Porselen Uzaklık
29 Eylül 2019 Öykü

Porselen Uzaklık


Twitter'da Paylaş
0

Anlamaya çalıştım. Konuşuyordu. Yüzümü yüzüne dikmeden, arkasında duran uzaklığa daldım. Boyunu posunu, saçlarını, ayakkabılarını geçtim de… Arkasında duran boşluğa baktım.

Benim şu uzaklık hevesim yok mu, onu da buna alet ettim ya, yazıklar olsun, iflah olmam ben, öyle öyle benden bir halt olmaz. Anlatıyor, anlatıyor, her şeyi tekrar tekrar anlatıyordu. Uzaklara dalmıştım. Bu mu anlamaya çalışmak, kimi kandırıyorum ki, kötüyüm ben, kötüyüm, sahiden kötüyüm. Kimse kötüyüm demez ondan olacak, kötü diyorum ya kendime, ciddiye almayacaksınız, bilirim, ben sizi bilirim, ikna edebilirim sizi, kandırırım, kandırabilirim, istesem Tanrı'yı dâhi kandırabilirim ben. İnanmıyor, yüceltme kendini küçük şey diyorsunuz, de mi, dersiniz, ne zaman açık seçik konuşsam umursamıyorsunuz zaten, yalan dolan yok, inanmazsınız, sırf bu yüzden, bu seçiciliğinizi bildiğim için dürüstlükten uzaklaştım. Sizi mutlu etmek için önemserim, hem de kendimden fazla, ben kendimi önemsemeyi beceremem ki, kendini önemseyen insanların uzaklarda yaşadığını düşünüyorum, ondan, hep ondan uzaklara bakıyorum. Erteliyorum. Kendimi erteliyorum. Uzaklara erteliyorum. Bir gün buradan çok uzağa gideceğim. Size kırıldım çünkü. Sizi burada bırakıp kendimi uzaklara armağan edeceğim. Aslında sizi seviyorum, izin verseniz, müdahale etmeseniz, sizinle kalmak isterdim. Burada doğdum. Doğduğum ev, herhangi bir şehirde. Biliyorum, hangi şehir olduğunu önemsersiniz, fakir bir şehirdenim. Hâlâ hangisi diyorsunuz, doğru, çok fazla var, fakir şehirleriniz çok, bahçesinde dut ağacı vardı. Doğduğum evin bir bahçesi vardı. Büyük bir salonun etrafına dizilmiş dört odadan birinde, annem bacaklarını açmış, beklemiş, çok zor bir doğum olmuş, sabaha karşı saat beş gibi doğmuşum. Doğduktan kısa bir süre sonra büyümüşüm, çok çabuk büyüdüğüm için kimse şaşırmamış ve başka bebekler de doğmuş. Sürekli artan bebek sayısı, emzik, biberon satıcılarının zenginliğine zenginlik katarken, ben de gelecekte yapmayı istediğim işler arasına, süt anneliği, tutmazsa dadılık, o da tutmazsa anneliği yerleştirmiştim. Şu an işsizim. Meslek seçimi konusunda daha geniş düşünmüş olsaydım, belki bugün masa başı bir işim olurdu. Yanına bir de koca koyar, onun yanına da çocuk koyardım. Birkaç tane çocuk. Her biri için ayrı doğum günü partileri düzenlerdim.  Kocamın iyi bir işinin olması gerekirdi. Çocuklar için bir de bakıcı bulurduk. Şu yabancı uyruklu uzun bacaklı kadınlardan biriyle anlaşırdık. Haftanın yedi günü çalışacak, ev telefonumuzdan ayda bir defa Ukrayna'da bulunan ailesini arayabilecekti. Kocamla işi pişirmesinler diye eve bir de kamera sistemi döşerdim. Bütün gün –işteyken– bakıcıyı izlerdim. Uzun beyaz bacaklarını göre göre alışır ya rujunu ya da parfümünü sorarken, yanlışlıkla olmuş gibi bacaklarına dokunurdum. Bacağına dokunduğum bakıcımızla birkaç yıl boyunca mutlu mesut geçinip giderdik. Kocamın bu arada başka kadınlara dokunduğunu ve çocukların artık okula başlamış olduğunu ve ellerimin nedense önce ellerimin kırışmaya başlamış olduğunu ve daha büyük bir eve taşındığımızı ve babamı bir trafik kazasında kaybettiğimi ve artan hayat pahalılığına dayanamayan yoksulların köprülerden patır patır atladıklarını ve böylece aniden azalmaya başlayan nüfusu tekrar artırmak için başa geçen yeni hükümetin bir sürü teşvik edici sevişme pozisyonu önerdiğini ve annemin hâlâ bulaşıkları elde yıkadığını ve onca param olmasına rağmen ona herhangi bir anneler gününde hediye olarak bir bulaşık makinası almadığım için bazen kötü hissedebileceğimi de söylemeliyim. Sadece bazen. İlgilenmem gereken çok şey olduğu için bazı şeyleri aksatıyorum. Mükemmel olmak isterdim. Fakat ben de herkes gibi sıradan bir insanım işte. Eğer uzaklara gidersem daha iyi biri olacağım. Babama iyi bir mezar taşı yaptırsın diye erkek kardeşime para gönderir, anneme de mezar taşı için gönderdiğim paradan artarsa bulaşık makinası almasını söylerim. Eğer uzaklara gidersem hayvan barınağından bir avuç sümüklü böcek alıp, bakımlarını üstleneceğim. Bakıma muhtaç sümüklü böcekleri barındıran bir bakımevi var mıdır? Neden birileri sümüklü böceklerle ilgilensin ki, bilmem, zaten kimse onlarla ilgilenmek istemez diye ilgilenmek istiyorum. Sümüklü böcekleri daima olduğu yere sadakatle bağlı canlılar olarak düşünürüm. Hayvanların anatomik yapısını ve asli görevlerini bilecek kadar başarılı bir okul hayatım olmadı. Yine de bir üniversiteyi bitirebildim. Pek zorlanmadım. Ülkenin eğitim sistemini hafife aldığımı düşünecek okurları uyarmak isterim, bazı bazı okurları da uyarmak gerekir, kendi kendilerine yargılara varırken sanki bunu yazar söylemiş gibi ortalıkta çalıp oynamasınlar diye, herhangi bir şeyi hafife almıyorum, benim asıl sorunum ne biliyor musunuz, her şeyi fazlasıyla ciddiye alıyorum.

Anlatıyor, anlatıyor, durmadan anlatıyordu. Gövdesinin arkasına sakladığı uzaklığa bakıyordum. Ya ölüyüm ya da yazmak isteyen biriyim.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR