Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Temmuz 2026

Kitap

Bir Robot ve Bazı İnsanlık Hâlleri: Marie Bot

Gizem Arman

Paylaş

0

0


İnsanı robottan ayıran şey nedir?

İnsanın en şaşırtıcı özelliklerinden biri alışmak belki de. Yeni bir şehre, yeni insanlara, değişen koşullara, hatta ilk karşılaştığında kuşkuyla yaklaştığı teknolojilere bile zamanla alışıyor insan. Başlangıçta gündelik düzenimizi bozan yenilikler, çok geçmeden hayatımızın sıradan ve vazgeçilmez parçalarına dönüşebiliyor. Yapay zekâyla kurduğumuz ilişki de bugün böyle bir eşiğe dayanıyor. Teknoloji yalnızca kullandığımız bir araç olmaktan çıkıp evimize, ilişkilerimize ve bakım verme biçimlerimize dâhil oluyor. Çoktan cebimizdeki bir yardımcıya dönüşen yapay zekâ, pek yakında ev arkadaşımız olacak gibi görünüyor.

Liza Szabo’nun Günışığı Kitaplığı tarafından Türkçeye kazandırılan Marie Bot: Robot Dadı adlı romanı, işte bu gerçekliğin etrafında şekilleniyor, yani bize yakın gelecekten sesleniyor. Karla’nın iğneleyici ve mizahi anlatımının eşlik ettiği hikâyede, Kalliske Ailesi’nin bakım krizini çözmek üzere evlerine aldıkları robot dadı Marie’yle kurdukları ilişkiye tanık oluyoruz.

Yoğun iş temposu nedeniyle çocukları Karla ve Finn’le yeterince ilgilenemeyen anne ve baba, sürekli değişen bakıcılarla evdeki düzeni sürdürmeye çalışır. Çocukların bakımına destek olan babaannenin ameliyat olması gerekince sorun daha da büyür. Tam bu sırada, Finn’in ısrarıyla gittikleri robot fuarında çocuk bakımı için özel olarak tasarlanan Marie Bot’la tanışırlar.

Finn, evlerine bir robotun gelecek olmasını heyecan verici ve havalı bulurken Karla, kendilerine danışılmadan alınan bu karara öfkelenir. Ona göre kardeşiyle birlikte, güvenilirliği henüz bilinmeyen bir icadın deneklerine dönüştürülmüşlerdir.

Üstelik Karla ve ailesi kısa süre önce yeni bir eve, yeni bir mahalleye taşınmıştır. Yeni okul, yeni arkadaşlar, yeni öğretmen… Karla henüz bunların hiçbirine tam olarak alışamamışken hayatına bir yenilik daha eklenir. Dahası bu kez fikri bile sorulmamıştır. Yetişkinlerin iyi niyetle aldığı kararlar, çocukların bu kararları gönüllü olarak kabul edeceği anlamına gelmez. Bu nedenle Karla’nın Marie’ye direnişi, bir bakıma kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma çabası olarak da okunabilir. Fakat tek neden bu değildir.

Yine de Marie’nin gelecek oluşu hem Karla’nın hem de Finn’in zihninde peş peşe sorular uyandırır: “Robotlar sabırsızlanabilir ya da öfkelenebilir mi? Hisler olmadan düşünmek mümkün mü? Âşık olabilirler mi? Nefret edebilirler mi? Yoksa, her şeye ve herkese eşit tepki mi verirler? Marie'nin Finn'i benden daha çok sevmesi mümkün mü..?” 

Anne ve babalarının yanıt bulamadığı onlarca soru sorarlar.

İnsan gibi görünen ve davranan bir varlığı yalnızca eşya olarak değerlendirmek mümkün müdür? Anlayışlı bir ses tonuna sahip olan, her türlü soruya cevap veren, yargılamayan ve duyguları fark edebilen bir teknolojiyle karşı karşıyayız. Ancak düğmesine basılarak kapatılabilen bir teknoloji olduğunu ve bütün bunları müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğu için yaptığını bildiğimiz hâlde, onu yalnızca eşya olarak görmek ne kadar mümkün? 

Karla’nın Marie’yle ilgili ilk huzursuzluklarından biri onun insana benzemesidir. “Bu şey neden bir tost makinesi gibi basit bir prizma değil?” diye düşünür. Bir tost makinesinin ne olduğu ve ne işe yaradığı bellidir; ondan sevgi, sadakat ya da anlayış beklemeyiz. Ancak insan yüzüne, sesine ve davranışlarına sahip bir makineyle karşılaştığımızda nesneyle kişi arasındaki sınır bulanıklaşır.

“Kendi ebeveyniniz sizi böyle yapay bir kişiye emanet etmek isterse inanın her şeyden şüphe etmeye başlarsınız. Gerçekten ürkütücü.”

Nitekim Marie’nin gelişiyle birlikte Karla çevresindeki herkesten kuşkulanmaya başlar. Huzurevindeki yaşlıları gezdirenlerin, pastanedeki çalışanların, kuaförün, hatta otobüste kayıtsız bir ifadeyle oturan insanların bile robot olabileceğini düşünür. Onlar da kiralanmış olabilir mi? Deneme sürelerini geçemezlerse kapatılıp geri verilirler mi?

Bu noktada akıllara şu soru geliyor: İnsanı robottan ayıran şey nedir?

Marie, insanların yüz ifadelerini ve ses tonlarını okuyabilir; üzüntüyü, kaygıyı ya da heyecanı fark edebilir. Ancak insan olmanın karmaşasını bütünüyle çözemez. İnsanların bazen kendi duygularını bile anlayamamasını, yalan söylemesini, bencilce davranmasını ya da söylediklerinin ardında başka bir niyet olduğunu anlamakta zorlanır.

Marie eve geldikten sonra her şey şaşırtıcı bir kolaylıkla yoluna girer. Yemekleri hazırlar, evi temizler, çocukların ödevlerine yardım eder, onların ihtiyaçlarını gözetir. Yorulmaz, sabırsızlanmaz, sesini yükseltmez. Finn saatlerce konuşup arka arkaya sorular sorsa da onu dikkatle dinler; oyunlarda yenildiğinde öfkelenmez. Finn’in deyimiyle, başka bir yetişkinin kısa sürede dayanamayacağı şeylere Marie hiç istifini bozmadan katlanır. Ancak bütün bunların karşılığında ücrete, dinlenmeye ya da takdire ihtiyaç duymaz. Bu tarif size tanıdık geldi mi...? Fakat o bir makine. Roman böylece yapay zekânın yanı sıra ev içi emek ve bakım emeği üzerine de düşündürüyor.

Marie çocuklarla yakınlaştıkça aile içindeki dengeler de değişir. Karla başlangıçta bu ilgiyi bir tür rüşvet gibi görse de ona bütünüyle kayıtsız kalamaz. Marie’nin çocukların ihtiyaçlarını fark etmesi, onlara sabırla yaklaşması ve evdeki düzeni kolaylıkla sağlaması, anne ve babanın kendileriyle ilgili bazı şeyleri sorgulamalarına neden olur.

Hayatlarını kolaylaştırmak üzere eve getirilen Marie’nin işini fazlasıyla iyi yapması, insanların neye yetişemediklerini, neyi ihmal ettiklerini ve aslında neye ihtiyaç duyduklarını da açığa çıkarmaktadır. Üstelik Marie’nin mükemmelliği, çocukların kusurlu ama sahici insan ilişkilerinde bulduğu değeri de görünür kılar.

Marie Bot: Robot Dadı, insansı robotların gelecekte neler yapabileceğinden çok, insanların onlar karşısındaki tutumlarını sorgulatıyor. Marie insanları gözlemleyip tanımaya çalışırken okur da onun aracılığıyla insan olmanın çelişkilerine, ihtiyaçlarına ve bağ kurma biçimlerine yeniden bakıyor. 

Acaba Kalliske Ailesi de Marie’ye alışacak mı, yoksa onun yalnızca bir makine olduğunu kabul edip düğmesine basabilecek mi?

Peki ya robotlara karşı bizim tutumumuz nasıl olacak dersiniz?

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Proust'un Dev Romanı Kayıp Zamanın İzi..B. Aşıktoprak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mariam Thalos

27 Mart 2025

Direnmezsen Özgürleşemezsin

Bütün tercih ve seçeneklerin ötesinde gerçek özgürlük, kişinin kendisine karşı dürüst olmasında ve başkalarının beklentilerine meydan okumasında gizlidir. İnsanlar özgür varlıklar mıdır? Davranışlarımızın asli kaynağı biz miyiz yoksa büyük bir kısmı doğa yasaları tarafında..

Devamı..

Roland Barthes, Albüm

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024