Uyum
Renkler diyarında renkler yaşardı. Hepsi birbirinden ayrı ve kopuk. Her renk kendi çevresine yüksek ve kalın duvarlar örmüştü. Ve bu duvarların arkasından birbirlerine bağırıp dururlardı. Ben daha güzelim, ben daha iyiyim, diye. Her rengin kendi taraftarları vardı. Bu taraftarlar, diğer renkleri hiç görmedikleri halde kendi duvarlarının içindeki rengin en güzel renk olduğunu söyleyip diğer renkleri kötülerdi.
Bir gün çok şiddetli bir yağmur yağdı. Sel suları her ne varsa önüne katıp götürdü. Bu yıkımdan renklerin ördüğü koca duvarlar da nasibini aldı. Bu şiddetli yağmur ve selden sonra güneş, tüm sıcaklığıyla yüzünü gösterdi, masmavi gökyüzünde. O sırada renklerin arasındaki duvarlar yıkılmasına rağmen renkler ve taraftarları hâlâ en güzel rengin kendi renkleri olduğunu söyleyip kavga ediyorlardı. Tepelerinde ise gökkuşağı vardı…
Çatışma
Bir gün siyah ve beyaz meydan savaşına çıktı. Savaş ne kadar sürdü hiç bilinmez ama savaş sona erdiğinde kimin kazandığı belli değildi. Meydanda birbirinden ayırt edilmeyen iki gri renk vardı. Buna rağmen siyahın taraftarları “siyah kazandı”, beyazın taraftarları ise “beyaz kazandı” diye alkışlayıp bağırıyorlardı.