Salgınlar Hakkında 12 Kitap
25 Mart 2020 Liste Kitap

Salgınlar Hakkında 12 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

Koronavirüs salgınıyla dünyanın her yerinde yeniden popüler hale gelen bulaşıcı hastalık filmleri gibi kitaplar da okuma listesilerinde yerini almaya başladı. Yaşananları deneyimleyince, yazarların salgınları neden bu kadar ilgi çekici bulduğu da anlaşılabilir. Tarihi romandan bilim kurguya, işte Türkçe’ye çevrilmiş 12 salgın romanı.

 
1 Veba Yılı Günlüğü– Daniel Defoe (1722)

1665’le 1666’da veba, İngiltere’ye döndü ve on sekiz ay içerisinde nüfusun yaklaşık dörtte birini öldürerek Londra’yı perişan etti. Bundan 50 yıl sonra Daniel Defoe, tarihi belgeleri inceleyerek vebanın şehirdeki etkilerini anlatan gerçekçi bir roman yazdı. Defoe’nin romanı bugün bile sarsıcı bir güce sahip.

2 Veba – Albert Camus (1947)

Başlığına uygun şekilde Camus’nün Veba’sını yorumlamanın birden fazla yolu var: Faşizmin yarattığı korku atmosferinin metaforu olarak ya da 1849’da Cezayir’deki kolera salgınına hatırlatma olarak okunabilir.

3 Uzay Mikrobu – Michael Crichton (1969)

Bilim insanlarından oluşan ekip, dünya dışından gelen ve sürekli evrim geçiren, insanlık tarihinde benzeri görülmemiş mikroorganizmaların sebep olduğu salgınla mücadele etmeye çalışıyor.

4 Mahşer – Stephen King (1978)

Mahşer’de karakterlerin yüzleştiği kabusa benzeyen durum, insanlığı  yıkıma uğratan bir virüsle başlıyor.

 

5 Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Márquez (1985)

Márquez, 1988’de verdiği demeçte “Salgınlar, insanlığı şaşırtan, önceden kestirilemeyen tehlikelerdir. Biraz kadere benzerler” diyor.

6 Güzellik Salonu – Mario Bellatin (1994)

Bellatin’in kısa romanı Güzellik Salonu, eylemsiz hükümetlerin hiçbir şey yapmadığı, sadece erkekleri etkileyerek onları hızla öldüren salgının mahvettiği dünyada geçiyor. Romanın anlatıcısı, daha sonra tedavisi olmayan hastalığın kurbanları için bir hastane haline gelen güzellik salonunu işletiyor.

7 Körlük – José Saramago (1995)

Nobel ödüllü yazarın Körlük’ünde bir şehrin sakinlerini giderek artan rakamlarda görememeye başlıyor. Hükümetin tepkisi beceriksiz ve despotça. Saramago yıllar sonra bu kitabın devam romanı, benzer bir olayı tamamen farklı bir açıdan işleyen Görmek’i de kaleme aldı.

8 Antilop ve Flurya – Margaret Atwood (2003)

Üç kitaplık serinin ilk kitabı, genetik mühendisliğin veba da dahil birçok felakete neden olarak insanlığın büyük kısmını yok eden etkileriyle harap olmuş bir dünyayı betimliyor. 2003’ten sonra yaşananlar düşünüldüğünde Atwood’un kurgusu, ürkütücü bir şekilde ileri görüşlü görünüyor. Teknolojinin gidebileceği beklenmedik ve korkunç yerlere karşı uyarı niteliğinde bir roman.

9 Bedenlerin Göçü – Yuri Herrera (2013)

Herrera’nın anlatısı genellikle ABD’yle Meksika sınırındaki bir yerde geçiyormuş gibi hissettiriyor. Bedenlerin Göçü, tanıdık bir suç filmi senaryosu işliyor: Ölümcül salgının arkasında bıraktığı etkilerin yaşandığı sırada bir kasabadaki suçla içli dışlı iki aile savaşa giriyor.

10 İstasyon On Bir – Emily St. John Mandel (2014)

Mandel’in beğenilen romanı, insanlığın yüzde 99’unu öldüren tahripkâr grip salgınının ardından yaşananları anlatıyor. Kitap, gribin kasıp kavurduğu günlerde, dünyanın sonunda hayatta kalmış kişilerin hikâyelerini anlatıyor sırayla. Mandel’in kitabı son derece umut verici, sanatın nasıl devam ettiğine odaklanıyor.

11 Bul Beni – Laura van den Berg (2015)

Bul Beni, bulaşan kişilerin anılarını silen, tedavi arayışı hastalıktan daha da acıklı olabilecek salgının arka planında geçiyor.

12 Kıyamet Başlıyor! – Peng Shepherd (2018)

Salgın bu kitapta daha sürreal bir form alıyor. Hastalığa yakalananlar ilk başta gölgeleri olmadığını fark ediyor, daha sonra da hafızalarını kaybetmeye başlıyorlar.

Vulture'daki yazıdan kısaltarak çeviren: Ata T.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR