Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Ağustos 2023

Söyleşi

Serpil Altay Çınar: "Yalnızlığımın tek ilacı da okumaktı."

Fatma Nuran Avcı

Paylaş

1

2


Bu bir kurgu, ama kurgularken gerçek hikâyelerden esinlenildi.

Fatma Nuran Avcı: Yazar Serpil Altay Çınar, Memleketimin Hava’ları adlı eseriniz geçtiğimiz günlerde Vedat Türkali Edebiyat Ödülleri’nde İlk 10 Roman Listesi’nde yer alarak adını duyurdu. Öncelikle başarınızı kutlayarak eserinizi ve sizi yakından tanımak istedik. Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Serpil Altay Çınar: Gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Aslen İncesu’luyum. Doğum yerim Kayseri ama Ankara’da büyüdüm, Ankara’da elli yıldır aynı mahallede yaşıyorum.  En büyük amaçları evlatlarına iyi bir eğitim sağlayabilmek olan bir ailenin en küçük çocuğuyum, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Yıllarca icra avukatlığı yapmanın ağırlığını biraz erken emekli olarak üstümden atmak istedim. Emekli olmam bana çok küçük yaşlardan beri hayalim olan “bir roman yazmak” imkanını sağladı. İki evladıma bırakacağım güzel bir miras olarak görüyorum romanımı.

FNA: Memleketimin Hava’ları, okuyucularını benzersiz bir Anadolu deneyimine davet ediyor. "Hava" karakteri üzerinden Anadolu kadınının sesini duyuruyorsunuz. Bu geniş anlamlı adın “Havva” değil de “Hava” olması dikkatimizi çekiyor. Bu düşen “V” harfinin bir nedeni olmalı. Açıklar mısınız?

SAÇ: Anadolu kadını çoğu zaman kendi isminin bilgisinden bile yoksun. İsimler Türkçe değil, genellikle Arapça, ismin anlamı üzerinde hiç durulmadığı gibi nasıl yazıldığı da bilinmiyor.  Romanın geçtiği “memleket” veya Anadolu’nun herhangi bir köşesi, yer hiç fark etmiyor,  yeterli bilgiden yoksun bir nüfus memuru “Hava” yazar “Havva” yerine ve nesilden nesile öyle devam edip gider.  O Hava’ların Havva olabilmesi için memlekette pek çok şeyin değişmesi gerekecektir.

FNA: Kitabınızda, annenizin anlattığı gerçek hikâyelerle kurguyu nasıl harmanladınız? Ya da okurlarımıza “anlattıklarımın tamamı gerçek” diyebilir misiniz?

SAÇ: Romanımda gerçek yaşanmışlıklar var tabii, ama asla ”anlattıklarımın tamamı gerçek” diyemem. Bu bir kurgu, ama kurgularken gerçek hikâyelerden esinlenildi. Aslında romanımdaki  adaş iki kadının yaşadıkları, onlarca başka kadının yaşamlarının bazı kesitleri.

FNA: Romanınızın on yıllık yazma süreci, eserinize nasıl bir derinlik kattı? Bu zamanda kitabınıza eklediğiniz bir anı veya olay var mı?

SAÇ: Sanırım tüm yazarlar için böyledir, benim romanımın kahramanları o kadar  “ben” ve o kadar kıymetli oldu ki… On yılın öncesinden başladı bu süreç, ben onlarla uyudum, onlarla uyandım, onlarla yaşadım. Sanırım  gönlümün bu durumu da kalemime yansıdı. Kurguyu çok net tamamlamıştım, yazarken bir değişiklik yapmadım.

FNA: Memleketimin Hava’ları’nın, merkezinde kadınlar bulunuyor. Onların hikâyeleri birbirinden acı ve yaralayıcı. Üstelik Kurtuluş Savaşı yıllarını da kapsarken, tarihi boyutu da ekleniyor. Kıtlık, yokluk ve çaresizlik gibi pek çok ögeyi sırtında taşıyor. Bunca yoğun duyguları aktarırken sizi zorlayan bir anı paylaşmak ister misiniz?

SAÇ: Bu topraklarda yüzyıllarca devam eden savaşların ve savaşlar sonucu doğan kıtlığın, çaresizliğin en büyük mağdurudur kadınlar. Evladını cepheye gönderen, cepheden  kocasının yitip gittiğinin haberini alan, cephede savaşanların gerisinde belki onlardan daha fazla savaşan kadınlar. Ben onları okuyucuma aktarabilmeliydim. Tıpkı o kadınların yaşadıkları gibi onların bir romana sığdırılması da çok zordu elbette. O zorluk beni öylesine etkiledi ki ikinci romanımın da kapısını araladı bana. Şimdi bir kurtuluş savaşı kahramanı kadının hayatını kaleme almaya hazırlanıyorum.

FNA: Geçmişten yansıttığınız yaşanmış olaylar okuru derinden sarsıyor. Etkilenmemek elde değil.  Aynı kadınlar bugün yaşasaydı sonuçları ne olurdu? Sesleri çıkar mıydı? Katı geleneklerin karşısında durabilirler miydi?

SAÇ: Bu gün de yaşanmıyor mu bunlar? Kadının en büyük hediyesi ve en büyük derdidir doğurganlık. Doğurmak, doğuramamak, doğurmak istemek ya da doğurmayı engellemek; bizim en temel sorunlarımız değil mi? Günümüzde bile doğurganlığı olmadığı için boşanmak zorunda kalan kadınlar, boşanmak istemediğinde üzerine kuma getirilen kadınlar yok mu? Başka bir açıdan bakarsak çağımızda son derece gelişen doğum kontrolü araçlarının hep kadınlar tarafından uygulanması bile kadının çilesi değil mi? Ya da  bilimsel olarak bebeğin cinsiyetinde kadının hiç rolü olmamasına rağmen “oğlan doğurmak” fiili en eğitim seviyesi yüksek ailelerde bile kadının sorumluluğu  olmuyor mu? Yani günümüzde de biz kadınlar için en temel sorunlar hala ortadan kalkmış  değil diye düşünüyorum.

FNA: Dil ve anlatımınızın ustalığı dikkatimizden kaçmıyor. Dolayısıyla edebiyat serüveninizi merak ediyoruz.  Bu yolculuk nasıl başladı? Sizi besleyen kitap ve yazarlarınızı öğrenmek isteriz.

SAÇ: Hani “apartman çocuğu” diye bir kavram var ya, dört duvarın arasında hapis, sokakta oynama şansı olmayan yalnız çocuklar. Ben işte onlardan biriyim. Yalnızlığımın tek ilacı da okumaktı. Kardeşlerimin yaşları benden çok büyük olduğu için çoğunlukla onların kitaplarını okumak zorunda kaldım. Mesela ilkokul ikiden üçe geçtiğim yaz “Yüzbaşı’nın kızı”nı okumuştum. Okudukça hem okuduklarıma hem de onları yazanlara hayranlık duymaya başladım. Okuduğum pek çok kitabın yazarının öldüğünü öğrendiğimde çok şaşırıyordum çocuk aklımla. Yazan ölmüş ama yazdıkları yaşıyor…. Bunu fark ettiğimde bir yandan içimdeki okuma isteği çoğaldı, bir yandan da yazmaya heves duymaya başladım.

Ben  en çok Ahmet Hamdi Tanpınar severim, Kemal Tahir severim, Aytmatov severim, Márquez severim. Biraz klasik seviyorum sanırım.  Hangi kitap sizi en çok etkiledi derseniz de cevabım ömrümün sonuna kadar değişmeyecek sanırım: Yüzyıllık Yalnızlık.

FNA: Memleketimin Hava’ları kitabınızı okuduktan sonra okuyucularınızın hayatında nelerin değişmesini umuyorsunuz? Bu eserle onlara hangi kapıları açmayı hedeflediniz?

SAÇ: Açmak istediğim kapı bir yandan ülkemiz kadınının bir türlü çare bulunamayan dertlerine dikkat çekerken bir yandan da geçmişimiz, hatırlamadığımız geleneklerimiz, ait olduğumuz topraklarımız, unuttuğumuz atalarımız hakkında biraz düşünülmesini sağlayabilmek. İsterim ki kadim kültürümüzü akıp giden kent yaşamı içinde büsbütün kaybetmeyelim, araştıralım, öğrenelim ve bizden sonraki nesillere aktarabilelim.

Bu harika sorular ve kitabıma gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim.

YORUMLAR

Hasan Çiftçi

Av. Serpil Altay Çınar'ın memleketin havaları kitabı çıktı. Memleketimin Hava'larını ne güzel anlatmış Serpil hocam.Nüfus idaresince tek (V) yazılan Hava'ları. Benimde tek (V) li bir Havam vardı,kitabın kapağında İncesu bulgurcu mahallesinde büyük havlu içinde yüksek katlı yazarın dedesinin evi. İncesu'nun Havaların kaderi Türkiye'nin Havalarının kaderidir. Balkan ve 1.Dünya savaşları ardında Milli Mücadele ile Türkiye'nin var oluşu, Genç nüfusun Dünya savaşında şehit oluşu ,toprağın işlenmeyişi,açlık,yokluk,kıtlık,hastalık,sefalet dul kalan gelinler,öksüz ve yetim kalan çocuklar,üvey evlatlar,kuma kadın çekişmeleri,gelin kaynana çekişmeleri,oğlan mı kız mı,doğum çekişmeleri,kaynananın kaynatanın isminin konması çekişmesi,çocuk doğumu,düşükler ve hastalıklar için kocakarı ilaçları,Mustafa Kemal Paşa ile Milli Mücadele sonrası Aydınlık Türkiye'nin refaha ermesi,Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü,yas,dinin yozlaşması,radyonun Türkiye'ye gelmesi,Havanın kızı Havanın dokuz çocuk üç düşük yapmıştır.En son kocakarı ilacı ile düşük yapması esnasında ölümü gerçekleşmiş.İşte Havaların kaderi.Türkiye Havalarının kaderidir.Acıyı,tatlıyı,yokluğu,varlığı,kaderi ne güzel kağıda dökmüş emeğine sağlık Serpil. Hasan ÇİFTÇİ

2 Mayıs 2024

Hasan Çiftçi

Av. Serpil Altay Çınar'ın memleketin havaları kitabı çıktı. Memleketimin Hava'larını ne güzel anlatmış Serpil hocam.Nüfus idaresince tek (V) yazılan Hava'ları. Benimde tek (V) li bir Havam vardı,kitabın kapağında İncesu bulgurcu mahallesinde büyük havlu içinde yüksek katlı yazarın dedesinin evi. İncesu'nun Havaların kaderi Türkiye'nin Havalarının kaderidir. Balkan ve 1.Dünya savaşları ardında Milli Mücadele ile Türkiye'nin var oluşu, Genç nüfusun Dünya savaşında şehit oluşu ,toprağın işlenmeyişi,açlık,yokluk,kıtlık,hastalık,sefalet dul kalan gelinler,öksüz ve yetim kalan çocuklar,üvey evlatlar,kuma kadın çekişmeleri,gelin kaynana çekişmeleri,oğlan mı kız mı,doğum çekişmeleri,kaynananın kaynatanın isminin konması çekişmesi,çocuk doğumu,düşükler ve hastalıklar için kocakarı ilaçları,Mustafa Kemal Paşa ile Milli Mücadele sonrası Aydınlık Türkiye'nin refaha ermesi,Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü,yas,dinin yozlaşması,radyonun Türkiye'ye gelmesi,Havanın kızı Havanın dokuz çocuk üç düşük yapmıştır.En son kocakarı ilacı ile düşük yapması esnasında ölümü gerçekleşmiş.İşte Havaların kaderi.Türkiye Havalarının kaderidir.Acıyı,tatlıyı,yokluğu,varlığı,kaderi ne güzel kağıda dökmüş emeğine sağlık Serpil. Hasan ÇİFTÇİ

2 Mayıs 2024

Öne Çıkanlar

Gökten Bir Yıldız Gibi DüşmediAdnan Özer
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

21 Ekim 2025

Robert Redford: Bir Büyük Sinema Efsan..

Robert Redford Hollywood stüdyo sistemi içinde büyük yıldız statüsüne ulaşmış bir oyuncu; Oscar ödülü ve adaylığı kazanmış bir yönetmendi.Birkaç sene önce en sevdiğim filmler üzerine bir yazı üzerine çalıştığım sırada en sevdiğim a..

Devamı..

Evden Fabrikaya: Sanayi Devrimi Süresi..

Elinor Evans

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024