Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Mayıs 2022

Roman

Saplantı ve Tutkunun Romanı: Cicim

Didem Görkay

Paylaş

0

0


Colette’in kendini “erotik bir militan” olarak tanımlamasından hareketle kullanılan dilin keskinliği ve çarpıcılığı, duyguların açık oluşu ve tabulara meydan okuyan içeriğiyle Cicim tekrar tekrar okunabilecek bir dönem romanıdır, başyapıttır.

Cicim, orta yaşını geçkin bir kadının genç bir erkekle olan aşkını anlatır. Zengin bir kadın olan Léa’nın, Cicim (Fred) adındaki genç erkekle olan ilişkisi, dönem şartları düşünüldüğünde adeta tabuları yıkıcı niteliğe sahiptir. Cicim’i bebeklikten beri tanıyan, bazen onun büyümesinde yardımcı olan Léa’nın ilgisi zaman geçtikçe yakın akraba-abla çizgisinden çıkarak duygusal bir bağımlılığa dönüşür. Romanda bu bağımlılığın nedenlerini oluşturan şartları adım adım okuyabliyor, karakterlerin birbirlerine  yüceltilmiş duygularla baktıklarını görebiliyoruz. Fred, betimlenen ve algılanan kusursuz fiziği ile mermer heykellere benzetilirken Léa kusursuz kadın motifi olarak çizilmektedir. Romana ismini veren Cicim’in çocukluktan beri odakta olan yaşamı, yetişme tarzı, onu etkileyen temel durumlar; onun yetişkinlikte nasıl bir kimliğe büründüğünü açıklar niteliktedir. Özellikle Léa’nın yakın çevresinde büyüyen çocuk daha küçük yaşlardan itibaren yetişkinlikteki yapıya evrilmesi için yetiştiriliyor gibidir.

Zengin çevreleri, yer yer ekonomik yönelimleri, duygusal ilişkileri, dinsel fikriyatı ve hizmetçi-sahip ilişkileri üzerinden çizilen çerçevesiyle Cicim, dönemin Paris’ini daha yakından görmemizi sağlar. Mutlu ve paylaşımcı bir zeminden çok birbirini geren ve yoksunluk durumları yaratan ilişki biçimi, yer yer efendi-köle düzeyine ulaşırken Léa’da karşılığını erkekleri himaye etme ya da küçük görme hislerinde bulur. Birbirine karşı zaafları olan bu ikilinin hastalıklı yönleri kendi ilişkilerini sekteye uğrattığı gibi çevrelerindeki kişilere de olumsuz biçimde yansır. Birlikteyken ikircikli ruh halindeki çift, ayrıldıklarında yoksunluk duygusunu yaşar. Colette’nin gerçek yaşamındaki kişiliğine yakın bir karakter çizimi olan Léa’nın dizginlenemez kişiliği onu başat bir kimliği gibi görünse de Fred’e karşı korunmasızdır, bu durum romanın temel duygusal ağını oluşturur.

Cicim’in dönem romanı olma özelliklerini mimari, giyim-kuşam, davranış örüntüleri ve beslenme alışkanlıkları gibi sosyo-ekonomik izlerde görürüz. Romanın ana akışında değinilen bir başka mesele ise toplumda kendine yer edinen bireylerin davranış kalıplarıdır. Ekonomik olarak üst sınıftaki bireylerin merkezde olduğu romanda bu sosyal statüdeki insanlar arasındaki ahlak ve tüketim kültürü dönemin Fransa’sı hakkında ilginç bilgiler düzeydedir. Yaşanılan lüks evler, tüketilen pahalı yemekler ve giyime ilişkin betimlemeler romanın bir dönem romanı olma niteliğini daha belirgin kılar. Léa, cinsel yönelimleri dışında dönemin bağlamına hâkim, kendini yönetebilen ve ticari girişimleri olan bir kadındır. Kuşkusuz Léa’nın böyle bir karakter olarak çizilmesi belki de Colette’in idealize bir yaratımıdır ve dönem kadınını görmek istediği düzeydir. Topluma, yerleşik kalıplara, dinsel baskılara karşı gelen ve bu yolda ciddi bir etki yaratan Colette’in böylesi bir karakter yaratması kuşkusuz beklenilen bir edim olabilir. Üvey oğluyla ilişkisi olduğu öne sürülen Colette’nin bu kitapta fiziksel olarak oğlu olabilecek yaşta bir erkekle saplantılı bir ilişki yaşaması, otobiyografik öğelerin kurmacanın gerçekliği üzerinden yeniden üretimine örnek olabilir.

Colette’in kendini “erotik bir militan” olarak tanımlamasından hareketle kullanılan dilin keskinliği ve çarpıcılığı, duyguların açık oluşu ve tabulara meydan okuyan içeriğiyle Cicim tekrar tekrar okunabilecek bir dönem romanıdır, başyapıttır.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

31 Ağustos 2025

Annelik, Bağ ve Yüzleşme Üzerine Bir R..

Her Şey Bir Kırmızı Paltoyla Başlıyor...İnsan bazen bir hikâyeyi olay örgüsünde değil, kelimelerin titreşiminde, satır aralarındaki boşluklarda, sessizlikte hisseder. Kırmızı Paltolular, işte tam da böyle bir roman. Luigi Ballerini, ON8 K..

Devamı..

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Elisabeth Braw

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024