Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Mayıs 2025

Hayat

Tagore Saygon’da: Kültür, Çelişkiler, Şampanya

H.M.A. Leow

Paylaş

0

0


Rabindranath Tagore’un 1929 yılında Vietnam’a yapmış olduğu ziyaret bölgeyi Fransızlar olmaksızın nasıl bir geleceğin beklediği konusundaki tartışmaları alevlendirdi.   

Kimi Vietnamlılar tarafından ruhani bir lider olarak görülen Tagore, kimilerince de kapitalist bir kan emici olarak yaftalandı. Nobel ödüllü yazar ve şair Rabindranath Tagore’un 1929’da Saygon’da karşılaştığı tavır böylesine uçlardaydı. 

Vietnam Edebiyat Enstitüsü akademisyenlerinden Chi P. Pham’a göre Vietnam milliyetçiliğinin hem radikal hem de ılımlı biçimleri, Tagore’un Hint milliyetine ilişkin görüşlerini hem takdir ediyor hem de eleştiriyordu.  Pan-Asya vizyonuyla tanınan ve pasifist bir politikadan yana olan Tagore’un Vietnam’daki varlığı, devrimcilerin Fransızlar olmadan nasıl bir gelecek tasavvuru çizmeleri gerektiği konusundaki tartışmaları alevlendirdi. 

O sıralar Tagore gibi Kalküta’da yerleşik olan entelektüellerin politik görüşü, büyük ölçüde Asya’daki sömürge karşıtlığı etrafında birleşiyordu ve bu entelektüellerin görüşleri  sömürgecilik tartışmalar açısından bir hayli önem arz ediyordu. Fikirlerin  kıta çapındaki dolaşımının izini süren araştırmacılar, çalışmalarını daha ziyade Bombay (şimdiki ismiyle Mumbai), Singapur, Yangon (Mynamar)  gibi eski İngiliz sömürgelerine odaklasalar da Pham, Vietnam’daki entelektüellerin de aynı etkiye açık olduğunu ve ülkedeki siyasi düşüncenin Tagore’un Hint maneviyatından ya da Güneydoğu Asya’ya uzanan “Büyük Hindistan” kültüründen etkilendiğini belirtiyor. 

Tagore’un Saygon ziyareti çoğu gazete tarafından “kutsal bir karakterin ülkeye gelişi,” olarak lanse edildi hatta Tagore, Annam’ı, yani Fransız himayesindeki Vietnam’ı, kültürel çöküşten kurtaracak bir figür olarak görüldü. Mesela gazetecilerin büyük bir kısmı onun “acayip bir biçimde ışıldayan gözlerinin” hipnotize edici doğasından bahsederken ressam Lê Trung Nghĩa onu meditasyon yapan bir bilge olarak resmetti. Başka yazarlarsa Tagore’un düz yazılarından yola çıkarak Hindistan’ın Vietnam kültürü üzerindeki olumlu etkisini öve öve göklere çıkardılar. 

Pham, Tagore’un şiiriyle klasik Vietnam biçemi arasında paralellik kuruyor ve o dönemde entelektüellerin Hindistan’ı Asya medeniyetinin orijinal kaynağı, Annam’ı da bu tarihin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini söylüyor. Pham’ın altını çizdiği bir diğer husussa Tagore’u Saygon’da ağırlayan Dương Văn Giáo gibi milliyetçi entelektüellerin kendi politik mücadelelerini sömürge altındaki öteki ulusların mücadeleleriyle ilişkilendirmeye çalıştığı ve bunu yapabilmek için de görüşlerini Asya kıtasındaki ulusların birbirleriyle olan kültürel bağlarına dayandırdığı. 

Fakat Vietnam’daki entelektüeller arasında Tagore’a tepkiyle yaklaşanlar da vardı çünkü onun milliyetçilik karşıtlığı ve vermiş olduğu iş birliği mesajı devrimci beklentileri karşılamaktan uzaktı. Buna rağmen Tagore’un sömürgecilik karşıtı duruşu ağır bastı ve politik radikallere sempati duyan L’echo Annamite gazetesi onun yazılarını yayımlamakta herhangi bir sakınca görmedi.  

Pham, Tagore’un evrensel barış ve kardeşlik mesajının sömürgeleştirilmiş halkların maddi koşullarıyla ilgili olmadığını öne süren iki yazardan bahsediyor. Pham’ın gözlemlerine göre bu yazarlardan biri Tagore’dan hoşnutsuzlukla söz ediyordu çünkü şiddetle sömürülen ve Avrupalılaştırılmaya çalışan sömürge altındaki bir Vietnam’a rağmen Doğu ve Batı arasında bir iş birliği çağrısında bulunmak tutarsızlıktı. Bir başka yazar Hi Vọng ise Tagore’u sömürgeciliğin vahşi iştahına, iç karartıcı materyalizme, günden güne daha şiddetli hale gelen nefrete ve giderek artan kanlı çatışmalara değinmediği için eleştiriyordu. Ayrıca onun manevi bir ideal olarak sunduğu şehitlik mertebesini reddetmiş ve hem Vietnam’da hem de sömürge haline getirilen öteki ülkelerde özgürleşmenin yolu olarak politik şiddeti desteklemişti. 

Bu bakımdan Tagore’u eleştirenler tıpkı Çin ve Japonya’daki meslektaşları gibi tavır alıyor ve bir yandan kendi milliyetçi gündemlerini takip ederken öte yandan Tagore’un evrensel çağrısını reddediyorlardı.

Pham, Vietnamlı Marksist entelektüellerinse Tagore’u burjuva elitlerinin yaşam tarzını yansıtan biri gibi göründüğü ve düşüncelerinin de onlarla paralel olduğu gerekçesiyle eleştirdiklerini belirtiyor. Gerçekten de o dönemin gazetelerine bakıldığında Tagore’un Saygon’a geldiği zaman birinci sınıf restoranlarda yemek yediği, onuruna verilen şampanyalı resepsiyonlara katıldığı ve bir villada kaldığı anlaşılıyor.  Bir gazeteci ve editör, çiftçilerin ve gençlerin Tagore’u karşılamak için bayrak sallamasını hatalı bulurken onun bu şampanya merakını İşçi Partisi lideri Lê Thành Lư’nun tabiriyle “Annam halkının kanını emmek” olarak niteliyor.  Tagore hakkındaki gazete yazılarına bakıldığında onun sıklıkla barış, sanata ve maneviyata olan ilgisinden bahsedildiği ama aynı zamanda alt sınıfa mensup kitleleri ve onların ihtiyaçlarını görmezden geldiğini için kınandığını görmek mümkün. Pham, bu tür yorumların çoğunun bazı Bengalli ve Batılı yazarların Tagore dendiğinde ona yöneltmiş oldukları modern sınıf eleştirilerinin bir yansıması olduğu kanaatinde.

Nihayetinde sömürge dönemindeki Vietnam, hayli sorunlu bir biçimde de olsa Tagore’u bir şekilde kabul etti bu kabul aslında Vietnam milliyetçiliğine ilişkin karmaşık tartışmalara da ışık tuttu. Öte yandan bu durum, hepsi farklı geçmişlerden gelen ancak uluslarını Fransız sömürgesinden kurtarmak gibi ortak bir amaçta birleşen Vietnamlı entelektüellerin, ulusötesi politikalar ve bilgi ağları vasıtasıyla sömürge karşıtı bir model aradıklarının da bir kanıtıydı. 

Çevirenr: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kemal Tahir'i Yeniden Okumak, Yeniden ..Doğan Hızlan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. G. -. J. Smith

25 Kasım 2025

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

Kurgusal metinlerdeki karakterlerin gerçek yaşamda karşılaştığımız insanlara benzemesi ancak inandırıcı bir karakter gelişim süreciyle mümkün. Hikâyeler insanları anlatır – ana karakter bir kedi, bir ağaç ya da başka bir varlık olsa bile. Büyük eserlere imza atan isi..

Devamı..

Batı Dünyasını Şekillendiren İznik Kon..

F. Butler-Gallie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024