Sanatın Yeni Duygusu
10 Ağustos 2018 Kültür Sanat

Sanatın Yeni Duygusu


Twitter'da Paylaş
0

Edebiyatın dışındaki sanata ilişkin biraz ilgi duymak insanı edebiyattan uzaklaştırmaz.

Edebiyat hakkında çok düşünüyoruz, ama bunu hep edebiyatın içinden bakarak yapıyoruz. Hangi roman nasıl okunmalı? Hangi yazar hangi teknikleri kullandı? Hangi eser dünya edebiyatını nasıl değiştirdi? Bugün ne okuyoruz, niye okuyoruz, neden okuyoruz gibi bir sonsuz bir soru matruşkasını açıp duruyoruz. İyi de yapıyoruz. Fakat bu çabada bir şeyler eksik: Edebiyat severlerin, kitaplardan yapılma bir ses geçirmez duvarla örülü dünyalarında nasıl bir hayat sürdüklerine ilişkin dışarıdan en küçük bir gözleme ihtiyaçları yok. Ne de olsa okuma ve yazmanın münzevilikle doğrudan ilişkisi, diğer tüm değerlendirmeleri değersiz kılan bir güce sahip. Peki, bu durum böyle sürmeli mi?

Edebiyatı gerçek dünyadan bir kurtuluş hatta gerçek dünyayı güzelleştirecek ve değiştirecek bir başka dünya haline getirenlerin diğer sanat dallarına biraz tepeden baktığı, roman ve öykü dışında bir edebi metin olan tiyatroya ve senaryoya bile burun kıvırdığı, iş resme fotoğrafçılığa, heykele ve modern sanat ile onun dallarına gelince kör, sağır, dilsiz taklidini bunun Oscar'ını alacak kadar ustaca yaptığına şahidim. Hatta failim diyebilirdim tiyatroya ve sinemaya ilgim olmasa. Ben senaryoyu da roman kadar değerli bir edebiyat dalı olarak görüyorum ama sinema sanatına senaryoyu kendi tarafıma çekip ayıp ediyorum. Bu diğer tüm sanat dalları için de böyle. "Gerçek bir okura", Suç ve Ceza'yı yeniden okuyabileceği en uygun fiziki ve psikolojik şartlarla olgunlaşmış zamanı bir sergi ya da bienale gitmek için harcamasını istesek, ilk karşılacağımız şey bunu dile getiremeden lafın ağzımıza tıkılması olur. Bir adım ötesi kapı dışarı edilmektir, yanında ona hiç de yakışmayacak küfürleri duyarak. Öyledir. Gerçek bir okur, böylesine rafine bir okuma vaktini değil sanatın başka bir alanıyla ilgilenmek, yemek, içmek hatta sevişmek gibi diğer dünya zevklerine dahi tercih etmez. Bunda kişisel bir deneyimi açıp dökmemi beklemeyin. Ben anlatırım ama sonu öyle acılara varır ki, siz kötü olursunuz. Ben yanmaya alışkınım.

İyi bir okurun nitelikli bir roman ya da öyküyü okurken yüzüne bakın, tabi sizi odasına sokarsa. Ne denli konsantre olduğunu görün, yeter. Çünkü diğer sanatların aksine edebiyatla olan ilişki eylemin başlangıcı ve bitişi ile gerçekleşmez. Yüzyıllık Yalnızlık okunduktan on yıllar sonra bile yazın İstanbul Boğaz'da yürüyen okur, bir balığın sudan çıkıp havadaki nemde yüzerek tekne turu yapan çok güzel bir genç kızın kucağına düştüğünü görebilir. Okurluk böyledir. Hiç bitmez. Gerçi yazmak okurluğun gücüne varamaz. İyi yazmak bir yerde tükenir kişi kendini besleyemez ya da artık bunu istemezse. Eni konu edebiyat ama öyle ama böyle ister okuru ol ister yazarı, insanın dünyasını başka bir dünya yapar ve dahil olduğu sanatın başka bir dalının içeriye kolunu uzatmasına müsaade etmez.

Yeni Bir Yazar Doğuyor

Cnnturk.com Kültür Sanat Twitter'den beni takibe almasaydı, paylaştıkları son dönemin en nitelikli modern sanat makalelerini yazan Duygu Merzifonluoğlu'nun yazılarından bir haber olacaktım. Ve nitelikli yazıların birinci özelliği olan, yalnızca o yazıyla tanışıldığı zaman farkına vardığınız o eksikliği anlamayacaktım. Dünyası edebiyat olan, dünyaya edebiyattan başka yerden bakamıyor. Duygu'nun yazıları da modern sanat ve hayata ilişkin edebiyat penceresinden bakan, hatta ötesine geçip edebi derinliğiyle birer öyküye dönüşebilen niteliğe sahip. Ki burada yazarın şeylerin anlamına ilişkin kalıplaşmış ifadeleri nasıl doğru kullanacağına dair bir matematikten söz etmiyorum. Öyle ya bir makale türü ne olursa olsun onu nitelikli kılacak bir formüle dayanarak söz dizimiyle yazıldığında, kıymeti artıyor. Duygu'nun yazıları bir kadının dünyaya nasıl farklı ve sürprizlerle dolu baktığının ifadesi olmakla kalmıyor aynı zamanda hem modern sanata hem de edebiyata dönük bir cevher özelliği taşıyor.

Örnek mi? Duygu'nun "Ayarlarıyla oynadığın kantar, gün gelir seni tartar" başlıklı yazısı. Sosyal medya ve daha çok İnstagrama ilişkin çıkarımlarda bulunan Duygu şunları söylüyor: "Sanat ekseni üzerinden bakarsak, eğer ki İnstagram’ın içinde yer alan bazı sanal koridorların sonuna kadar gidilirse görülebiliyor ki İnstagram, artık bizim güncel sergileri görme ve paylaşma deneyimimizi iyi yönde değiştiriyor. Yani sanatı nasıl algıladığımızı etkiliyor ve eğer algı konusunda yardıma ihtiyacımız var ise de nasıl algılamamız gerektiğini bize ihtiyacımız olduğu bir biçimde gösteriyor. (İnstagram aracılığı ile sanatçılara, küratörlere, galeri sahiplerine hızla ulaşıp derdinizi anlatıp bir o kadar da hızlı bir biçimde derman bulabileceğiniz konusundan bahsediyorum.) Yani bu da demek oluyor ki iyi kullanırsanız, ortalığı ‘bir tıkla’ patlatabileceğiniz bir silah tutuyorsunuz elinizde."

Yazarın "Benimle delirir misin" başlıklı yazısındaki güç tanımı da yine çok güçlü: "Bir kez güce sahip olunduğunda ise, bu güç teslim aldığı bireyleri zehirlemeye başlıyor ve bu zehir de kendini, kendi dışındaki herkesi ötekileştirmeye başlamasıyla gösteriyor. Gün geçtikçe daha da bencilleşiyor, bu dünyada senden başka kimsenin yaşam hakkının olmadığını düşünmeye başlıyorsun."

Sembollerin anlamına ilişkin metinler kuran Duygu Merziofonluoğlu'nun  şeylerin anlamına ilişkin ifadeleri yeni metinlere ilham kaynağı da olabilir. "İnsan okuduğu kitaplarda genelde kendini anlatan cümlelerin altını çizebilir" başlıklı yazısında da buna vurgu var: " İnsan vakit harcadığı şeyler üzerinde daha çok düşünür ya hani. Çünkü o şey, düşündürüyordur ki vakit harcatıyordur ya hani. Aynı öyle, insan, bir sanatçının eseri ile karşı karşıya geldiğinde, eğer ki o eser için vakit harcıyorsa - ve vakit harcamak istiyorsa - o zaman sanatçının eseri meydana getiren fikri ile tuhaf bir yarışa giriyor. Eserin karşısına geçince, birden eserin vereceği duyguya karşı bir iştah gerçekleşiyor ve insan şöyle diyor. Şu an benim yaşadığım bu duyguları, benden önce biri düşündü, yaşadı ve başkaları da yaşasın diye bunu yarattı. Ve ben şu an yaşıyorum. O zaman ben kaçıncı başkasıyım?"   

Edebiyatın dışındaki sanata ilişkin biraz ilgi duymak insanı edebiyattan uzaklaştırmaz. Tabii benim gibi işe kolayından başlayıp, edebiyatla ilgili tarafını güçlü tutan yeni yazarlara da ilgi duyabilirsiniz. Bu bir ilk olsun ve edebiyatla zaten sağlıklı olmayan ilişkimizi daha da içinden çıkılmaz hale getirmemek için başka sanat alanlarına da bizi çağıracak metinlere ve yazarlarına saygı duyalım ya da duyayım istedim. Ne de olsa insan her şeyi kendi için yapıyor. 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR