Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Mayıs 2017

Öykü

Özgür Yılmaz • Topal Antrenör ve Fidanspor

Özgür Yılmaz

Paylaş

41

0


Buraya ortaokulu bitirdiğim yazdan beri gelmemiştim. On yıldan fazla oldu. Sahanın zeminini suni çim yapmışlar. Eskiden kumdu. Yağmurlu günlerde yüzeydeki kum bir işe yaramaz çamur tarlasına dönerdi. Oyuncuların o zemindeki mücadelesi görülmeye değerdi. Takımların yedek formaları olmadığı için ikinci yarıya da çamur içindeki formalarıyla çıkarlardı. Erol Abi’yi görmek umuduyla sahanın yanındaki toprak alana gidiyorum. Burada bir değişiklik olmamış. Top oynayan beş altı çocuk var. Tribüne doğru gidiyorum. Tribünün üstü kapatılmış. Orta sıralarda bir yere oturdum. İsimlerini bilmediğim iki takımın maçını izlemeye başladım. Ortaokul yıllarında en büyük zevkim hafta sonları burada amatör lig maçlarını izlemekti. Kahvaltıdan sonra gelir, tribüne oturup günün maçlarını izlerdim. Çok heyecanlı, kıran kırana maçlar olurdu. Oynanan oyunun, atılan gollerin yanında saha içindeki olaylar da ilgimi çekerdi. Yaşadığım büyük heyecanın vazgeçilmez parçalarıydılar. Özellikle, bazı maçların bitiminde rakip oyuncuların birbirine girmesi, kırmızı kart gören oyuncunun taşkınlıkları ve sonunda sahadan polis zoruyla çıkartılması, seyircilerin saha içindeki olaylardan etkilenip galeyana gelmesi. En fazla keyif aldığım maçlar stadyumum bulunduğu mahallenin takımı olan Fidanspor’un maçlarıydı. O zaman tribün dolar, gerilim en üst seviyeye çıkardı. Hakemlere acırdım ama Fidanspor’un maçlarında daha fazla acırdım. Yeter ki Fidanspor aleyhine bir karar versin –bu karar doğru da olsa– seyircilerden yemediği küfür kalmazdı. Şehrin en iddialı, en havalı amatör takımıydı. Bir kere de üçüncü ligin kapısından dönmüşlerdi. Benim de izlediğim, son dakikalarına önde girdikleri yükselme maçında kırmızı kart gören bir oyuncusu –bu aptallığı hiçbir zaman unutamam– hakemi yumrukladı. Maç tamamlanamadı tabii. Daha sonra Fidanspor’un hükmen yenik sayıldığını ve o aptalın da takımdan kovulduğunu öğrendim. O hafta sonu tribünde oturup maç izliyordum. Yanıma Erol Abi oturdu. ‘‘Merhaba komşum,’’ dedi. ‘‘Merhaba,’’ dedim. Erol Abi yan komşumuz olan Erkan Amca’nın kardeşiydi. Erkan Amca çarşının en işlek yerlerinde dükkânları olan zengin bir adamdı. Mahalleliyle hiç muhatap olmazdı. Karısı da öyleydi, onu kadınların gündüz oturmalarında asla göremezdiniz. Erol Abi, abisinin evinin bodrumunda yalnız yaşardı. Onun da kimseyle bir diyaloğu yoktu. Üzerinde hep eşofman, ayağında spor ayakkabılarıyla başı yerde yürürdü. Sahanın yanındaki bir futbol sahasının yaklaşık üçte biri kadar olan düz, toprak alanda o zamanlar benim yaşlardaki çocuklara antrenman yaptırırdı. Çocuklar ona saygı duyarlar, ‘‘hocam’’ diye hitap ederlerdi. Çocuklara maç yaptırırken bazen o da oynardı. Sağ ayağı aksamasına rağmen oyunculuğu fena değildi. Ayağının aksamasına çok üzülürdüm. O ayağı da normal olsaydı çok iyi bir futbolcu olacağını düşünürdüm. ‘‘Seni hafta sonları hep görüyorum. Maç izlemeyi seviyorsun anlaşılan,’’ dedi. ‘‘Evet, çok seviyorum.’’ ‘‘Oynamayı da seviyor musun?’’ ‘‘Seviyorum. Mahallede oynuyoruz bazen.’’ ‘‘Sen de gir benim takıma.’’ ‘‘Çok yetenekli değilim ama.’’ ‘‘Olsun. Çalıştıkça öğrenirsin bir şeyler.’’ Geçiştirmek için, ‘‘Tamam. Bir düşüneyim,’’ dedim. Bir süre hiç konuşmadık. Hakkında merak ettiğim şeyler vardı. O zamanki saflığımla söylediklerimi, özellikle sorduğum soruları ve onun verdiği cevapları hâlâ çok net hatırlıyorum. ‘‘Erol Amca,’’ dedim ve hemen araya girdi. ‘‘Abi de, o kadar yaşlı değilim.’’ ‘‘Peki. Erol Abi. Sana bir şey sorabilir miyim?’’ ‘‘Sor.’’ ‘‘Önceden evliymişsin, çocukların da varmış. Sonra onlardan ayrılıp abinin evine yerleşmişsin. Doğru mu bunlar?’’ ‘‘Kim söyledi bunları.’’ ‘‘Evimize gelen kadınlardan duydum.’’ ‘‘Boş ver böyle şeyleri. Başka ne diyorlar hakkımda.’’ ‘‘Ayağını konuşuyorlar.’’ ‘‘Ne diyorlar.’’ ‘‘Doğuştan diyen var, kaza geçirince böyle olmuş diyen var. Gerçekten sağ ayağın niye öyle?’’ ‘‘Onu da boş ver. Uzun hikâye. Daha başka ne diyorlar hakkımda.’’ ‘‘Gece geç saatlere kadar bahçede içki ve sigara içtiğini söylüyorlar.’’ ‘‘Maşallah, her şeyden de haberleri varmış,’’ dedikten sonra bir sigara yaktı. Bir süre sonra, ‘‘Sen de bu takımlardan birinin hocalığını yapmak ister miydin,’’ dedim. Sanki hayalini dile getirmişim gibi, ‘‘Kısmet,’’ dedi. ‘‘Hele Fidanspor’u çalıştırsan ne güzel olurdu.’’ Hafifçe güldü. Bir şey demedi. Biraz daha oturduktan sonra gitti. O gün onunla ilk kez konuşmuştum. Sonraki karşılaşmalarımızda da kısa sohbetlerimiz oldu. Liseye başladığım yıl mahallemizden taşındılar. Şimdi yıllar sonra bu tribünde otururken aklımda sürekli Fidanspor ve Erol Abi var. İçimdeki merak beni duramaz hale getirince yerimden kalkıyorum. Geldiğimden beri gözüme kestirdiğim, aynı hizada biraz ilerimde oturan, benden yaşça büyük görünen adamın yanına doğru gidiyorum. Yanına oturup, ‘‘Merhaba,’’ dedim. Yüzünü bana çevirip, ‘‘Merhaba,’’ dedi. ‘‘Uzun zamandır takip etmiyorum. Fidanspor amatör ligde mi hâlâ.’’ ‘‘Amatörde.’’ ‘‘Üst liglere yükseldi mi hiç.’’ ‘‘Hayır yükselemedi.’’ ‘‘Bir şey daha soracağım. Yandaki toprak sahada çocukları çalıştıran, bir ayağı aksak hoca vardı.’’ ‘‘Topal Erol’u mu diyorsun.’’ ‘‘Evet. Yine devam ediyor mu.’’ ‘‘Öldü o. İki üç ay olmuştur. Gene orada çocuklara antrenman yaptırırken kalp krizi geçirmiş. Sahadaki sağlık görevlilerini çağırmışlar hemen. Adamlar gitmiş ama kurtaramamışlar.’’ ‘‘Kulüplerden birini çalıştırdığı oldu mu.’’ ‘‘Yok be. Hep çocuklarla takıldı.’’ Başka da bir şey sormadım. Teşekkür edip kalktım hemen. Şimdi eve doğru yürürken Erol Abi’nin ölümü kadar o adamın, ‘‘Hep çocuklarla takıldı,’’ demesinin üzüntüsünü yaşıyorum. Bazı şeyler bu kadar basite alınmamalı.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Edebi Sonsuz: AlefMaurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Özge Kılıçoğlu

19 Mayıs 2026

Booker İtibar mı Kaybediyor?

Jüri başkanı Roddy Doyle 153 başvurudan sadece 31’inin ciddi bir tartışmaya değer olduğunu söyleyerek birçok başvurunun “kalitesizliği”ni eleştirmişti.Sürekli takip ettiğim ve merakla beklediğim edebiyat ödüllerinden olan Booker ve Uluslararası Booker’a inancım 2025’te bi..

Devamı..

Cassandra: Çırpınış

Özlem Kaplan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024