Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Şubat 2025

Kitap

Herkes Vedalaşmak İster

Adalet Çavdar

Paylaş

2

1


Bu romanda ruhlar ve insanlar, anlam arayışı içinde geçmişleriyle hesaplaşıyor.

 

İlk kaybımı yaşadıktan sonra, yasla nasıl başa çıkacağımı bilemez bir halde hem kendi sınırlarımı hem de yakınlarımı fazlasıyla zorladım. Bu süreç birkaç ay değil, birkaç yıl sürdü. Ta ki profesyonel destek almaya ihtiyacım olduğuna ikna olana kadar. Destek almaya başladıktan neredeyse bir yıl sonra, yasımı anlamaya, anlatmaya ve kabul etmeye başladım. Belki size garip gelebilir ama birini kaybettikten sonra sanki sizin için “öte tarafın” kapısı aralanıyor ve çevrenizden birileri, hiç durmadan, o tarafa geçiş yapıyor. İlk kaybım ve ardından gelen diğer kayıplar benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Dürüst olmam gerekirse, o kapı asla kapanmıyor. Zamanla yasın bir süreç olduğuna ikna oluyorsunuz; fakat asıl zorluk, onun hayatınızın bir parçası olduğuna kendinizi inandırmakta yatıyor. Çünkü kayıpların içinizde yarattığı irili ufaklı çukurlar asla dolmuyor. Her yas biricik: Öfkesi, özlemi, hatırası herkes için farklı ve herkesin tek başına yürüdüğü uzun bir yol. Yaşayan herkes bilir ki bu yolculuk, bu zaman ve bu kabul hiç kolay değildir.

 

Bu hafta bahsedeceğim kitap, girişten de anlayacağınız üzere, yas teması etrafında şekilleniyor. Chris Vuklisevic’in yazdığı ve Fransızca aslından Gizem Olcay’ın çevirdiği Kayıp Ruhlar İçin Çay Saati (Du thé pour les fantômes), Ocak ayında Timaş Yayınları tarafından yayımlandı. Fantastik kurgu türündeki bu roman, ölümle yaşam arasında sıkışıp kalmış ruhların buluştuğu bir çay salonunu anlatıyor. Gerçek ile fantastik dünya arasında gidip geldiğimiz bu çay salonu, sadece kayıp ruhları değil, aynı zamanda anlam arayışındaki insanları da bir araya getiriyor.

 

Yazar Chris Vuklisevic, 1992 yılında Fransa’nın güney sahilinde, Fransız Rivierası’nda doğmuş. Yazarlık kariyerinin yanı sıra, Le club où on discute d’écriture sans filtre adlı bir podcast’in sunuculuğunu yapıyor. Ayrıca, Ada Vivalda takma adıyla eserler yayımlamış. İlk kitabı Derniers jours d’un monde oublié, Folio SF koleksiyonunun 20. yılı için düzenlenen ilk roman yarışmasını kazanmış. Eleştirmenlerden övgü toplarken oldukça iyi bir satış grafiği yakalamış. İkinci romanı olan Kayıp Ruhlar İçin Çay Saati, 2024 yılında Grand Prix de l’Imaginaire ve Prix Imaginales du Roman Francophone ödüllerini kazanarak başarısını pekiştirmiş.

 

Kitabın dili hem akıcı hem de oldukça lirik. Bu lirik akışı yaratmak kolay olmasa gerek; çevirmen Gizem Olcay’ı bu zorluğun altından başarıyla kalktığı için tebrik ederim. 

 

Bu romanda ruhlar ve insanlar, anlam arayışı içinde geçmişleriyle hesaplaşıyor. Çay salonu, hayat ve ölüm arasındaki bağın kesişim noktası olarak tasvir edilmiş. Burada ölüm, kayıplar, affetme ve insan ruhunun yaraları üzerine derin sorgulamalar yapılıyor. Salona gelen ziyaretçiler, kayıplarının geride bıraktığı sorulara cevap arıyor ve bu süreçte vedalaşma fırsatı buluyorlar. Çay salonu, insanların hem geçmişleriyle hem de kaybettikleriyle barışmalarını sağlayan bir alan.

 

Salonun sahibi Félicité, romanın ana karakteri. Zeki, melankolik ve ruhlarla iletişim kurabilme yeteneğine sahip bir kadın. Çayı bir sanat haline getiren Félicité’nin kendi hikayesi de oldukça dramatik. Salona gelen insanların kayıplarıyla vedalaşmalarını okurken, onun da kendi bağlarını sorguladığını ve vedalaşmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Félicité, her bir çayı ve ritüeliyle derin bir anlam yaratıyor. Her ruhun ve insanın “kendi çayını” bulmasına yardımcı oluyor. Çayı hazırlarken insanların hikayelerini dinliyor, hangi ruhu neden bulması gerektiğini anlıyor ve bu süreçte adeta bir dedektif gibi çalışıyor. Félicité’nin çayları, geçmişle yüzleşmenin ve huzur bulmanın bir anahtarı.

 

Kitap ilerledikçe, Félicité’nin geçmişte yaşadığı kayıplarını ve onun da ruhsal bir iyileşme arayışı içinde olduğunu öğreniyoruz. Annesi Carmine ve kız kardeşi Agonie ile ilgili travmalar, onun çay salonundaki çalışmalarının ardındaki asıl nedeni oluşturuyor. Carmine, geçmişte yaşadığı trajik olaylarla başa çıkmakta zorlanmış ve bu durum Félicité üzerinde derin izler bırakmış. Agonie’nin doğumu ve çocukluğu ise kitabın en karanlık ve fantastik bölümlerinden biri. Onun olağanüstü özellikleri, sadece ailenin dinamiklerini değil, Félicité’nin hayatını da derinden etkileyen bir “lanet” gibi işlenmiş.

 

Buradan sonrası, eğer ilginizi çektiyse, tamamen size kalsın. Félicité’nin hem kendisine hem de ailesine dair ruhlar alemine sorması gereken soruları, affetmesi, öğrenmesi ve yüzleşmesi gereken gerçekleri var. Zamanla fark ediyorsunuz ki, bir başkasına yardım etmek için kurulan bu hayat düzeni aslında tamamen kendine yardım etmekle ilgili. Ki zaten şöyle bir düşündüğünüzde, yaptığınız her iyiliğin bir şekilde sizinle ilgili olduğunu kabul etmek çok da zor değil.

 

Her insan, hayatında bir vedalaşma hakkına sahip olmak ister. “Hiç olmazsa rüyama gelsin,” deriz. Son bir kez sarılmayı, öpmeyi ya da bilinmeyene çıkan yolculukta sevdiğimizin aklından geçen son düşünceleri öğrenmeyi dileriz. İnsanın ölümle olan mücadelesi, hayat sürdükçe devam edecek; çünkü belki de bu mücadele, yaşamın kendisi. 

 

YORUMLAR

cengiz tahsin

Hikayelerimi https://hikayeyaz.mataroa.blog/ adresinden okuyabilirsiniz

6 Şubat 2025

Öne Çıkanlar

En güzel aşk romanları...Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024