Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Nisan 2017

Öykü

Serten Sungur • Miriam Carter'ın Bir Günü

Serten Sungur

Paylaş

25

0


Karanlığın içinde gözlerini yavaşça araladı. Kıpırdamadan etrafa göz gezdirdi ve çevresini dinledi. Yalnızdı, kimseler yoktu, rahatladı. Üzerinde uzandığı, yerde serili sert döşeğinden, titreyen zayıf kollarının da yardımıyla yavaşça doğruldu ve başını geriye doğru atıp sağa sola hareket ettirerek rahatlamaya çalıştı. İçinde bulunduğu oda, geceden kalma ağır bir kokuyla doluydu. Tam karşısındaki, rutubetten hırpalanmış duvarda bulunan ufacık pencereden içeriye sızmaya çalışan güneş ışınları odanın kasvetine yenik düşüp hemen dağılıyordu. Sessizce ayağa kalktı ve odanın ortasında duran yarım asırlık, ahşap, el oyması çalışma masasının üzerindeki, kalitesiz, bakır gaz lambasını yakabileceği bir kibrit bulmak için harekete geçti. Masanın üzeri, eski parşömenler, üzeri tozlu kitaplar ve boş şarap kadehleriyle korkunç bir karmaşa içinde görünüyordu. El yordamıyla karıştırdığı masada birkaç kadeh devirip, dökülen sıcak şarabın kitaplarına bulaşmasına sinirlenip okkalı bir küfür savurduktan sonra aradığını buldu ve gaz lambasına can vermeyi başardı. İçinde bulunduğu bakıra çarpıp etrafa yayılan cılız ışık bir anda, ortama hâkim olan kasveti ikiye katladı. Gaz lambasının rehberliğinde şömineye doğru ilerledi. İçerisi serin ve ürperticiydi. Son birkaç yılını burada geçirdiği için artık alışmıştı ama yine de arada bir de olsa yabancılık hissettiği oluyordu. Artık yaşlı bir adamdı Miriam. Evet, kudretli Miriam Carter, eski kraliyet danışmanlarından biriydi bir zamanlar. Geçen yıllar kendisini zayıf düşürmüş ve yaşından ötürü artık sağlıklı kararlar veremediği gerekçesiyle kral tarafından yerini daha genç bir danışmana devretmişti. O günden beri de ev dediği bu soğuk, zindandan bozma, taş duvarlarla örülü deliğinde yaşıyordu. Bu ev, kraliyetin kendisine tahsis ettiği, iki gözden ve bir mahzenden oluşan, çok da büyük sayılmayan eski bir yapıydı. Emekliye ayrılan yaşlı kraliyet danışmanlarına tahsis edilirdi. Bu iki gözden biri mutfak, diğeri yaşam alanı olarak kullanılırdı. Belki bir aile bu harabede yaşasaydı burayı adam edebilir ve gerçek bir eve dönüştürebilirdi ancak yaşlı Miriam'ın buna ne gücü ne de zamanı vardı. Yerin altındaki mahzeni de birkaç fıçı kaliteli şarap ve çeşitli evrakları depolamak için genişçe yer bulduğu bir kütüphane olarak kullanıyordu. Zaman zaman kraliyet için çalışmakta olan genç danışmanlar kendisini ziyaret eder ve belli konularda Miriam'a fikrini sorar, tecrübelerinden faydalanırlardı. Bu yaşlı Miriam'ı hayata bağlayan tek şeydi. Hâlâ dolaylı yoldan da olsa kraliyete hizmet ediyor olmak onu mutlu ediyordu. Yanan şöminenin etrafa yaydığı sıcaklık yavaş yavaş kemiklerini ısıtmaya başlamıştı. Şimdi kendisini daha iyi hissediyordu. Yaşlı bir adamın tek başına yaşamasının ne kadar zahmet gerektiren bir iş olduğunu düşünüp biraz hüzünlendi ama bu duygusal çırpınmaları aklından hemen defedip, bugün yapacağı işlere odaklanmaya karar verdi. Bugün kraliyete hizmet eden iki danışman kendisini ziyaret edecek ve ziyadesiyle önemli bir konuda büyük önem arz eden fikirlerini alacaklardı. Bir zamanlar tam bağlılıkla hizmet ettiği Stormhill Krallığı'nı karanlık günler bekliyordu. İki gün önce gelen genç bir subay kendisini bu konuda bilgilendirmişti. Az sonra gelecek olan danışmanlar da kraliyetin savaş konseyinde görevliydiler ve bu kritik bir görüşme olacaktı. Isınan kaslarının verdiği güvenle daha seri hareket etmeye başlayan Miriam, yerde duran döşeğinin yanı başındaki, yine asırlık ahşap bir dolaba yöneldi ve kapağını aceleyle açtı. Bu denli önemli bir görüşmeye üzerindeki bu paçavralarla katılamazdı ya. Elinden geldiğince hızlı hareket etmeye çalışarak üzerindekilerden kurtuldu ve görevli olduğu günlerde giydiği yeşil kadife cübbesini giyindi. Üzeri çeşitli çiçek ve sarmaşık figürleriyle oymacılıkla süslenmiş dolabının yanında duran üzeri puslu boy aynasının karşısına geçti. Eliyle aynayı şöyle bir sildi ve kendisine baktı Miriam. Üzerinde altın rengi işlemeler bulunan yeşil, kadife cübbe o kadar ihtişamlıydı ki Miriam'ı on yıl daha genç göstermişti sanki. Her şey neredeyse hazırdı. Olabildiğince hızlı adımlarla mahzene indi. Hatta heyecandan az daha basamaklarda tökezleyip düşecekti. "Ah yaşlı Miriam, kemiklerin sağlam kalsın, sen bu krallığa daha lazımsın," diye homurdanarak mahzenin içine daldı. Elindeki gaz lambasının yardımıyla şarap fıçılarının yanında duran raftan topraktan yapılmış bir sürahi aldı ve şarapla doldurdu. Bir elinde sürahi bir elinde gaz lambası, kütüphaneye doğru koşturan Miriam ara sıra ayaklarına hükmetmekte zorlanıyordu. Kütüphanenin tozlu raflarından, eski dönemlere ait bir tomar parşömeni pek de aramadan bulup koltuğunun altına sıkıştırdı ve salona çıktı. Soluk soluğa elindekileri masaya bırakacağı sırada evin kapısı büyük bir gürültüyle çalındı. Zavallı Miriam az daha korkudan sürahiyi yere düşürüp her yeri batıracaktı. Üzerindeki şoku atıp bir yandan da heyecandan ellerinin titremesine engel olmaya çalışan yaşlı danışman, titrek bir sesle kapıdakilere seslendi. "He- hemen geliyorum dostlarım." Olabildiğince hızlı adımlarla, taş şöminenin bir kaç metre kadar yanında bulunan iki metrelik, dev ahşap kapıyı açmak için harekete geçti. Bugün yapacakları görüşme belki de krallığın kaderini etkileyecek kararlara direk olarak etki edecekti. Belki yarın bir krallıkları olmayacak ya da belki bu belayı da defedeceklerdi başlarından. "Miriam! Seni yaşlı hergele, bugün nasılsın bakalım?" Dışarıdan gelen sesle irkildi yaşlı adam ve daha o yanına varamadan kapı büyük bir gürültü ile ardına kadar açıldı. "Ss.. siz... siz de kimsiniz? Neler oluyor?" diye inledi Miriam ve az sonra bir toplantısı olduğunu haykırdı gelen yabancılara. Kapıdan giren iri yarı sarışın bir adam, "James buraya gel. Bu ihtiyar yine bir şeyler tutuşturmuş burada.," diye seslendi bir arkadaşına ve devam etti. "Bu adam kibriti nereden buluyor. Söndürün şunu hemen, bu deli bir gün tüm akıl hastanesini yakacak. Tüm perdeleri açın, tüm camları da." Miriam'ın gözleri dolmuştu ve olduğu yerde âdeta donmuştu. Tüm hayalleri elinden alınan bir çocuk gibi başını öne eğip sessizce ağlamaya başladı. Dışarıdan odaya giren iki adam onu alıp odadan dışarıya çıkardılar yavaşça. Sarışın adam arkadaşına seslendi: "Sürekli aynı şeyi yapıyor. Onu daha sık kontrol etmeliyiz. Kendisini emekli kraliyet danışmanı sanıyor. Tamam buradaki insanlarım hepsi hasta ama inan bana dostum bu yaşlı hergele gibisi yok." Görevli hastane personeli Miriam'ın odasını temizlemeye çalışırken, sarışın adam yani Dr. Markus Johensen asistanı James Plate ile acı acı gülümseyerek yaşlı adamın odasından ayrıldılar.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kafka Olmanın OlanaksızlığıDerya Önel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

14 Temmuz 2025

Kelimelerin Gücü ve Labirentin Sırları

Kitabın temel temaları, aidiyet, cesaret, dostluk ve kelimelerin gücü.Benim ilk okuduğum kitap Samad Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Akıntıya karşı yüzen o minik balığın cesaretine hayran kalmamak mümkün değildi. Bir gün yolculuğa çıkabileceğime beni ilk ik..

Devamı..

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024