tuvalette madde madde uyulması gerekenler yazıyordu, lakin yedi yaşındaki Ali bu kurallara henüz alışamamış, kendi kurallarına uyulması için anne ve babasıyla sürekli tartışır, çoğunlukla tartışmanın da mağlubu olurdu.  Rıza bey berjerin önüne gelerek, “Buyrun Ayla hanım,” der, o oturmadan kendisi oturmazdı. Yan yana konuşlanmış berjerlerin pembe olanında Ayla hanım, mavi olanında ise Rıza bey otururdu. Berjerin tam karşısında kare şeklinde bantlanmış bir alan vardı her daim. Bu alan da Ali’ye aitti. Ayla ve Rıza evin salonunda asılı duran büyük, gri saatin 7’ye vurmasını telaşlı gözlerle izledi ve işte saat tam 7.

“Rıza bey bakınız yine geç kaldı oğlumuz.”

“Evet Ayla hanım maalesef, diyorum ki şartlı ceza verelim, nitekim dün akşamki yüzünün ifadesine bakılırsa Ali bize çok kızmış. Belki de protesto etmek için geç kaldı.”

 “Evet, haklısınız. Yalnız ben size katılmıyorum. Sayın Ali kızacak diye maddeleri esnetemeyiz. Kaldı ki sokakta, mahallelinin sevmediği Erkan’la oynamasına da göz yummamak gerekir. Rica ederim net durunuz Ali’ye karşı. Söylediklerimi anlıyorsunuz değil mi?”

 “Tabii ki Ayla hanım,” dedi cübbesini düzelterek.  

Ali okul çantası sırtında saçı başı dağınık, yorgun bir şekilde evin kapısında durdu, çantasını yere indirdi. Evin anahtarını aradı. Ailesinin içerde olduğunu biliyordu Ali, fakat kurallara göre her zaman anahtarımız yanında olmalı ve kapıyı kendimiz açmamız gerekirdi.

“Of!” dedi Ali, “her zaman bu kurallara uymak zorunda mıyım, ne vardı şimdi kapıyı açsalar?”

Anahtarı buldu, yavaşça çevirdi kapıyı ve içeri girdi. Ayakkabılarını çıkardı, formasını çıkarmak üzere odasına gitti. Pijama takımını giydi, ellerini yıkadı, salona doğru yöneldi.

“Herkese iyi akşamlar,” dedi Ali.

 “İyi akşamlar.” diye aynı anda tekrarladı ailesi. Geç geldiğinin farkındaydı, hemen kare alana yöneldi, savunmaya geçti.

 “Sayın anne ve sayın babam…”

“Pardon, sayın Ali pijamanızı düzeltir misiniz?” dedi Ayla hanım.

“Tabii ki teşekkür ederim,” dedi, penyesini eşorfmanın içine soktu ve düzeltti. “Evet, sayın anne ve sayın baba, bildiğiniz üzere bu saate kadar dışardaydım, canım top oynamak istedi, oynadım. Sizi anlıyorum. Mesleğinizin zorlukları var biliyorum, gün içinde çok zor şartlarda çalışıyor, davalardan davalara koşturuyorsunuz, hiç rahat edemiyorsunuz ancak gelin görün ki bu kurallara uymak için henüz çok erken yaşta olduğumu sizlere belirtmek isterim.” Derin bir nefes aldı, biraz da abartarak devam etti. “Sizin hassasiyetlerinize göre çözüm; masada, dolapta, tuvalette ve mutfakta madde madde belirtilen emirler değildir.”

Rıza bey söze girdi. “Haddinizi aşıyorsunuz sayın Ali. Lütfen adalet karşısında olduğunuzu unutmadan daha dikkatli konuşun.”

“Özür dilerim,” dedi Ali, kendini tutamayıp ağlamaya başladı. Ayla hanım, Rıza bey’e baktı. Rıza bey, sakin olun der gibi bir işaret yaptı. Katıla katıla içini çekiyor, kendine ayrılmış alandan dışarı çıkmadan salya sümük ağlıyordu. Hıçkırıkları bazen çok sesli bir patlama dönüşüyor bazen de sessizleşiyordu. Olup bitenleri bir süre izledi Ayla ve Rıza. Bu kez ciddi miydi, oyun muydu anlamamışlardı.

“Daha fazla dayanamayağım ben,” diyen Ayla hanım, Rıza bey’in elini tutup müdahale etmesine aldırış etmeden davrandı. “Canım oğlum, biz sana neler yaptık böyle.”

“Ayla hanım bırakın Ali’yi ve yerinize oturun. Hem henüz kararımızı bildirmedik. Siz de şımartırsanız olmaz ki canım. Ne anladık o zaman, hani kurallar?”

“Cani adam! Ne kuralı, sen hiç çocuk olmadın mı? Dışarı çıkıp arkadaşlarınla oynamadın mı, oyuna kaptırmadın mı kendini. Yazıklar olsun senin gibi birine. Ne olmuş yani eve geç geldiyse, başına bir şey gelmemiş ya.”

“Lütfen berjerinize oturunuz yoksa ikinizi de…”

Hiç umursamadan, “Ne yapacaksın, söyler misin? ” diyerek Ali’ye sarıldı ve oğlunun gözyaşlarını silmeye, cebinden peçete çıkarıp burnunu temizlemeye başladı Ayla hanım.  Sonra da Ali’nin kulağına bir şeyler fısıldadı. Yüzüne gülümseme gelmişti Ali’nin, hoplaya zıplaya kare alandan çıktı. Ana oğul birlikte işe koyuldular. Tuvaletteki kuralların yazılı olduğu kâğıdı yırttı Ali, mutfakta kuralların yazılı olduğu kağıdı yırttı Ayla hanım. Diğer kâğıtları da yırtıp bir güzel kuralsız yaşamanın tadını çıkaracaklardı ki Ayla hanımın aklına bir şey gelmişti,

“Aliciğim şimdi sana sevdiğin domatesli makarna yapacağım. Sen de domatesleri rendelersin, hem istediğin kadar batırabilirsin ortalığı. Ne de olsa artık kurallar yok, ne zaman istersek temizleyebiliriz, olur mu canım benim?” diye sordu keyifli keyifli. Uzun süreden beri ilk kez kendini bu kadar iyi hissediyor, daha rahat düşünüyor ve hareket ediyor gibiydi Ayla hanım. Ali için de yelkenler suya inmiş, ev, hapishane olmaktan çıkmıştı. Rıza bey büyük, gri saatin karşısında, mavi berjerinde elini başına koymuş oturuyor kara kara düşünüyordu,

“Peki şimdi ne olacak?” diye sormuştu sesli bir şekilde ama ondan başka kimse duymadı bu soruyu. Odaya yayıldı soru ve gitti. Domatesli makarnayı da yemedi, yarın erken gidip davaya yetişmesi gerekiyordu. Yatağına doğru dalgın dalgın yürüdüğünde hiçbir şey hissetmiyordu.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR