Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Nisan 2025

Doğa

Derin Ekoloji

Oggito

Paylaş

0

0


İnsanın, insan olmayan dünyaya aşırı müdahalesi söz konusudur ve mevcut durum hızla kötüye gitmektedir. 

Derin ekoloji yalnızca canlı varlıklarla değil, bu ister doğa olsun ister insan, isterse bir köpek ya da dağ sırası, bir bütün olarak çevremizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirmenin yollarını arayan politik bir ekoloji hareketidir. 

Mevcut model çevreyi insan ihtiyaçlarına uyarlayarak tahakküm altına almaya ve araçsallaştırmaya yönelikken derin ekoloji bu ilişkiler bakımından yeni bir vizyon önerir. 

Nitekim insanlar artık merkezi bir konumda değil; ne öteki canlı varlıklardan ne de etkileşimde olduğu materyallerden daha az ya da daha çok önemli. Benzer biçimde çevre de, insanların içinde ya da üzerinde yaşadığı bir ortamdan ibaret değil. Tam aksine insanların hayatta kalıyor olmasının sebebi doğayla kurmuş oldukları karşılıklı ilişki – buna ekosofi ya da eko-felsefe deniyor. 

Dolayısıyla insanlar çevrenin de bir saygınlığı olduğunu kabul etmek, yani eko sistemlerin dengesine her zaman saygı duymak zorundalar. 

Derin ekoloji hareketinin kökeni

Derin ekoloji, Spinoza ve Gandhi felsefeleri üzerine uzmanlığıyla tanınan Norveçli düşünür Arne Naess tarafından 1970’li yıllarda başlatılan bir harekettir. Naess bu hareket vasıtasıyla yüzeysel ekolojiyi, yani Batı tarzı bir yaşamın gerekliliklerini karşılamaktan öteye gitmeyen mevcut yaşam modelini eleştirir. 

Hızla gelişmekte olan teknoloji sayesinde her tür kirliliği azaltabilir, kaynakların hızla tükenmesi karşısında yeni çözümler üretebiliriz ama Naess’e göre insan bu ilişkilerin merkezinde kalmaya devam ettikçe ekosistemler de tehlike altında olmaya devam edecek. 

Bu yüzden insan doğayla kurduğu ilişkide insan merkezli bir anlayıştan vazgeçmeli ve insan ihtiyaçlarından ziyade ekosistemlerin doğal dengesine öncelik veren ekoloji merkezli bir anlayışı benimsemelidir. 

Naess ve derin ekoloji savunucuları bunun başarılabilmesi için köklü bir ekolojik kopuş gerektiğini belirtirler – söz konusu kopuş farklı topluluklar arasında dayanışmayı, eşitliği ve iş birliğini destekler. 

Bu bakımdan derin ekoloji, çağımızla bağlantılı iki ana akımın yerini almayı hedefler: Yaban hayatın korunması ve DDT gibi kimyasal ilaçların yol açtığı ekolojik felaketlerle mücadele. 

Derin ekolojinin temel prensipleri 

Arne Naess’e göre derin ekoloji sekiz temel prensibe dayanır:

  1. Yeryüzünde mevcut – insan olan ya da olmayan – bütün yaşam formlarının refahı ve gelişimi kendi başına doğal bir değerdir. Bu değer, insan olmayan doğanın insani ihtiyaçlar yönüyle insanlığa olan faydasından bağımsızdır. 

  2. Yaşam formlarının çeşitliliği ve zenginliği hem başlı başına bir değerdir hem de bu değerlerin sürekliliğine katkı sağlar. 

  3. İnsanın, kendi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama saiki haricinde bu zenginliği ve çeşitliliği azaltma hakkı yoktur. 

  4. İnsan yaşam ve kültürünün gelişimi, insan nüfusunun özdeksel azalışıyla uyumludur. İnsan olmayan yaşam formlarının gelişimi böylesi bir azalmayı gerektirir.

  5. İnsanın, insan olmayan dünyaya aşırı müdahalesi söz konusudur ve mevcut durum hızla kötüye gitmektedir. 

  6. Kamu politikalarında değişikliğe gidilmesi zorunludur. Teknolojik, ideolojik ve ekonomik değişiklikler bütün temel yapıları etkileyecek ve bu da mevcut politik örgütlenmeden farklı derin bir politik örgütlenmeyle sonuçlanacaktır. 

  7. İdeolojik olarak değişim, olağan yaşam düzeyine bağlı kalmaktan ziyade kendi içinde kendi değerini barındıran daha nitelikli bir yaşamı takdir etmekle başlar. 

  8. Derin ekolojinin temel prensiplerini destekleyen her birey, doğrudan ya da dolaylı olarak, bu hususları hayata geçirmek için çaba harcar. 

Spiritüel bir hareket olarak derin ekoloji

Arne Naess yeni bir iyilik hali önerir: Kendini gerçekleştirme. 

Kişi kendini gerçekleştirdiği ölçüde başkalarıyla özdeşleşebilir ve bu özdeşleşme kendini gerçekleştirdiği ölçüde derin ve kapsamlı olur. Kişinin kendini gerçekleştirme düzeyi ne kadar yüksekse daha yüksek bir düzeye erişme olasılığı artar ancak bu olasılığın gerçekleşmesi de başkalarının kendini gerçekleştirme düzeyine bağlıdır. Nihayetinde bir bireyin kendini bütünüyle gerçekleştirebilmesi ancak başkalarının kendini gerçekleştirmesiyle mümkündür. 

Başka bir deyişle bir düşünür için kendini gerçekleştirme, ekosistemlere olan bakış açısını değiştirme ve dolayısıyla toplumdan kopma sürecidir. 

Bir ekosistem ne kadar zenginse ilişkiler de o kadar çoğul olur. Bu ortamlarla sürekli etkileşim halinde olmak canlı varlıkların, özellikle de insanın, ekosistemlerin denge ve refahını korumak için daha net kararlar almasını sağlayan daha yüksek bir kendini gerçekleştirme düzeyine erişmesini sağlar. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Rüya KayıtlarıÖzlem Dikeçligil
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mehmet Ali Ete

29 Ağustos 2025

Hayali Kardeş

Hepimizin küçükken gerçekleşmesini beklediği dilekleri vardır. Hayatımızdaki zorlukları aşmak adına kendimizden güçlü olan bir güçten, hayatımızdaki zorlukları tutup çıkarmasını dileriz. Benim ise küçükken en büyük dileğim evdeki abilerimin ya da ablalarımdan birinin evlenmesiydi. Çünkü..

Devamı..

Ağaçların Özel Hayatı: Zambra'nın Eksi..

Nurhan Şahinkaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024