Cambridge Üniversitesi Yayınları tarafından yakın zamanda basılan, İngiliz Edebiyatı’nda Eksiltimler: İhmal Edilmiş İşaretler kitabında, noktaların, tirelerin ve yıldız imlerinin kullanımının tarihçesini anlatan Toner’e göre, “Bu mükemmel bir yenilik. Basılmış bir İngiliz oyununda Kyfinn’nin Andria oyununa dek eksiltimlerin metinlerde bu şekilde kullanımına rastlamak mümkün değil. Bu, İngilizcede ilk kez eksiltim işaretlerinin kullanıldığı anlamına gelmiyor tabii. Henry Woudhuysen tarafından bulunan 1580 ve 1585 tarihli mektuplarda kesme çizgilerinin görüldüğü biliniyor. Her iki mektupta da işaret gayri resmi ve konuşma dili tarzında kullanılmış.”
Tiyatro oyunlarında kullanımı, eksiltimin özellikle edebi formunun evrimi açısından önemli. İşaretler Andria’da ortaya çıktıktan hemen sonra, diyalogun günlük hayatta konuşma diline yakın bir yoğunluk ve işlev kazanması hızlanmış.
Toner kitapta, “Yazmak için oldukça faydalı hale gelen eksiltimi kullanma fikrinin çevirmen Terence’a mı, yoksa yayıncılara mı ait olduğu ise maalesef belirsiz. Daha sonra sözgelimi Ben Johson gibi yazarların oyunlarında eksiltim işaretlerin sıklıkla kullanıldığını görmek mümkün, hatta Shakespeare’in oyunlarında. 18. yüzyıldan itibaren İngilizce basılı eserlerde noktalar, tireler ve kesme çizgilerinin kullanımının yaygınlaştığı anlaşılıyor,” diyor ve Percy Shelley’dan Virginia Woolf’a, pek çok yazar tarafından benimsenen eksiltim işaretlerinin Ford Madox Ford ve Joseph Condrad’ın 1901’de birlikte kaleme aldıkları Verese romanında ilk cümlelerden itibaren başlayarak 400’den fazla kez kullanıldığına işaret ediyor.
Yazara göre eksiltim kullanımını herkes onaylamıyor, örneğin Umberto Eco bu işaretleri korkunç olarak tanımlıyor.
Edebiyattaki en iyi eksiltim örnekleri
Laurence Sterne’in Tristram Shandy’sinden:“Annem dedi ki; Dua et canım, saati kurmayı unuttun mu? – İyi… diye bağırdı babam bir yandan sesini alçaltarak, – Dünya yaratıldığından beri hiçbir kadın bir adamın sözünü böyle salak bir soruyla kesmiş midir? Dua et, baban ne diyor? – Hiç.”
TS Eliot’un J. Alfred Prufrock’ından:“Yaşlandım... Yaşlandım... Pantolonumun paçalarını kıvırıp giymeliyim.”
F. Scott Fitzgerald’in Muhteşem Gatsby’sinden:“... Yatağının yanında duruyordum o ise üzerinde iç çamaşırı elinde koca portfolyosuyla çarşafların arasında.”
Emily Dickinson’ın Umut şiirinden:“Umut tüyleri olan şeydir – Ruha tüneyen – Sözsüz şarkısını söyler Ve susmaz – asla –“
Virginia Woolf’un Vita Sackville - West’e mektubu:“… seni görseydim beni öper miydin? Yatakta olsaydım –…”
Virginia Woolf’un patlayan bir bomba yüzünden ölmenin nasıl bir şey olacağını düşlerken günlüğüne yazdıkları:“Evet. Çok acı. Sanırım öyle – Sonra kendinden geçme; bir tıkırtı; uyanma girişimi ve iki üç kez yutkunma – ve sonra, nokta nokta nokta.”






