Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Temmuz 2023

Edebiyat

Jim Jarmusch: Zamanın Sokaklarında Kameralı Bir Şair

Kardelen Ayhan

Paylaş

2

0


“Bütün bu yıkıntıların içinde yürüyeceğim.”

Özgün olan hiçbir şey yoktur. İlham uyandıran veya hayal gücünü körükleyen ne varsa çal. Eski filmleri, yeni filmleri, müziği, kitapları, resimleri, fotoğrafları, şiirleri, rüyaları, gelişigüzel sohbetleri, mimari yapıları, köprüleri, sokak tabelalarını, ağaçları, bulutları, su kaynaklarını, ışık ve gölgeleri sil süpür. Doğrudan ruhuna hitap eden, aşırılacak türden şeyleri seç yalnızca. Böyle yaptığın takdirde çalışman (ve çalıntın) otantiktir. Otantiklik paha biçilemez; özgünlük ise yoktur. Hırsızlığını saklamaya zahmet etme – hatta içinden geliyorsa onu kutla. Ne yaparsan yap Jean-Luc Godard’ın dediğini aklından çıkarma: “Mesele şeyleri nereden aldığın değil – onları nereye götürdüğün.”

– Jim Jarmusch,

“Film Çekmenin Altın Kuralları”

Jim Jarmusch sinemasında yol, şiir ve müzik iç içe geçerken devamlı bir kültür karşılaşması söz konusudur. Stranger Than Paradise (1984) New York, Budapeşte ve Florida’da, Down by Law (1986) New Orleans’ta, Mystery Train (1989) Memphis’te, Night on Earth (1991) Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helsinki’de, Dead Man (1995) Vahşi Batı’da, Ghost Dog (1999) Jersey City’de, Broken Flowers (2005) biraz her yerde, The Limits of Control (2009) Endülüs’te, Only Lovers Left Alive (2013) Detroit ve Tanca arasında, Paterson (2016) Paterson’da... İlk filmi Permanent Vacation’da (1980) ana karakter Aloysius Christopher Parker New York’tan gemiye atlayıp Avrupa’ya açıldıktan sonra bütün Jarmusch sineması sanki dünyaya açılır. Bu andan itibaren filmleri tam bir kültür kavşağıdır. Jarmusch şeyleri alıp bir yerlere götürür, izleyicisini dünya turuna çıkarır. “Şiir bir yerlere götürmelidir” diyen Breton’a selam edercesine, bizi olduğumuz yerden çekip almak için kamerasıyla âdeta bir tür şiir kurgular. Bu da bir başka yolculuktur.

oggito jim jarmush

Ohio’da, 1953’te doğan Jarmusch, yerel bir dergide sinema eleştirmeni olan annesi sayesinde çok küçük yaştan itibaren filmlerle haşır neşir olmuştur. Onlu yaşlarda müziğe ve özellikle şiire temas etmesi ileride yapacağı birçok seçimde rol oynar. Fransız sembolistlerini keşfetmesiyle Baudelaire ve Rimbaud’ya uğrar, Walt Whitman’la Amerikan şiirinin kapılarını aralar ve daha nicelerini keşfetmekte gecikmez. Edebiyat öğrenimi için Columbia Üniversitesi’ne kaydolur, böylece New York School’un önemli şairlerinden Kenneth Koch ve David Shapiro’dan şiir dersleri alır. 1973’te kazandığı bursla Fransız şairlerini çalışmak için bir dönemliğine Paris’e gider. Sinemayla halihazırda tanışıklığı vardır ama esas buluşma burada gerçekleşir: Jarmusch sinematekte sonsuz gece geçirir. İşler böyle gelişince Paris’te kalışını uzatır, New York’a ancak dokuz ay sonra döner. 1975 kışında, Fransa deneyiminden çıkan iki şiirini (“Nature Mort” ve “Five Bagatelles”) Columbia Review’de yayımlar. Üslubunun giderek sinematografik bir hal kazandığını fark etmesiyle 1976’da soluğu New York Üniversitesi Sinema Okulu’nda alır. İlk filmi Permanent Vacation aslında bitirme tezidir. O sene aldığı burs yanlışlıkla okul yerine doğrudan kendi hesabına yatınca parayı filminin masraflarını karşılamakta kullanır. Okul filmi iyi bulmaz, sonuç olarak Jarmusch da eğitim harcını ödememiştir. Mezun derecesi alamaz. Üniversite ancak Jarmusch’un tanıtımı yapılmaya başladıktan sonra ona onur derecesi verir.

Aloysius bir uyumsuz: “Bütün bu yıkıntıların içinde yürüyeceğim.” Gemiye atlayıp ortadan kaybolmadan önce New York sokaklarında sonu gelmez yürüyüşlerine eşlik ederiz. Filmin başında bu yolculuğun sonrasından, “dilini bile bilmediği” bu yerden söz eder. “Kendi küçük rollerini nasıl oynadıklarını izlediği” çok sayıda insanla karşılaşır. Ne var ki bir süre sonra gitmek gerekir: “Ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. Siz gitmek istemeseniz bile bazı şeyler size yol gösterir.” Aloysius Christopher Parker. Dandy. Kendi etrafında, kentin etrafında dönüp duruyor. Şikâyetçi değil, harabelerle alıp veremediği yok. Sadece bir işi, evi olsun, vergi ödesin istemiyor. Nerede olduğu önemli değil: “Yabancı nereye giderse gitsin yabancıdır.” Bir şeylere alışacak, bir yerleri mesken tutacak türden biri de değil. Olsa olsa bir turist. Yeryüzünde süresiz tatile çıkmış bir turist.

Daha bu ilk filmden itibaren Jarmusch sinema üslubunu ve karakterlerinin genel mizacını oluşturur. Yoldan sapmışlar veya “az kat edilmiş olan yolu” tercih edenler, azınlıklar, gezginler, hep başka bir yerde olmak isteyenler – tek istisna Paterson’dır belki bu noktada. Bizi bu yola sevk eden bazen şiir olur, bazen müzik, bazen bilmediğimiz bir dile duyduğumuz arzu, bazen unutmak, kendimizi bulmak veya arayıp durmak. Birkaç hafta içinde klasikler arasında yerini alan ikinci filmi Stranger Than Paradise ile yönetmen bu yönünü biraz daha besler: “Terk edilmiş bir dünyadayız, uçsuz bucaksız, köhne, modern bir banliyöde, boş araziler ve uluslararası havalimanı arasında bir yerde. .... Ne sokakta ne yolda, kimseye rastlamıyoruz. Her türden bağlantı buhar olup gitmiş. İnsanoğlu –eğer hâlâ varsa– toplumun veya doğanın talep ettiği her türlü zorunluluktan muaf, boşlukta kaybolmuş atomlar gibi. .... Onlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz, zaten bilinecek bir şey de yok .... dünyanın ve toplumun gözden yitmesi bu, bir tür seyrelme. Böylece anlatı, nesneler, jestler (gözle görülür) bir üslup yokluğunun boşluğu halini alıyor, oysa bu, her şeyi esas olana indirgeyen, esrimenin hafifliğiyle gerçekdışı bir his yaratan üslubun çıplaklığından kaynaklanıyor. Kendi dışında hiçbir şeyi olmayan cennete, şimdiki zamana varıyoruz.” (Youssef Ishaghpour, Cinéma contemporain, de ce coté du miroir, 1986)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kızıl Saçlı GeceA. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

25 Nisan 2025

Kaygı Robotu: Çocukların Kalbindeki Se..

Biz ne zaman neşemizi kaybettik? Belki de çocukların kaygıları üzerine bu kadar az konuşmamızdan.Günümüz ebeveynlerinden biri olarak, bugünün ebeveynlerinin maruz kaldığı baskıların çocuklara da doğrudan yansıdığını fark ediyorum. Bu da haliyle, kaygı..

Devamı..

Traktör Yürüyüşünde Taşralı Melankolin..

Josef Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024