Peki nasıl oldu da Yaggy, sadece tasarladığı materyallerle bunca kazanç elde edebildi?
Levi Walter Yaggy’nin Geographical Study (1887) isimli çalışması adeta bir Matruşka bebeğini andırır. Deri kayışları, pirinç tokalarla tutturulan ağır, ahşap bir kutu gelir önünüze. Kutunun içinden bir yığın karmaşık çizim, harita ve bunların nasıl kullanılacağını anlatan bir kılavuz çıkar. Haritaların her biri, altmış ile yüz yirmi santim arasında değişen boyutlarıyla neredeyse ufak bir halı boyutunda. Biri hariç hepsi kalın kâğıda, o zamanlar pahalı bir yöntem olduğu bilinen kromolitografiyle basılmış. İstisna olan bu biri ise, doğrudan taşıma çantasına yerleştirilen alçı ve kâğıt hamurundan yapılmış kabartmalı bir Amerika Birleşik Devletleri haritası. Dünyanın ve evrenin geri kalanını tasvir eden haritalar, Rocky Dağları tarafından buruşturulmasınlar diye özenle paketlenmiş.
Yaggy’nin Haritaları’ndan bir kısmı iki boyutlu basit posterlerken diğerleri farklı katmanlardan oluşan ayrıntılı çizimler içeriyor. Örneğin Physical Geography’nin yüzey kısmı nehirlerle tarlaların oluşturduğu pastoral bir küre görünümüne sahipken köşeye yerleştirilen yanardağ dikkat çekiyor. Perçinli metal tırnakların ayarlanmasıyla bu sahne ortadan kalkıyor ve yerine, madencilik gibi çeşitli yer altı faaliyetlerinin tasvir edildiği farklı bir görünüm geliyor. Venedik mağaraları, Kentucky’de bir mağara, bunlara ek olarak kuvars, tuz ve kömür madenleri.
Bu katmanın altında farklı bir katman daha var: yeryüzü tabaklarını yaşlarına göre sınıflandıran, sonbahar tonlarıyla renklendirilmiş bir diyagram. Ve son olarak, onun altında beliren su kütlesi; tek gözlü bir ahtapot, seyir halindeki denizanaları, mercanlar ve renkli balıklardan oluşan devasa bir akvaryum. Yaggy’nin Gezegenler Sistemi ise çok daha karmaşık. Mevsimleri ayarlamak için kadranlar var ve haritanın çizili olduğu yarı saydam ketenin arkasına bir ışık kaynağı konduğunda takım yıldızların yerleşimi ortaya çıkıyor. Kutunun içi, güneş tutulmasının evrelerinden Ay’ın farklı görünümlerine kadar sürprizlerle dolu. Göklerin Haritası ismini taşıyan en iç katmansa gece göğünü hayvanlar ve tanrılarla donatıyor.
Levi Walter Yaggy’nin asıl işi haritacılık değildi. Daha çok iş adamı olarak tanınan Yaggy aynı zamanda bir mucit, yazar, konservasyon sorumlusu ve içki karşıtı bir Presbiteryendi. Chicago’da kurduğu ve ticari yayıncılıktan ziyade aboneliğe dayalı bir sistem yürüten Western Publishing isimli şirketiyle kayda değer başarılar elde etti. Zira daha alt bir kültüre hitap eden ve kapı önü satışa dayanan ciltler o sıralar önemli bir getiri sağlıyordu. Western tarafından yayımlanan ve Yaggy’nin kendisinin de yazarlarından biri olduğu The Royal Path of Life: Or, Aims and Aids to Success and Happiness (1876) tuhaf bir biçimde en çok satanlar listesine girdi ve neredeyse otuz yıl süresince sekiz yüz binden fazla sattı ki, bu sayı o zamanlar Chicago, Baltimore ve New Orleans nüfuslarının toplamından fazlaydı.
Yaggy elde ettiği bu başarının tadını çıkardı. Farklı bölgelerde onlarca mülk alıp sattı, Chicago Belediye Başkanı’nın yaşadığı sokağın hemen aşağısında kocaman bir ev inşa etti, hatta İsviçre’de gördüğü bir labirentin etkisiyle evin etrafındaki araziye bu labirentin bir benzerini yaptırdı. Lake Forest College’ın mütevelli heyet üyesi olan Yaggy’nin üç çocuğu da Yale de öğrenim görürken o, bir yandan kitap yazmaya devam etti öte yandan öngörülü patent başvurularında bulundu. Üstelik bu patentler yalnızca haritalar, çizelgeler ve farklı eğitim araçlarıyla ilgili değildi. Erken dönem bir satış otomatı, bir rototiller ve ödüllü bir besi makinesi. Kansas’ta Yaggy’nin ismini taşıyan hayalet bir kasaba vardır ve geçmişte ormansızlaşmanın alternatifi olarak görüldüğünde geniş araziye bir milyona yakın kara meşe dikilmiştir.
Peki nasıl oldu da Yaggy, sadece tasarladığı materyallerle bunca kazanç elde edebildi? Her şeyden önce eğitim materyallerini satabileceği bir pazar oluşturmalıydı. Geographical Study’nin maddi değeri yaklaşık iki bin dolara tekabül ediyordu ve hedef kitlesinin içinde zengin okullar kadar hasat zamanı kapanan, tek odadan ibaret okullar da vardı. Üstelik Amerikan şehirlerinin çoğu, halk kütüphanelerinden bile yoksundu. Ama Yaggy her şeyden önce bir tacirdi ve kendine parlak bir satış mottosu buldu: çağdaş pedagojiyle yetişen öğretmenlerimiz en iyi eğitim araçlarını hak ediyor. Hazırladığı reklamlarsa eğitimde devrim meselesini vurguluyor ve ardından soruyordu: ne demeye eski kalıpları takip edelim? Yaggy kendi haritalarını her fırsatta yeni eğitim sistemleriyle ilişkilendirdi, okullarda yaptığı tanıtım konuşmalarında doğrudan gözlem yapmanın önemine dikkat çeken usullere değindi. Zira o da tıpkı Emma Willard, Ellen Harding Baker, Edward ve Orra Hitchcock gibiydi ve öğrenmenin ancak merak etmekle mümkün olduğuna inanıyordu.

Aslında haritalar kendi alıcılarını kendileri buldu. Seti ısmarlayan öğretmenlerden biri haritaların “kesinlikle muhteşem”, “tamamen benzersiz”, “dahiyane”, ve “bir gözlemevindeki teleskop kadar gerekli” olduğunu söylüyor ardından peş peşe başka siparişler geliyordu. Harita seti Utah, Kuzey Carolina, Nevada, Missouri, Maryland, Kuzey Carolina gibi nispeten uzak bölgelerde bile satıldı. Fakat ne yazık ki, her yıl düzinelerce elin dokunduğu bu haritaların pek azı günümüze kadar ulaşabildi.
Geographical Study elbette çok sayıda hata ve önyargı içeriyor. Fakat bu hataların çoğu son yüzyılda yapılan araştırmalarla açıklığa kavuşan konularla ilgili. Mesela kutudan çıkan Öğretmen El Kitabı’nda Kafkas ırkına (beyaz ırk) ilişkin şöyle bir saptama var: dünyanın en yakışıklı, hareketli, bilge ve güçlü insanları. Yaggy’nin en problemli yanıysa çarpıtmaya ve pastişe olan aşırı düşkünlüğü. Ekolojik çeşitliliği sindirilebilir diyagramlara sıkıştırdı ve gerçek yaşamda bir araya gelmesi mümkün olmayan fauna ve topografyaları birbirine karıştırdı Hatta 1893 yılında yayımladığı yeni harita serisinde üç farklı okyanusun canlılarını ortak sulara yerleştirdi ve çölleri ormanlarla sınırlandırdı. Muhtemelen bütün bunları, kendi haritalarını benzerlerinden daha alımlı kılmak için yaptı.
Zira Gaston Bachelard, Mekânın Poetika’sında Yaggy’ninki gibi haritalardan alaycı sözlerle bahseder ve ekler, “okul atlaslarında bulabileceğiniz türden bir Sahra, ancak bir okul çocuğu tarafından çizilebilir bir çöl.” Ona göre bu tür temsiller çöl gibi uçsuz bucaksız yapıları tehlikeli bir biçimde küçültür ve önemsizleştirir. Yaggy’nin dünya tasviri öylesine ufak ve sıkışıktır ki, onlara bakan bir çocuk kendisini yeryüzü karşısında asla küçük hissetmez.







Çeviren: Fulya Kılınçarslan







