Alışık olduğumuz kariyer anlayışı baştan sona değişiyor ve şu an şekillenmekte olan model hem daha belirsiz hem de daha tatmin edici.
Başarılı bir kariyer için çizilen yol yıllardır aynıydı: eğitimini tamamla, bir iş bul ve kariyer basamaklarını hızla tırman. Ama artık bu merdiven gözlerimizin önünde çökmeye başladı ve çökmekte olan bir şeye tutunmaya çalıştığımız sürece tatmin edici işler bulamıyor, hayatımızı garip bir belirsizlik içinde geçiriyoruz.
Şöyle düşünün, eğitim hayatınız boyunca size başarılı olmak için bazı ölçütler sunuldu ve bunlar arasında en önemli olan iyi notlar almaktı. Aynı durum giriş seviyesindeki bütün çalışanlar için de geçerliydi ve herkes yükselmek ya da daha iyi bir zam almak için canla başla çalıştı. Hukuk ya da danışmanlık gibi mesleklerse izlenecek kariyer yolunun belirgin olması dolayısıyla daha güven vericiydi. Örneğin avukat olduğunuzda kişisel değerlerinizle uğraşmak zorunda kalmadan bir sonraki basamağa sıçrayıveriyordunuz.
Ban buna merdiven mantığı adını veriyorum. “Üst kademede olmak her zaman daha iyidir” ve “ilerleme ancak başkaları tarafından görüldüğünde anlam kazanır” inancı. Merdiven mantığı, Yale Üniversitesi’nde İngilizce profesörü olan William Deresiewicz’in “angaryaları aşma konusunda dünya şampiyonları” olarak adlandırdığı kişileri çok iyi bir biçimde yansıtıyor. Artık iyice bilinir hale gelen bir mezuniyet konuşmasında Deresiewicz şöyle demişti: “Öğrencilerimiz artık yetkin birer birey. Önlerine konan herhangi bir formülü ezberleyebilir, girdikleri herhangi bir sınavdan tam not alabilir ya da kendilerini vakfedecekleri herhangi bir hiyerarşinin kaygan direğine ustalıkla tırmanabilirler.” Başka bir deyişle, onlar artık kusursuz birer koyun.
Merdiven mantığı erişebileceğiniz kesin sonuçlar vaat eder: Eğer kurallara harfiyen uyar ve hayat okulundan başarıyla mezun olursam hayatımın geri kalanında huzur içinde yaşarım. Fakat merdiven mantığı aynı zamanda başlangıçta hiç farkına varılmayan bedeller de ödetir. Mesela günün birinde aslında hiç de umurunuzda olmayan bir oyunun içinde cebelleşip durduğunuzu ve yine umurunuzda olmamasına rağmen kazanmaya çalıştığını fark edebilirsiniz. Ama artık her şey için çok geç çünkü uzun süredir kendinize duyduğunuz saygı kariyerinizle koşut gidiyor ve merdivenden inmeyi tercih ederseniz bu, kimliğinizin bir parçasını feda etmek demek.
Neyse ki, 2020’li yıllar gelip çattı ve geleneksel kariyer anlayışı resmen rafa kalktı. Çalışanların işe olan bakış açısını kökten değiştiren küresel bir salgın, kitlesel işten çıkarmalar ve yapay zekânın yükselişi “merdiven” metaforunu geçersiz kıldı. Şu an doğrusal olmayan bir kariyer çağındayız.
Doğrusal olmayan kariyer demek, tek bir alan ya da kuruluş içinde, önceden belirlenmiş yolları adım adım takip eden ve verilen emekle ters orantılı olarak gayet uzun bir sürede kademe atlanan bir yol izlememek demek. Doğrusal olmayan bir kariyer iş yeri değişikliğin, sektör değişikliğini ya da aynı meslek için kalmakla birlikte yeni keşifler yapmayı içerebilir. Artık karşımızda doğrusal bir merdivenin basamakları yerine iç içe geçmiş, her biri ayrı bir fırsatı temsil eden bir dizi nilüfer yaprağı var. Geçmişte odaklanma bozukluğu olarak yaftalanan nitelikler, mesleki kimliğinizi yeniden keşfetmek için size doğuştan bahşedilmiş birer kabiliyet olabilir.
Çoğumuz için bu müthiş bir haber. Mesleki ilgi alanlarınızın illa eğitim aldığınız konuda olması şart değil. Üstelik doğrusal olmayan bir yapıya geçiş yapmak şu an aldatıcı bir metafordan gibi de görünmüyor. Gerçekten de nereye gittiğini bilememe ama aynı zamanda bununla barışık olmayı gerektiriyor. Biz buna pekâlâ belirsizliğe tahammül etme yeteneği de diyebiliriz.
Kısa süre önce How to Not Know (Bilmeme Sanatı) adında bir kitap yayımladım. Bu kitapta felsefeciler, psikologlar ve ekonomistlerle yaptığım konuşmalar yer alıyor. Konuşmalarımızın odağındaysa belirsizlikle nasıl başa çıkılacağı meselesi var. İşte belirsizliğe karşı hem kariyerinizde hem de hayatınızda hoşgörülü olmanızı sağlayacak beş yöntem:
Kendi dayanaklarınızı bulun. Hayatımızın bazı yönlerinden kuşku duymadığımız, emin olduğumuz zaman öteki taraflardaki belirsizliklere tahammül etmek çok daha kolay hale gelir. Örneğin değerlerinizi net bir biçimde ortaya koymak ya da nerede yaşayacağınıza karar vermek kariyerinizdeki ya da ilişkilerinizdeki belirsizliği ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Dayanaklarınız, rüzgâr yön değiştirdiğinde ve hayatınız hiç ummadığınız bir yöne gittiğinde sizi ayakta tutar. O yüzden gelecekte sizi bekleyen ne olursa olsun, yaşamınızda nelerin asla değişmeyeceğini kendinize sorun.
Planlarınızın ufkunu çok geniş tutmayın. Çoğu insan önündeki beş, hatta on yılı planlamaya çalışır ve işler umduğu gibi gitmediğinde hayal kırıklığına kapılıp dengesiniz yitirir. Üç ay ya da altı ay gibi kısa döngülerle hareket etmekse belirsizliğe karşı tolerans geliştirmenizi sağlar. Üstelik şimdi yapay zekâ çağındayız ve bir şeyler hiç ummadığımız şekilde aşırı hızlı bir biçimde değişiyor. On yıllık katı bir plana bağlı kalmak yerine gelecekteki kariyerinizi revizyonlara açık bir hipotez gibi ele alın.
Kimliğinizi çeşitlendirin. Belirsizlikten kaynaklanan endişenin büyük bir kısmı benlik algınızı belli bir unvana, şirkete ya da kariyer yoluna vakfedilmesinden gelir. Şöyle düşünün, pandemi döneminde yüz binlerce insan işten çıkarıldı, üstelik çoğu verimli, performansı yüksek çalışanlardı. Nasıl ki, bir yatırımcı portföyündeki enstrümanları çeşitlendirir siz de kimliklerinizi, daha doğrusu sizin için anlam ifade eden şeyleri çeşitlendirmelisiniz. Bu yaptığınız takdirde kimliğinizin bağlı olduğu herhangi bir olgu değişse bile kolaylıkla ayakta kalabilirsiniz.
Ufak adımlar atın. Belirsizliğe tahammül soyut bir kavram olarak değil, aksine sürekli olumsuzluklara maruz kalarak gelişir. Böyle böyle bilinmeyene karşı dayanıklılık sağlar, kendi kişiliğinizi geliştirmiş olursunuz. Çok satan yazar James Clear’ın da belirttiği gibi, “Hazırlık mefhumunun en üst düzey biçimi, belli bir senaryo için planlama yapmak değil, belirsizlikle başa çıkabilecek bir zihniyet geliştirmektir.”
Korku yerine merakı tercih edin. Belirsizliği bu denli can sıkıcı hale getiren şeylerden biri de beynimizin karşılaştığımız en ufak olumsuz olayı bile devasa bir felakete dönüştürebilmek yeteneğidir. Belirsizliği tehdit olarak görmek çok kolay. Oysa belirsizlik, beraberinde yeni imkânlar getirebilir. Şunu unutmayın, neredeyse bütün bilimsel keşifler, dünyayı değiştiren iş girişimleri ya da ufuk açıcı sanat eserleri, birilerinin belirsizliğin sisinden geçip gitmeye cesaret etmesiyle ortaya çıkmıştır. Meraklı olduğunuz takdirde korkunun gerisinde saklı duran fırsatları gün yüzüne çıkarabilirsiniz.
Geleneksel olmayan yöntemlerin en büyük avantajı, önem verdiğiniz şeyi başkalarının değil, sizin belirleyebiliyor olmanız. Bir işverenin size ne yapacağınızı, neye değer vereceğinizi dikte etmesi yerine bu kararı kendiniz almalısınız. Ancak bu şekilde kendi değerlerinizle iş hayatınızdaki değerler arasında bir uyum sağlayabilir ve tatmin edici bir yaşam sürebilirsiniz. Nihayetinde güçlü bir içsel pusula, başkasının sizin için çizdiği haritalardan çok daha faydalıdır.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






