Kolera Günlerinde Aşk’tan Ölümü ve Aşkı Anlatan 10 Alıntı

Kolera Günlerinde Aşk’tan Ölümü ve Aşkı Anlatan 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

Kolera Günlerinde Aşk, bırakılmış bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Marquez'in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgarlarının esintileri arasında, Marquez'in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle, Kolera Günlerinde Aşk, Marquez'in başyapıtı sayılan Yüz Yıllık Yalnızlık'ın yanında tartışılmaz bir biçimde yerini alıyor. Bu olağanüstü romandan ölümü ve aşkı anlatan 10 alıntı:

1 “Aradan tam elli bir yıl, dokuz ay, dört gün geçmişti. Unutmamak için bir hücrenin duvarlarına her gün bir çizgi çekmek zorunda kalmamıştı; çünkü tek bir gün bile geçmemişti ki onu anımsatan bir şey olmasın.”

2 “Jeremiah de Saint-Amour, hiçbir anlamı olmayan bir tutkuyla seviyordu yaşamı; denizi ve aşkı seviyordu, köpeğini ve onu seviyordu ve gün yaklaştıkça, ölümü kendi kararlaştırdığı bir şey değilmiş de, amansız bir yazgıymış gibi umarsızlığa yenik düşüyordu.”

3 “Kim olursa olsun, herkes kendi ölümünün sahibidir; o an gelip çattığında yapabileceğimiz tek şey, insanların korkusuz ve acısız ölmelerini sağlamaktır.”

4 “Bu yaşamdan götüreceğim biricik hayal kırıklığı şu: Birçok cenazede şarkı söylediğim halde, kendi cenazemde söyleyemeyeceğim.”

5 “Savaş dağlarda. Kendimi bildim bileli kentlerde insanlar kurşunla değil, kararnamelerle öldürülüyorlar.”

6 “Kimin daha ölü olduğunu soruyordu kendi kendine üzüntüyle: Ölenin mi, yoksa geride kalanın mı.”

7 “Toplumsal yaşamın sorunu korkuyu yenmek, evlilik yaşamının sorunu ise can sıkıntısını yenmeyi öğrenmektir.”

8 “Ama insanların her zaman annelerinin onları dünyaya getirdiği zaman doğmadıkları, yaşamın onları bir kez daha, hem de sık sık kendi kendilerinden doğmaya zorladığı düşüncesine kaptırdı kendini.”

9 “Her şeye karşın, yüreğin belleğinin kötü anıları sildiğini, iyileri büyüttüğünü, geçmişe katlanmayı bu hile sayesinde başardığımızı bilmeyecek kadar gençti.”

10 “Güçsüzlerin aşk ülkesine hiçbir zaman giremeyeceklerini, bu ülkenin acımasız ve aşağılık olduğunu kadınların yalnızca yürekli erkeklere kendilerini verdiklerini, çünkü yaşama göğüs germek için öylesine gereksinim duydukları güvenliği kendilerine onların sağladıklarını anımsattı ona.”

Bonus: “Yaşamda gereksinim duyduğum tek şey, beni anlayan birisi.”

Gabriel García Márquez, Kolera Günlerinde Aşk, Can Yayınları, 2013


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR