Mezun
10 Temmuz 2019 Öykü

Mezun


Twitter'da Paylaş
0

Bir süredir, duygularımı üçüncü sayfa gazete haberi anlatır gibi anlatıyorum. Yahut böyle hissediyorum. Duygularım kör olmuş da bu körlüğü yeni fark ediyorum gibi… Bir zamandan beri sevdiğim bir romanı bir daha, bir daha okuyorum. Sevdiğim bir filmi bir daha, bir daha izledim. Sevdiğim şarkıları da öyle... Duygularım kör sanki, beni duyar mısınız? Hikâyeme katılır mısınız, kendi hikâyenize benzettiğiniz yerden. Belki benzer bir taraf bulursunuz bu körlüğüme. 

Sabah okula gitmek için evden çıkıp otobüs durağına gidiyordum. Serin bir ilkbahar sabahı. Sokaklar insanı dışarı çağırıyor. Mezuniyet balomuzda sarhoş oldum, uyku tutmamıştı sabaha kadar. Bir ara dalınca kırmızı beyaz fonlu, tütün resimli samsun sigara paketleri görmüştüm rüyamda. Başka şeyler de gördüm, hepsi karmaşık şeylerdi, tam hatırlayamıyorum onları ama, Samsun sigara paketi aklımda kalmış. Taze, yeni süzgeçten geçmiş zahter kokusu da duydum sanki, öylece uyandım.

Mezun olmam için son dersin sınav sonucunu öğrenmek için gidiyordum okula.

Annem dört yıl boyunca parasız koymadı beni bu şehirde. Okula başladığım yıl örgü makinesinin başına tekrar oturdu, en son otuz yıl önce oturmuştu. Bebek patiği, şal, kazak, gelin patikleri dikti. Ondan kazandıklarıyla okuttu beni.   

Dün gece güldüm eğlendim, yedim içtim. Savurmadım ama param bitmişti, annemi aradım, duymadı. Ben otobüsteyken görünce döner bana, pek olmaz ama, belki de uyanamadı dedim, dönmedi. İnince aradım, yine duymadı. Yerleşkeye girdim, çıktım, mezun olmuşum artık. Para değilse de anneme bunu söylemeliyim, “Mezun oldum anne, başardık!” demeliyim...

Aramaya gerek kalmadan o döndü. Bir kalabalıktan uzaklaşmış ya da yakınında bir kalabalık varmış gibi sesler geliyordu.

“O sesler ne anne, neredeydin?” dedim.

Mezun olduğumu söylemeye fırsat kalmadı.

Annem hemen öyle telefonu kapatmazdı, “Parayı gönderdim oğlum hesabına. Kutlayalım ama sonra,” dedi ve kapadı telefonu... Allah allah annem nerdeki sabah sabah?

Kapattı telefonu. Anlayamadım. Eve geldim, uyumak istiyorum. Babam aradı,

“Oğlum,” dedi, “bitti mi sınavların?”

“Bitti baba.”

“Deden geçindi sabah. Gelmene gerek yok. Biz defnettik...”

Sonra kapattı telefonu. Olduğum yere oturdum, dalmışım; fark ettim ki ağlamamışım. Annemi de arayamadım. Annemin sesi de ağlamaklı gibiydi, ama benle konuşurken ağlamıyordu…

Annemi akşam arayabildim, ağladı iyice. Konuşamadık, ağladı hep.

Okul bitti, eve döndüm. Dedemin mezarına gittim ama dedem orda değildi. Yabancı biri vardı, tanımıyordum oradakini. Mezarına su döktüm, çam ağaçlarının gölgesi düşüyordu mezarına. Konuşurum, ağlarım diyordum ama oradaki yabancıydı, başka biriydi.

Peki, dedem neredeydi o zaman?

Evinde. Samsun sigarasının dumanları evinin tavanındaki sırıklara ulaşıyor, nenem zahterini yenice süzgeçten geçirmiş, mutfaktan zahter kokusu yayılıyor evin her yerine. Yanına gidersem belki tıraş olmaya gideriz berbere ya da bahçedeki ceviz ağacının altında otururuz. O zaman sorarım:

Dede, ben neden ağlayamıyorum?


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR