Sinema Teknik midir?
21 Haziran 2017 Kültür Sanat Sinema Sanat

Sinema Teknik midir?


Twitter'da Paylaş
0

İyi film yapmak için iyi bir tekniğe, iyi bir kameraya ya da başka bir şeye ihtiyacınız yok. Eğer hikâyeniz iyiyse filminizde iyi olur.
Osman Burak Gülveren
Sinema 19. yy’da Lumiere kardeşler tarafından ortaya çıkarılan ve daha sonra politik ve teknolojik gelişmelerle kendini kabullendirmiş bir sanat dalı. Ruslar, sinemanın ilk yıllarında işin tamamıyla teknik yönlerini araştırmış ve bu konuda Eisenstein’ın büyük çabalarıyla baya bir ilerleme kat etmişler. Daha sonrasında Vertov kamerayı gözden daha üstün tutmuş ve birçok kuram geliştirmiş. Bunların sonucunda belli başlı kurallar belirlenmiş ve bir anlatım tekniği çıkmış ortaya. İlerleyen yıllarda bu gelişmeler Amerikalı sinemacıların gözüne çarpmış ve onlar da bu teknikleri benimseyip geliştirme yoluna gitmişler. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda sinemada tekniğin çok önemli olduğunu söyleyen ve buna önem veren kişilerin sadece sektör içinde takılıp kaldığını ve insanlığa anlatacak bir konu bulamadıklarını görürsünüz. Propaganda filmleri çekmekle ömürlerini tüketmişler. Şimdi de sinemanın bir sanat dalı olduğunu ve bir bilim dalı gibi görülüp kurallarla kısıtlanamayacağını söyleyen kişilere bakalım. Bu tür sinemacılar, sinemayı bir ihtiyaç olarak görmüş ve nasıl ki bir edebiyatçı, ressam ya da müzisyen anlatmak istediği hikâyeyi tamamen duygularıyla anlatıyorsa, onlar da öyle yapmışlar. Tekniği bir teferruat, bir araç olarak görmüşler ve asıl amaçlarının hikâye anlatmak olduğunu kavramışlar. İşte bu yönetmenler sinemada büyük bir devrim gerçekleştirmiş ve kitleleri peşlerinden sürüklemişler. İnsanlara sorular sormuşlar, cevaplar vermişler ve yol göstermişler. Ve isimlerini altın harflerle sinema sanatının duvarına yazdırmışlar. 21. yüzyılda yaşama fırsatı bulan bizler, bilgi edinebileceğimiz onca yol ve görüntü kaydedip üzerinde oynama yapabileceğimiz onca araç varken kendi halimize acımaya karar vermiş ve bu durumdan dolayı başkalarını suçlar olmuşuz.  Film çekmek için 4k kameralar, bunları kurgulamak için macbooklar ve oyunculara ve öbür şeylere vermek üzere milyon liralar, bekliyoruz. Oysa bir film çekmek için bunların olması şart değil. Nitekim geriye dönüp baktığımızda ağzını açmadan bir sürü soru sorabilen ve sonrasında bunların cevabını verebilen Şarlo’ya baktığımızda, görüntü kaydeden herhangi bir kamera ve bunların kurgusunu yapabilecek birkaç aletle şaheserler yarattığını görürüz. Keza Tarkovski, Bresson, Godard, Truffaut ve daha niceleri tekniğe ve pahalı kameralara ihtiyaç duymamışlar, onlar sadece iyi bir hikâye anlatmak istemişlerdir. [caption id="attachment_31056" align="aligncenter" width="800"] Tarnation filmi toplam 218 dolar maliyetle çekilmiş.[/caption] Sinema, teknik bir alan değildir. Sırf teknolojik aletler kullanılıyor diye, sinema sanatını icra etmek için teknik öğrenmeniz şart değil. Önce duygularınızı, hislerini, en önemlisi kendinizi öğrenmeniz ve ne anlatacağınızı bilmeniz gerekir. Sonrası zaten kendiliğinden gelir. Ayrıca bizim paramız yok biz nasıl film çekelim ki. Ah yalan dünya, hiç eşit değilsin diyenlere bir film göstermek istiyorum. Jonathan Caouette adlı yönetmenin 2003 yapımı Tarnation  filmi toplam 218 dolar maliyetle çekilmiş ve hemen üstatların dikkatlerini çekmiş. Sundance Film Festivali dahil birçok festivalden ödüllerle dönmüş ve toplamda 1,2 milyon dolar hasılat yapmış. Yani demem o ki iyi film yapmak için iyi bir tekniğe, iyi bir kameraya ya da başka bir şeye ihtiyacınız yok. Eğer hikâyeniz iyiyse filminiz de iyi olur. Bundan dolayı kafanızı teknik öğrenmeye yoracağınıza, hikâye anlatımına yorun.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR