Sarı Sıcak Öyküler
25 Nisan 2019 Öykü Yazıları

Sarı Sıcak Öyküler


Twitter'da Paylaş
0

Sarı Sıcak’taki tüm çocuklar birer İnce Memed’tir aslında.

Yaşar Kemal edebiyatıyla tanışmam Sarı Sıcak’la başladı. Yoksulluğun belini büktüğü insanları, arada savrulan çocukları ve kadınları okudukça adım adım romanlarına yaklaştığımı hissetmiştim. Adı gibi sıcak bir coğrafyada yaşam mücadelesi veren insanların hikâyeleri, bir anlamda romanlarına giriş niteliği taşıyordu benim için. Aslında yanılmışım. İlkten sona giderkenki düşüncem bu yöndeydi. Sondan başa dönerken Yaşar Kemal edebiyatının temelinin öykü olduğunu gördüm.

Yaşar Kemal öykülerinde beni en çok çeken şey, karakterlerin sahiciliğiydi. Köy kökenli bir aileden geldiğim için belki de kendime yakın hissederdim tüm öykü kahramanlarını. Beyaz Pantolon öyküsündeki Mustafa’nın hayalini kurduğu pantolonu almak için tuğla ocağında, "Sarı Sıcak" öyküsündeki Osman’ın harmanda çalışmasına; bedenlerine ağır gelen bu işlerin içinde el kadar halleriyle can çekişmelerine tanık olduğumda köyde bostan suladığımız zamanlarda sıcaktan yandığım, zeytin toplarken soğuktan tir tir titrediğim günleri hatırladım. Kemal’in çocukları benim kadar şanslı değildi elbette. Çocukların ezildiği yetmiyormuş gibi bir de büyüklerin acımasızlığı ile karşı karşıya oluşları daha da üzerdi beni. Fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalan bu çocuklar boyundan büyük bir umut taşırlardı. Hiç beklemediğimiz bir anda “Alloooş!” çekerlerdi de sevinirdim.

Sarı Sıcak’taki tüm çocuklar birer İnce Memed’tir aslında. Memed’in çocukluğunun tasviri ile Sarı Sıcak’taki çocukların tasvirleri neredeyse aynıdır. Zayıf, çelimsiz… Fakat gözü kara, çalışkan, hırslı ve umut doludurlar. Hatta İnce Memed büyüdükçe Çoban Müslüm gibi yeni Memed’ler ortaya çıkacaktır. Yaşar Kemal, “çocuk”u bir anlamda idealize ettiği için Sarı Sıcak, çocuk karakterler için önemli bir yer tutmaktadır.

Yaşar Kemal öykülerinde çocukların yanı sıra kadın karakterler de önemli bir yer tutar. İnce Memed’te isyana destekçi olanlar kadınlardır. Toplulukları ateşleyen, eleştiren ve yön veren konumdadır fakat Sarı Sıcak’ta kadına hayatın ezinci altında tanık oluruz. "Sinek" öyküsünde kadın, sıtma hastalığından kırılan çocukların, insanların sözcüsü niteliğindedir. Kemal, kadını toplumsal meseleleri dile getirmesi için yönlendirir. Bu anlamda isyan aslında kadının ta kendisidir.

Köy hayatı ve yoksulluk yetmezmiş gibi coğrafyanın en büyük acılarını kadınlara yükler Kemal. Öykülerindeki bu acımasız tutum, Kemal’in gerçekçiliğinden kaynaklanır. Kimi zaman tiksinerek, nefret ederek okutur öykülerini. Bu bir tokattır. Okura ve topluma… İyi sanat eseri de böyledir zaten. Tiksindiğimiz ve nefret ettiğimiz, yüzümüz yani toplumun ta kendisi olan bizlerizdir.

"Pis Hikaye"de anlatılan öykü adı gibi pis bir hikayedir. Tiksinti veren bir olaya tanık oluruz. Fas Osman adlı karakter, Hürü’nün yanında tok karna çalışmaktadır. Yamuk Cabbar adlı kadın satıcısından Fadik’i satın alırlar. Başta ağanın oğlu olmak üzere köyün delikanlıları tarafından rahat bırakılmaz. Olan Fadik’e olmasına rağmen köy tarafından ahlaksız olarak itham edilir. Kemal, toplumu tanımaktadır, bu sayede güçlü bir gözlem ürünü öyküler çıkmış ortaya.

"Pis Hikaye"de Osman’ın şu sözü bireyin çaresizliğini gözler önüne sermeye yeter de artar bile: “Ben ölücüyüm ağam…” Belki de en damar cümledir öykülerinde. İçinde çaresizliği, yoksulluğu, cehaleti ve aşkı barındırır. İç içedir. Karakterin çaresizce söylediği bu cümleyi okura dişlerini sıkarak okutur Kemal.

Yaşar Kemal edebiyatında çocuk, kadın ve erkeğin yanında en önemli karakter doğadır. Toprağın sıcaklığını, derenin serinliğini, ağaçların hışırtısını, dikenlerin yırtıcılığını, hayvanların güzelliğini oldukça başarılı tasvir eder. Sarı Sıcak’taki öykülerde insanı boğan güneşin altında toz ve ter içinde kalmış insanları resmeder Kemal. Tüm öykülerdeki fon da zaten sarı bir sıcaktır. Romanlarında doğanın tüm mevsimlerinin güzelliklerini görürüz. İnce Memed romanı hangi mevsim olursa olsun bir botanikçinin kaleminden çıkmışçasına yazılmış sayfalarca süren tasvirlerle doludur. Doğa ve insan iç içedir. Ne doğa insandan ne de insan doğadan kopabilir.

Yaşar Kemal edebiyatını roman ve öykü diye ayırmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bir de serde öykücülük olunca romanlarına da birbirine dokunan öyküler toplamı olarak bakıyorum. Her insan bir öykü nasıl olsa... Yaşar Kemal külliyatına bakınca benzerleri sarı sıcakların altında toz ve ter içinde yaşayan, acılarla ve hayatın zorluklarıyla mücadele eden insanların hikâyelerinin toplamını görürsünüz.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR