Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Mayıs 2025

Edebiyat

Efsanelere İnanmalı mıyız?

Ömer Kaya

Paylaş

4

1


Kimileri bilmediğinden, araştırmadığından, kimileri de Dil Devrimi ve Türk Dil Kurumu’nun o dönemki çalışmalarıyla alay etmek istediğinden böyle bir uydurmacılığı büyütmüş, büyütüyor.

Türkçede şapkalar kalktı efsanesi gibi bir dil efsanemiz daha var. Üstelik duyanlarda alaycı, aşağılayıcı bir şaşkınlık yaratan türden. Günümüzde hemen her yaştan her meslekten insan bu efsaneye inanan, bunun yayılmasına yol açanlar arasında. Efsanelerin özellikleri gereği doğruluğu tartışılmaz, efsaneler gerçek üstü öğeler içerse de gerçek ya da hayal ürünü olup olmadıklarına göre değerlendirilmez ancak Türkçe ve Türkçenin sorunlarını konu alan efsaneleri sorgulamak gerekiyor. Dil hayal ürünü olup olmadığı belirsiz söylencelerle değerlendirilebilir mi, dilin herkesçe doğru anlaşılması için gerçeklere dayanması gerekmez mi. 

1950’li yıllarda ortaya atılan uydurma sözcükler bugün hâlâ Türk Dil Kurumu’nun yabancı sözcüklere Türkçe karşılık önerileri olarak kabul ediliyor. İşte onlardan bazıları:

  • İstiklal Marşı’na karşılık Ulusal Düttürü

  • Hostes’e karşılık gök konuksal avrat

  • Otobüs’e karşılık çok oturgaçlı götürgeç

  • Otomobil’ekarşılık öz itişimli götürgeç

  • Troleybüs’e karşılık boynuzlu götüreç 

  • Bisiklet’e karşılık ayak iter götürgen

  • Yumurta’ya karşılık tavuksal fırtlangaç

  • Sigara’ya karşılık tütünsel dumangaç 

  • İmam bayıldı’ya karşılık içi geçmiş dinsel kişi

Kimileri bilmediğinden, araştırmadığından, kimileri de Dil Devrimi ve Türk Dil Kurumu’nun o dönemki çalışmalarıyla alay etmek istediğinden böyle bir uydurmacılığı büyütmüş, büyütüyor. Hangi nedenle olursa olsun bu uydurmacılığa inanmak Türkçe düşünüp Türkçe yazmanın/konuşmanın önemini, Türkçeye verilen emeği hafife almak için her zaman iş görüyor. Türk Dil Kurumu’nun Türkçeyi özleştirme çalışmalarının bu saçmalıklardan oluştuğu inancı yediden yetmişe yerleşmişken bugün Türkçeye özen gösteren herkesin bu anlayışın temsilcisi sayılmasına, onların çabalarıyla da alay edilmesine şaşırmamalı. 

Türk Dil Kurumu sözlükleri karıştırıldığında bu sözde karşılıkların hiçbirinin sözlüklerde yer almadığı açıkça görülmesine karşın Türkçe ve Türkleştirme hareketi bu yalandan kurtulmuş değil. Diyelim ki sözlük kullanma alışkanlığımız yok, bilgisayar kullanmaya daha yatkınız öyleyse bu sözcüklerden birini genelağ sayfalarında aradığımızda 2001-2012 yıllarında Türk Dil Kurumu Başkanlığı yapan Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın’ın konuyla ilgili farklı yıllarda yapılmış söyleşilerini bulma olanağımız var. Buraya kadar geldiysek okuma yazma biliyoruz demektir. Gerisi düşünme, karar verme becerilerimizle ilgili. Akalın, Türk Dil Kurumu’nun böyle sözcükler önermediğini söylemiş.

“Neden hostes yerine ‘gök götürü konuksal avrat’, otobüs için ‘çok oturgaçlı götürgeç’, dediniz?”1

“Bunlar tamamen bir uydurma. TDK'yi küçümsemek ve alaya almak için   uyduruldu bunlar. TDK, hiçbir zaman bu tür karşılıklar önermedi,” diye yanıtlıyor Akalın. Yıl 2004. 

Agâh Sırrı Levend’in Dil Devriminden otuz üç yıl sonra 1965’te Türk Dili dergisinin 169. sayısında yayımlanan “Uydurma Nedir? Uydurmacılık Neye Derler?” başlıklı yazısı, bu konunun çok uzun zamandır Türkçenin peşini bırakmadığını bize daha açık gösteriyor.

“Önce şu nokta üzerinde anlaşmamız gerekir: Osmanlıca kırması olan Türkçeyi sürdürüp gidecek miyiz? Yoksa dil bilinci içinde bağımsız, arı bir Türkçeye doğru mu yol alacağız? Birinciyi isteyenler, anlaşma kapılarını kapamışlardır. Bu konuda onlarla yeniden tartışmaya girişmek boşunadır. İkinci yolu tutacaksak, yeni kelimeler bulmaya muhtacız ve bunu yapmak zorundayız. 

Ancak bu kez bulacağımız kelimeler, rasgele uydurulmuş değil, kurallar gözönünde tutularak, Türkçenin tarihi yapısına uygun kökler ve eklerle üretilmiş ve türetilmiş olacaktır. Bu, kötü anlamıyle ‘uydurma’ değil, bizim kullandığımız deyimle ‘yaratma’dır. Türk Dili Kurumu'nun yaptığı da işte budur. 

Şu var ki, yaratılacak yeni kelimelerin ‘yanlış’ olup olmadığı üzerinde de abartmaya kapılmamak gerekir. Seve seve kullandığımız öyle kelimeler vardır ki, yapılışı kurala aykırıdır; hatta saçma da denilebilir. Fakat halk beğenmiş ve tutmuştur. Artık onun yanlış olduğu söz konusu edilemez,”2 diyerek asıl uydurmacılığa geçiyor. Türk Dil Kurumu’nun önerdiği sanılan sözcüklerin birkaçına yer veriyor. Yazıyı, gezip dolaştıkları yerlerde karşılarına çıkan insanların sorularını yanıtlayarak bugün de düşünmemiz gereken şu sözlerle bitiriyor: 

“Bu sözleri işitince şaşırarak soruyoruz: 

‘Bunları bizim uydurduğumuzu nereden biliyorsunuz?’ 

‘Öyle söylüyorlar!’ 

‘Peki, sözlüğe baktınız mı?’ 

‘Hayır!’ 

‘O halde, bu saçmaları bizim uydurduğumuza nasıl inanıyorsunuz?’”

Görünen o ki bu türden saçmalara inanmak isteyeni hiçbir kanıt durduramıyor. Yine de Türkçenin çoktan halledilmesi gereken sorunları dururken yararı olur mu bilinmez, aradan geçen onca yıla karşın inandırıcılığından hiçbir şey kaybetmemiş bu yanlış bilgilerden birkaçına dilbilimsel bağlamda bakabiliriz.

Kâşgarlı Mahmud’un 25 Ocak 1072 günü yazmaya başladığı, 10 Şubat 1074 günü tamamladığı Dîvânu Lugâti’t-Türk’te3 yer alan “yumurta” sözcüğü zaten Eski Türkçe bir sözcük4 bununla birlikte “yumurta” yine “yumurta” biçiminde dilimizden Farsçaya geçmişken5 Türk Dil Kurumu, Türkçe bir sözcüğe Türkçe karşılık aramış olabilir mi.

“Vasıtai nakliye/nakil vasıtası” yerine kullanılan “taşıt” sözcüğü dilimizde vardı.  Üstelik “taşı-” fiili Eski Türkçe. O da Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alıyor. Cumhuriyet döneminde yeni örneklerle işleklik kazanarak fiilden isim yapan “-t (-ıt, it, -ut, -üt)” ekiyle türetilen “taşıt”6 sözcüğümüz de böylece ortaya çıkıyorken (1935’te Cumhuriyet gazetesinde kullanılmış7) götürgeç/götüreç/götüren gibi sözcüklere niçin gerek duyulsun.

Türkçeyle ilgili konularda ille de gülünecek şeyler arıyorsak uydurmacılığın en saf, en gerçek hali için televizyonda konuşulup yazılan Türkçeye bakmak yeterli.

Sunucunun konuğuna, “Googleladın mı, stalkladın mı, hiç ghotsladın mı,” diye sorması onu içten, bizden kılıyorsa, köşe yazarlığı ve editörlük yapan ünlünün kol saatleriyle ilgili konuşurken, “… çok reyr (rare) bir şey, vintıçsa aykonik bir şeyse, çok koleksiyoner aytımıysa, başka levılda sofistike bir zevk…” demesi onu çok havalı gösteriyorsa, başka bir sunucu konuk olduğu programda, “On yıldır singıldım,” dedikten sonra başarılarına övgüler yağıyorsa söyleyen de dinleyen de Türkçenin bu durumundan hiç utanmıyorsa söz ettiğimiz efsanelerin Türkçeye ve Dil Devrimine karşı hâlâ küçümseyici tutumlara dayanak oluşturması gerçekten üzücü. 

Bu tutumlar Türkçeyi dilediğince bozmakta sınır tanımayanların, dil yaşayan bir şeydir derken Türkçeyi öldürdüğünün farkına varamayanların, dil bilincini yok sayanların, Türkçenin saygınlığını korumaya çalışanları gülünç duruma düşürdüğünü sanması daha da üzücü. Oysaki gülünecek, üzülecek, gülerken ağlanacak, konuşulup tartışılacak çokça dil sorunumuz var.

Çok oturgaçlı götürgeçlere, tavuksal fırtlangaçlara, gök konuksal avratlara inanmaya tabii ki devam edebiliriz. Bunları Dil Devriminin, Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarının dolayısıyla Türkçedeki özleşmenin sonucu olarak değerlendirmeye de devam edebiliriz ancak “zaviye-i hadde yerine dar açı, müselles-i hadd-üz-zaviye yerine dar üçgen, mahrût-ı nakıs-ı kaim yerine dikey kesik koni, müselles-i kaim-üz-zaviye yerine dik üçgen, zaviyetan-ı mütevafikatan yerine yöndeş açılar, müselles-i münferic-üz-zaviye yerine geniş açılı üçgen”8 gibi -sadece geometride değil her alanda- çok sayıda karşılığın o özleşme hareketiyle Türkçeye kazandırıldığını anımsamakta yarar var.

1 https://www.gazetevatan.com/gundem/otobuse-cok-oturgacli-goturgec-demedik-279882

2 Agâh Sırrı Levend, Dil Üstüne, Türk Dil Kurumu Yayınları, 1973.

3 https://tdk.gov.tr/divanu-lugatit-turk/kasgarli-mahmud-ve-divanu-lugatit-turk/

4 https://www.nisanyansozluk.com/kelime/yumurta

5 Günay Karaağaç, Türkçe Verintiler Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2021, s. 935.

6 Prof. Dr. Hamza Zülfikar, Terim Sorunları ve Terim Yapma Yolları, TDK Yayınları, 2011, s. 143.

7 https://www.nisanyansozluk.com/kelime/taşıt

8 Mustafa Kemal Atatürk, Geometri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020.

YORUMLAR

A. Dilek Şimşek

Bravo.

28 Mayıs 2025

Öne Çıkanlar

Kültürlerin UzlaşmasıG. H. Geray
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Halil Yörükoğlu

18 Şubat 2026

Vaker Ne Demek Acaba?

Evren Yesari, Vaker'de bir derdin, bir yerinden edilmenin, bir değişimin romanını, yazarlığın güzelliğiyle,  olabileceği kadar derinlikli ve çok ufak sayılabilecek bir kaygı üzerinden anlatıyor.  Geçmiş zaman, Antalya'dan gelip İstanbul'da üniversiteye giden bir genç o tatlı ve ..

Devamı..

Yoldan Çıkanlar Var Aramızda

A. Dilek Şimşek

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024