Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Şubat 2022

Kitap

Müjde Alganer'in Hakikatler Kulübü'ne Hoş Geldiniz

Serkan Parlak

Paylaş

0

0


Bu yeni yaklaşımıyla bir bakıma yeni bir deneme yapmış Alganer. Romanın dil ve anlatımı yalın, akıcı, diyaloglar işlevsel. Dipçe ve şiirimsiler üzerinden metnin hem anlatım hem de olay örgüsü üzerinden zenginleştiğini hissediyoruz. Bu arada depresif hatta çekilen acıyla ilgili şizofrenik bölümler, okuru duygusal bağlamda zorlama potansiyeline sahip.

Müjde Alganer’in son romanı Hakikatler Kulübü geçtiğimiz hafta Artemis Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Alganer’in, daha önce yazdığı iki romanda çoğunluğu orta sınıfa dâhil edilebilecek kahramanların evlilikte, çalışma hayatında belli bir süre geçtikten sonra ortaya çıkan amaçsızlık, yalnızlık ve boşluk duyguları temel izlekleri oluşturuyordu. Öykülerinin merkezinde ise kadınlar vardı. Orta sınıfın ölümcül cazibe üçgeni; sermaye birikimi -ev, araba, bankada mevduat, çocuk- cinsellikle ilgili ayrıntılar metinlerin temel dertleriydi. Evlilik ve onun üzerinden gelişen aldatma durumları, geçmişle hesaplaşma, korkular, endişeler ve içine düşülen komik anlarsa kahramanların duygu durumlarını açığa çıkarmada işlevsel rollere sahipti. Kadın erkek ilişkileri üzerinden kâbus aile yapıları, aldatma, haset, kin ve öfke; çalışma hayatında statü endişeleri ve bütün bu olgular üzerinden karakterlerin anlam arayışlarını görünür oluyordu. Peki, yazarın son romanı Hakikatler Kulübü'nde temel izleklerde ne gibi değişimler oldu? Alganer bu soruma şöyle yanıt verdi: “Hakikatler Kulübü sorduğunuz soru bağlamında artık belki de maddenin anlamını sorgulayan bütün karakterlerimin vardığı noktayı işaret ediyor ve hatta her ne kadar kitabın farklı bölümlerinde ele alınsa da onlara hayat nasıl yaşanmalı cevabını verdirtmeye çalışıyor denebilir, naçizane…”

Hakikatler Kulübü’nde olay örgüsü, merkez karakter Simla’nın hasta kocasıyla ilişkisi ve hayata dair deneyimleri üzerinden kurgulanıyor. Bu sırada evde işe başlayan Aynur da değişimler yaşıyor. Bu iki kadın aslında birbirlerine çok benziyor. İkisinin de hayatlarında zorlu meydan okumalar var. İki kadının sahneler boyunca gördüğümüz duygu ve düşünce izlerinden, yaşadıkları meydan okumalar karşısında gösterdikleri tepkileri izliyoruz.

İki kadının farklı kökenlerden gelmeleri nedeniyle hayatta sahip oldukları farklı güçleri var. Yine de güç kavramı ciddi ve tartışmalı bir izlek olarak bütün roman boyunca karşımıza çıkıyor ve kitabın nihayeti de bu izlek üzerine yapılandırılıyor. Hakikatler Kulübü’nde Simla’nın anlatıcı olduğu bölümler birinci tekil kişi anlatıcı aracılığıyla yazılmış. Aynur’un bölümleri ise üçüncü tekil kişi ve tanrısal konumlu anlatıcıya yakın. Yakından kasıt, Aynur’u farklı sahneler ve diyaloglar boyunca anlatan bu anlatıcı omzunda duran bir kameraya benziyor. Aynur’un kalbini, dileklerini, bakış açısını birinci tekil kişi anlatıcıya yakın bir noktada tutmaya çalışıyor.

Hakikatler Kulübü’nde yer yer kült roman ve film Dövüş Kulübü’ne göndermeler yapıldığını Simla’nın günlüklerine eklediği ve farklı bir üslupla yazdığı “Dipçe” bölümlerine gelince anlıyoruz. Dipçeler onun sesi ama tam da sesi gibi değil. Zira bu ses günlüğe yazılanları bazen yerden yere vuruyor, bazen de acımasızca eleştiriyor ve hatta bir bakıma yazan kişiyi cezalandırıyor. İlk okumalarda başka birinin yazdıkları gibi algılansa da bir süre sonra bunun aynı zamanda günlük yazanın mizanseni olduğu anlaşılıyor. Tabii bir de şiirimsiler var okuduğumuz günlüklerde. Bunlar küçük kehanetler ya da gidişata dair ipuçları taşıyan metinler. Bazıları ağdalı, bazıları yalın, tam anlamıyla şiir değiller ama şiire yakınlar. Bu yeni yaklaşımıyla bir bakıma yeni bir deneme yapmış Alganer. Romanın dil ve anlatımı yalın, akıcı, diyaloglar işlevsel. Dipçe ve şiirimsiler üzerinden metnin hem anlatım hem de olay örgüsü üzerinden zenginleştiğini hissediyoruz. Bu arada depresif hatta çekilen acıyla ilgili şizofrenik bölümler, okuru duygusal bağlamda zorlama potansiyeline sahip.

Kitabın izleklerinden bir diğeri de uzun soluklu meydan okumalar karşısında her iki kadının kadınlıklarına dair meseleler. Burada Simla’nın cesaretli bir yaklaşımı var. Çevresindekilerin ona biçtiği hasta yakını rolüne itirazları yükseliyor ara ara ve çelişkiler günlük ve olayların akışı boyunca ince ince örülmüş. Simla “kurban” rolüne kendini defalarca soksa da dipçeler aslında öyle olmadığının kanıtı. Ancak öteki kadın,  Aynur, kurban rolünde bile olsa yine de gücünü farklı bir kanaldan “değer yaratma” üzerinden alıyor. İki kadının birbirlerinden ayrı ama birlikte vardıkları nokta da işte bu: Hayata değer katma!

Son romanı Hakikatler Kulübü’nde yeni bir şey denemiş Alganer. Mektuplar ve günlükler üzerinden yaratılan iki ayna karakter her ayrıntıda aslında incelikle düşünülmüş kurguyu hissettiriyor. Hayatın önümüze koyduğu ve kontrol edemediğimiz “acı”nın farklı renklerini, veçhelerini ve bunların zehre değil de ilaca dönüşme simyasını duyumsamak için okurun bilinçli çabasına ihtiyaç var öte yandan. Karakter yaratımında başarılı bulduğum yazarın kendi yaşadıklarından etkilendiği bu anlamda göz ardı edilmemeli, her ne kadar kurgu romana her anlamda hâkim olsa da.

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Charles Dickens’ın Dekoratif KitaplarıPınarnaz Eren
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

31 Mart 2026

Hayal Gücü, Yalnızlık ve Arkadaşlık

Çocuklar bazen bir teleskobun başında, bazen bir bakım evinin koridorunda, bazen de görünmez bir arkadaşın yanında kendilerine küçük dünyalar kurar.Çocuk edebiyatının en ilginç taraflarından biri, çocuklara yazılmış gibi görünen metinlerin çoğu zaman yetişkinlere d..

Devamı..

Acısız

Sevil Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024