Van Gogh'un Hikâyesi | Belgesel Film

Van Gogh'un Hikâyesi | Belgesel Film


Twitter'da Paylaş
0

https://youtu.be/0S-_WfxLD-4 Vincent Willem van Gogh (30 Mart 1853-29 Temmuz 1890), sanat tarihinin en tanınmış ve en etkili ressamlarından. On yıldan biraz fazla bir süre içinde aralarında 860 yağlıboya tablonun da olduğu 2.100 kadar resim ve çizim çalışması üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapıldı. Resimleri modern sanatın temelleri sayılan sıra dışı renkleriyle canlı, coşkulu ve anlatımcı fırça darbeleriyle ayırt edilir. Otuz yedi yaşında yıllardır süren zihin rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından intihar etti. Üst orta sınıf bir aileye doğan Van Gogh çocukken ciddi, sessiz ve saygılıydı ve resim de yapıyordu. Gençliğinde sanat simsarı olarak çalıştı ama Londra'ya gönderildikten sonra bunalıma girdi. Belçika'nın güneyinde protestan misyoner olarak çalıştı. Sağlığı bozulup yalnızlık içinde yaşadıktan sonra ailesinin yanına döndü ve 1881 yılında resim yapmaya başladı. Küçük kardeşi Theo tarafından maddi olarak desteklendi. İkisi yıllarca mektuplaştı. Çoğunlukla natürmortlar ve çalışan köylülerin resimlerinden oluşan ilk çalışmalarında daha sonraki eserlerinin ayırt edici niteliği olan canlı renkler görülmez. 1886 yılında taşındığı Paris'te, izlenimci duyarlılığa tepki gösteren ve aralarında Émile Bernard ile Paul Gauguin'in de bulunduğu avangart üyeleriyle tanıştı. Çalışmaları geliştikçe natürmortlara ve yerel manzaralara yeni bir yaklaşım getirdi. Resimlerinde daha parlak renkler kullanmaya başladı ve daha sonra 1888'de Fransa'nın güneyindeki Arles'de ustalaşacağı, kendine özgü bir üslup geliştirdi. Bu dönemde zeytin ağaçları, selviler, buğday tarlaları ve ayçiçekleri de tuvallerine konu olmaya başladı. Psikotik epizotlardan ve delüzyonlardan mustarip olan Van Gogh, akıl sağlığından endişe duymasına rağmen fiziksel sağlığını ihmal etmiş, düzgün beslenmemiş ve aşırı alkol almıştır. Gauguin ile arkadaşlığı bir ustura ile yolunu kesmesi ve öfke nöbeti sonucu sol kulağının bir kısmını keserek yaralaması sonucu sona erdi. Bir dönem Saint-Rémy'de olmak üzere, akıl hastanelerinde kaldı. Hastaneden kendi isteğiyle ayrıldıktan sonra Paris yakınlarında Auvers-sur-Oise'da ve Auberge Ravoux'ya taşındı ve homeopati uygulayan doktor Paul Gachet tarafından tedavi edilmeye başladı. Depresyonu devam etti ve 27 Temmuz 1890'da bir altıpatlarla kendini göğsünden vurdu. İki gün sonra yaraları nedeniyle öldü. Yaşadığı sürede başarısız görülen Van Gogh'a deli gözüyle bakılıyordu. İntiharından sonra birdenbire ünlenen ressam halkın imgeleminde tipik yanlış anlaşılmış dahi, "çılgınlık ve yaratıcılığın bir arada olduğu söylemlerini" gösteren bir ressam olarak yer almıştır. Resim üslubunun ögeleri fovistler ile Alman dışavurumcuları tarafından kullanılmaya başladıktan sonra 20. yüzyılın başlarında ünü artmaya başladı. Sonraki yıllar boyunca resimleri çok yaygın bir eleştirel, ticari ve popüler bir başarı yakalayan Van Gogh, sorunlu kişiliğinin romantik, azap çeken sanatçı idealini simgelediği önemli ama hüzünlü bir ressam olarak hatırlanıyor.  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR