James Joyce’un Finnegan Uyanması romanının incelenen tüm kitaplar arasında en karmaşık yapıya sahip kitap olduğu sonucuna da ulaşıldı.
Polonya’daki Nükleer Fizik Enstitüsü yüzden fazla ünlü romanı ayrıntılı bir istatiksel incelemeden geçirdi ve çok sayıda kitabın fraktal bir yapıya sahip olduğunu saptadı.
Fraktal, sonu olmayan bir desendir ve farklı ölçütlerde özbenzeşlik gösterir. Akademisyenler bu kitapların fraktal yapılara sahip olup olmadığına karar vermek için cümle uzunluklarının varyasyonlarına baktılar ve her bir cümlenin ya da parçanın kitabın tümüyle benzer bir yapıya sahip olduğunu gördüler.
Çalışmanın ardından yazılan ve
Information Sciences dergisinde basılan makalede bazı eserlerin, özellikle bilinç akışı tekniğiyle yazılanların, diğerlerine göre daha karmaşık yapıda olduğunu iddia ettiler. Bilim insanlarına göre bu yapılar multifraktallerle kıyaslanabilecek, bir arada değerlendirilebilecek durumda.
Aynı çalışmada James Joyce’un
Finnegan Uyanması romanının incelenen tüm kitaplar arasında en karmaşık yapıya sahip kitap olduğu sonucuna da ulaşıldı. Profesör Stanisław Drożdż bununla ilgili, “
Finnegan Uyanması üstüne yaptığımız incelemenin sonuçları bize bu romanın ideal, tamamen matematiksel multifraktallerden neredeyse ayırt edilemez olduğunu gösterdi,” açıklamasını yaptı.

Görseldeki yatay eksen tekillik derecesini gösterirken, dikey eksen ise tekillik izgesini temsil ediyor.

İçerdikleri sözcük sayılarına göre ölçülen cümle uzunluklarının dizilimi ve basamaklı karakterin çeşitli ölçütlerinin temsili.
Dört kitap:
Savaş ve Barış (Tolstoy)
, Dalgalar (Woolf),
The Ambassadors (James) ve
Finnegan Uyanması (Joyce).
Dave Eggers’ın romanı A
Heartbreaking Work of Staggering, Julio Cortázar’ın
Seksek’i, John Dos Passos’un
The USA üçlemesi, Virginia Woolf’un
Dalgalar’ı, Roberto Bolaño’nun
2666 romanı ve James Joyce’un
Ulysses romanı da multifraktallere benzer özellikler içeriyor. Makalede, edebi bir metnin matematik dünyasındaki mükemmel fraktalliğe asla sahip olamayacağı da belirtiliyor. Çünkü bu dünyada fraktaller sonsuz olabilir ama edebi bir eserin doğasında bir son vardır.
İncelemede, bilinç akışıyla yazılmasına rağmen fraktal özellikler barındırmayan romanların da olduğu görüldü. Marcel Proust’un
Kayıp Zamanın İzinde ve Ayn Rand’in
Atlas Vazgeçti romanları buna örnek olarak verilebilir. Profesör Drożdż, bununla ilgili bilim insanlarının çalışmalarının romanların türlerinin bir gün “daha objektif bir şekilde” belirlenmesine yardımcı olabileceğini düşünüyor.
Ayrıca ulaştıkları sonuçlara bakılarak, yazarların fraktalleri bilim insanlarından daha önce ortaya çıkarmış olabileceklerini de belirtiyor. “Açıkça görülüyor ki tüm büyük sanatçılarda olduğu gibi yazarların da bir tür önsezileri varmış ve ‘doğada işler nasıl olur’ sorusuna cevap veren en iyi anlatım yolunu bulmuşlar. Bu yolu da metinlerine oldukça düzgün bir şekilde kodlamışlar. Doğa basamaklar, kademeler aracılığıyla gelişiyor ve bu nedenle fraktal bir düzene kavuşuyor. Cümle uzunluğu değişkenine bakarak bulduğumuz izler de bunun bir yansıması sayılabilir.”
Çeviren: Deniz Saldıran
(Julia Johanne Tolo, Electric Literature)