Maymun Adası, yazarın külliyatının da en enteresan eserlerinden biri olarak başka bir yerde konumlanıyor.
Gerçek adı Şuci Tsuşima olan Osamu Dazai, 19 Haziran 1909’da Japonya’nın Tsugari Yarımadası’nın yakınlarındaki Kanagi kasabasında doğmuş. Siyaset kökenli bir aileye mensup olan Dazai, bu katı düzen içinden sıyrılmak, biraz da karşı çıkmak için yazar olmaya karar vermiş. Buhranlı yaşamının ilk izleri bu döneme rastlayan Dazai, yazarlığının emekleme dönemindeki idolü Ryunosuke Akutagava’nın intiharı nedeniyle kendini alkole vererek yazmayı bırakmış ve ilk intihar girişiminde bulunmuş. Bu “başarısız” denemeden sonra 20 yaşına geldiğinde Tokyo Üniversitesi Fransız Edebiyatı Bölümü’ne girmiş. Aynı yılın sonbaharında bir geyşayla tanışıp ortadan kaybolmuş ve ailesi tarafından evlatlıktan reddedilmiş. Okuldan da atılan Dazai, elinde tutunacak bir dal kalmayınca Kamakura sahilinde bir kadınla yine intihara kalkışmış. Kadın boğularak hayatını kaybetmesine rağmen Osamu Dazai, bir teknenin kendisini fark etmesiyle kurtarılmış. Kendi imzasıyla ilk öyküsünü 1933 yılında yayımlayan yazar, aradan iki yıl geçtikten sonra bir anlamda, bir “veda” niteliği taşıyan Son Yıllar'ı kaleme almış. Bu defa da kendini asmayı deneyip yine intihara kalkışan Dazai, yine başarısız olmuş. Üç hafta sonra apandisit ameliyatı geçiren ve sonrasında da morfin bağımlısı olan Dazai, sonrasında bir yıl boyunca bağımlılıkla mücadele etmesine rağmen, mecburen akıl hastanesine kapatılmak zorunda kalmış. Bir ay sonra çıkan ve ardı ardına eselerler yayımlayan Dazai, sakin bir sürecin ardından 1947 yılında Batan Güneş'i kaleme almış. 1948’de yazdığı ve neredeyse tüm kariyerini ona borçlu olduğu İnsanlığımı Yitirirken ile ününü katlamış. O yıl içerisinde metresiyle birlikte Tamagava Kanalı’nda intihar ederek yaşamını kaybetmiş.
Bütün dünyada olduğu gibi bizde de en çok İnsanlığımı Yitirirken kitabı ile tanınan Osamu Dazai’nin pek fazla bilinmeyen, farklı türlerde gezindiği Maymun Adası adlı öykü kitabı, İthaki Yayınları’ndan Edanur Adalıoğlu ve Zeynep Ebru Okyar çevirisiyle yayımlandı. Toplam beş öyküden oluşan kitapta Dazai, ucu yine insana dokunan, ancak bu dokunuşu tanıdık Dazai yöntemlerinin dışından çıkarak yaptığı Maymun Adası, yazarın külliyatının da en enteresan eserlerinden biri olarak başka bir yerde konumlanıyor.
Osamu Dazai önce uzak diyarlardaki melankoli bulutlarının üstünde dolaştığı bir adaya götürüyor bizi. Kahramanın buraya nasıl geldiği hakkında bir fikrimiz yok. Ki zaten bu durumu okura bırakıyor yazar. Onun hayal etmesini istiyor. Her yerin aynı kapıya çıktığı bir ada burası. Nüfus çoğunluğunu maymunlardan oluştuğu adanın sakinleri etrafı gözlüyorlar. Yabancıları, kendileri gibi olup da değilmiş gibi olanları. Onlar da bir kısırdöngünün içinde döne döne aynı yerlerde gelip alıyorlar soluğu. Çaktırmadan anlatıyor Dazai burada olup bitenleri. Sanki birileri duyacakmış, görecekmiş de adanın tüm büyüsü bozulacakmış gibi. Sonra gerçekte var olmayan dağ başında bir çayhanede, geçimini babasıyla birlikte bir çay ocağı işleterek sağlayan, bu rutinden yeterince sıkılıp balığa dönüşen bir kızın hikâyesini sunuyor. Ardından kendini aramak için bir trenle yolculuğa çıkan sıradan bir insanın öyküsüyle karşılıyor. Dazai’nin “sıradanlık” şartları ne kadar el verirse, o kadarın tanık oluyoruz. Ölümle bile isteye burun buruna geldikten sonra yaşamın tatlı kollarında kendini bulan başka bir içsel hikâyeyle baş başa kalıyoruz. Son olaraksa, Dazai’nin kendi çocukluğundan bolca anısı olan bir gencin geçmişine doğru yolculuğa çıkıyoruz. Ve kitabı bitiriyoruz…
Maymun Adası, Dazai’nin hayranlarına “Bu kitap neden yazılmış?” sorusunu rahatlıkla sordurabilecek öykülerden oluşuyor. Benim de şahsen sorduğum bu soru karşısında çok da fazla bit yeniği aramamak lazım. Zira kitaptaki tüm öyküler, kendi içinde ayrı bir öykü barındırdığı için kitabın sindirerek okunmaya ihtiyacı var. Üstünkörü de okunup geçilebilecek ve kitaplığınızdaki herhangi bir yere sonsuza kadar açılmamak üzere de koyabilirsiniz, kafanıza takılan yeri açıp arka arkaya yirmi kere okuyup, “Yazar burada ne anlatmak istemiş?” diye de kendinize sorabilirsiniz. Sonuçta Dazai’den bahsediyoruz. Tercih size kalmış…






