Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Nisan 2024

Kültür Sanat

Odysseia Aslında Baltık Denizi’nde mi Yaşandı?

Frank Jacobs

Paylaş

0

0


Odysseia’daki tekneler tıpkı her iki tarafa da yönlendirilebilen uzun Viking gemileri gibi çift pruvalı.

Çeşitli tartışmalara yol açan bir teoriye göre Truva Savaşı’nın yaşandığı yer Finlandiya, Odysseus’un yelken açtığı yerse Danimarka’ydı.

Kenara atılmış bir pelerine sarınmamış olsaydı Odysseus Truva’da soğuktan donarak ölürdü. Kahramanımızın ev sahibi, domuz çobanı Eumaeus bu hikâyeyi işitir ve ne yapması gerektiğini anlayıp Odysseus’a bir pelerin uzatır, zira o gece yine dondurucu bir soğuk hâkimdir. 

Odysseia Destanı’nın bu kısmı kulağa pek de Akdenizli gelmiyor. Felice Vinci, Homeros’un ikiz destanlarına serpiştirilmiş bir yığın benzer anekdot saptadı – bazı kısımlar ne Truva Savaşı’nın anlatıldığı İlyada’daki geleneksel atmosferle ne de Odysseus’un, Truva’nın düşüşünden sonra yaptığı on yıllık yolculuğun anlatıldığı Odysseia ile örtüşüyor.

Nükleer fizik alanında öğrenim gören fizik mühendisi Vinci, tutkulu bir tarih sever olarak bulduğu ipuçlarını birleştirdi ve ortaya çıkan bütün sarsıcı bir ifşaya dönüştü: Antik Yunan mirasının ve dolayısıyla modern Batı kültürünün temel taşlarından olan Homeros anlatıları Güney Avrupa’da, yani Yunanistan ve civarında değil, Kuzey Avrupa’da, Baltık Denizi yakınlarında geçiyor.

odeysseia

Olağanüstü iddialar elbette olağanüstü kanıtlar gerektirir. Zira Vinci de, 1995 yılında yayımladığı Omero nel Baltico (The Baltic Origins of Homer’s Epics) isimli kitabında oldukça ikna edici kanıtlar sunuyor:

Homeros’un çalışmalarında sıklıkla rastlanan iklim anomalileri, örneğin soğuk ve sisli havalar, savaşçıların kalkanlarından tozan kar. 

Çeşitli coğrafi tutarsızlıklar, örneğin daha ziyade geniş Finlandiya Körfezi’ne uygun olan  “geniş hellespont” benzeri atıflar. 

Bir takım topografik bağlantılar – örneğin Truva (Troy), Güney Finlandiya’da yer alan Toijala olabilir ya da Sakız (Chios) Estonya’ya bağlı bir ada olan Hiiumaa, Pylene ise Kuzey Almanya’daki Plön.

Gece savaşlarından bahseden kısımlar ki, böylesi savaşlar ancak Kuzey enlemlerindeki uzun yaz günlerinde vuku bulmuş olabilir.

Ve tekneler, Odysseia’daki tekneler tıpkı her iki tarafa da yönlendirilebilen uzun Viking gemileri gibi çift pruvalı.

Vinci bu tarz kısa parçalardan yola çıkarak anlatıyı yeniden inşa ediyor: Holosen klimatik optimumu esnasında, yani yaklaşık olarak MÖ 7500 ile MÖ 5500 yılları arasında, Kuzey Avrupa şu ana nazaran çok daha ılımandı. Hasat bakımından zengin olan Kuzey toprakları o sıralar hareketli bir Proto-Yunan Bronz Çağı uygarlığına ev sahipliği yapıyordu.

İklimdeki soğumayla birlikte bu uygarlık Güney’e indi ve Yunanistan’a kadar geldi. Tarihte bu hareketlilik Dor İstilası olarak biliniyor. Kuzeyden yeni gelen Dor topluluğu Yunanistan’ın Klasik Dönem öncesi topluluklarının yerini almakla kalmayıp aynı zamanda kendi dillerine özgü yer isimlerini ve zaman içerisinde İlyada ve Odysseia olarak yeniden biçim kazanacak olan sözlü destanların da içinde yer aldığı kendi kültürlerini getirdiler.

odysseia

Şayet bu varsayımları doğru kabul edersek Truva Savaşı aslında İskandinavya’da yaşanan bir muharebeler silsilesi, Odysseia ise bir Baltık macerasıydı. Vinci bir iyilik yapıyor ve destanlarda söz geçen önemli yerleri, Kuzey Avrupa haritasıyla eşleştiriyor. Yine varsayımdan ilerlersek haritadan da görüleceği üzere “Truva düzlükleri” muhtemelen Güney Finlandiya’daydı.

Ve tuhaflık yalnızca Odysseia’nın başladığı yerle sınırlı değil. Odysseus’un seyahati esnasında uğradığı yerler de Akdeniz anlatısıyla uyumsuz. Vinci, Yunan şehri Thebes’i İsveç’in başkenti Stockholm ile Yunanistan’ın klasik ismi olan Hellas’ı ise Estonya ile özdeşleştirir.

Şanlı Atina, bir zamanlar Güney İsveç’teki Karlskrona’da kasabasında kuruluydu: renkli çatılarıyla büyüleyici, barok ama çok daha mütevazi ve yeni. Miken uygarlığıysa Kopenhag’daydı. Ve su perisi Calpyso, Odysseus’u yedi yıl boyunca Faroe Adaları’ndan birinde esir tuttu. Tepegözler Norveç’teki Tosenfjorden civarlarında yaşıyordu. Hades’in yer altı krallığı Rusya’daki Kareliya bölgesinde, Odysseus’un efsanevi evi İthaka ise Danimarka’nın herhangi bir özelliği olmayan Lyø adasındaydı.

Vinci’nin anlattığı hikâye oldukça keyifli ama bir o kadar da fantastik. Peki herhangi bir dayanak mevcut mu? Vinci’nin anlatısında belirttiği zaman aralığında Kuzey’de gelişmiş bir Bronz Çağı uygarlığının bulunduğuna dair arkeolojik kanıtlar sınırlı. Vinci’nin sunduğu kanıtlarsa uzmanlara göre özenle seçilmiş ve çoğunlukla aksi yöndeki kanıtlar göz ardı edilerek savunulmuş. Bir tarih eleştirmeninin ifade ettiği gibi Vinci, “oldukça zayıf göstergelerden hareketle olağanüstü sonuçlar çıkarmaya çalışıyor ve bunu yaparken de aksi kanıtları ya gizliyor ya da görmezden geliyor.” Tıpkı deniz kızları, Atlantis ya da dünya dışı varlıklarla ilgili çoğu popüler kitapta olduğu gibi.

Yine de Vinci, ortaya atmış olduğu bu savda yalnız değil. Homeros’un belli belirsiz tanımladığı İthaka hâlâ tarihçileri ve yazarları zorlamaya devam ediyor:

19. Yüzyılda yaşamış amatör tarihçi Théophile Cailleux,  Homeros’un bahsettiği bölgeleri Kuzey Atlantik’in Avrupa kıyılarına, ancak Vinci’ninkilere nazaran daha Güney’e yerleştirir. Ona göre Truva İngiltere’deki Cambridge yakınlarındadır, İthaka ise İspanya’nın Güneybatı’sındaki Cadiz civarında. Aynı dönemde İngiliz romancı Samuel Butler, Odysseia’nın aslında Sicilyalı bir kadın tarafından yazıldığını (hatta kendisini Nausicaa ismiyle esere dahil etmiştir) ve dolayısıyla destanın geçtiği yerin de Sicilya olduğunu söyler. Yunan tarihçi Manolis Koutlis ise İthaka’nın Atlantik Okyanusu’nun ortasındaki Azor adalarından biri olduğunu belirtir.

Pekâlâ, o zaman Odysseus İthaka’ya dönerken Akdeniz’de değilse nerede yelken açtı, Baltık Denizi’nde mi yoksa Kuzey Atlantik’te mi? Galiba bu soruya verilecek en iyi yanıt Vinci’nin anadili olan İtalyanca bir özdeyiş: Se non è vero, è ben trovato (doğru olmasa bile iyi bir hikâye).

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yoksa Her Şey Bir Virüsle mi Başlamıştı?Gökhan Güvener
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

7 Mart 2025

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Ramazan ayının en özel lezzetlerinden biri olan ramazan şerbeti, Osmanlı mutfağının mirası olan ferahlatıcı ve sağlıklı bir içecektir. Gün boyu susuz kalan vücudun sıvısını dengelemek ve iftar sofralarına lezzet katmak için tercih edilen bu içecek hem besley..

Devamı..

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024