Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Nisan 2025

Kitap

Biri Bizi Gördüğünde Ne Görür?

Adalet Çavdar

Paylaş

0

0


Kiraz Ağacının Ardından, engel nedir, görünür olmak ne demektir, biri bizi gördüğünde aslında neyi görür gibi soruları gündelik bir dille, büyük iddialara girmeden düşünmeye davet ediyor.

Gençlik edebiyatı üzerine düşünmeye başlamam hep aynı soruyla oluyor: Genç olmanın ne olduğunu ne kadar hatırlıyorum? Cevabı net değil. Ama bazı kitaplar, hatırlamaktan çok hissettiriyor. Kiraz Ağacının Ardından onlardan biri. Serinin önceki kitaplarını okumadım. Hatta Mafalda’nın hikâyesini ilk kez bu kitapla öğrendim. Ama birkaç sayfa içinde onun sesini, odaya nasıl girdiğini, bilgisayarını nasıl kullandığını, gitarını çalarken çıkardığı sesi nereye yerleştirdiğini biliyordum. Görme yetisini kaybetmiş bir genç kızın dünyasını anlatıyor kitap, ama mesele sadece görmek ya da görememek değil. Mesele, dünyanın çoğu zaman görenler için tasarlanmış olması. Ve bazen en zorunun, kimsenin size bakmadığı anlar olduğunu fark etmek.

Paola Peretti’nin Kiraz Ağacının Ardından romanı Mart ayında Makbule Ezay Akyıldız çevirisiyle yayınlandı. 

İtalya’nın Verona kentinde yaşayan Paola Peretti, edebiyat ve felsefe eğitimi aldıktan sonra 2011 yılında yayıncılık, gazetecilik ve yaratıcı yazarlık alanlarında çalışmaya başladı. Ancak onu yazmaya asıl iten şey, kişisel bir deneyimdi: Stargardt hastalığı nedeniyle görme yetisini yavaş yavaş kaybetmeye başlaması. Bu genetik rahatsızlık, Peretti’nin dünyayı algılayış biçimini derinden değiştirdi ve bu değişim, yazdığı karakterlere de yansıdı. Peretti, tıpkı karakteri Mafalda gibi görme duyusunu kaybetmeye başlayan bir çocuk olarak büyüdü. Bu yüzden de Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe sadece bir kurgu değil, aynı zamanda onun kendi iç dünyasına tuttuğu bir aynaydı. Kitap yirmiden fazla ülkede yayımlandı ve özellikle genç okurlar tarafından çok sevildi. Türkiye’de de beş yüz binden fazla okura ulaşarak büyük bir yankı uyandırdı. Yazarlığın yanı sıra mülteci çocuklara İtalyanca öğretmenliği yapan Peretti, hem eğitimci hem de aktivist kimliğiyle tanınıyor. İçsel dünyaların sessizliğini, görünmeyeni görünür kılmayı, kalpleri birbirine yaklaştırmayı hedefliyor. Onun kitaplarında görme engeli bir sınırlama değil, bambaşka bir algı biçiminin kapısını aralayan bir deneyim olarak yer alıyor.

Kitabın Türkçeye çevirisi Makbule Ezay Akyıldız’a ait. İtalyan kültürüne ve diline derin bir aşinalığı olan Akyıldız, metne sadık kalırken karakterlerin duygularını da incelikle aktarabilmiş. Yalnızca kelimeleri değil, Mafalda’nın iç dünyasındaki dalgalanmaları da Türkçeye başarıyla taşımış.

Üç kitaplık serinin ilk kitabı Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe, dokuz yaşındaki Mafalda’yla tanıştığımız yer. Stargardt hastalığı nedeniyle görme yetisini yavaş yavaş kaybettiğini öğrenen küçük bir kızın iç dünyasına giriyoruz. Mafalda’nın okul bahçesindeki kiraz ağacıyla kurduğu bağ, onun hem umutlarının hem de korkularının simgesine dönüşüyor. Gözlerini kaybederken hayatı yeniden öğrenmek zorunda kalıyor: çevresini, insanları, dostluğu, cesareti… Özellikle okul bekçisi Estella ile kurduğu bağ ve kedisi Ottimo Turcaret üzerinden, kayıplar ve dayanışma temaları içtenlikle işleniyor. Mafalda’nın kendine özgü listeleri, düşünce notları ve duyularla kurduğu yeni bağlar, okura onun evrenine eşsiz bir giriş sunuyor.

İkinci kitap ise Filippo, Ben ve Kiraz Ağacı’nda ise Mafalda artık daha büyümüş, ilk gençlik dönemine adım atmıştır. Görme yetisini neredeyse tamamen kaybetmiş olsa da hayatla bağını koparmamıştır. Bu kitapta onu yeni okulunda, yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışırken izleriz. Görmeyen bir genç olarak hayata katılma, kendine yer açma, kendi sesini duyurma çabası anlatılır. Aynı zamanda artık çocukluktan çıkıp hayal kırıklıkları, aşk, yalnızlık gibi daha karmaşık duygularla baş etmeye başlamıştır. Kitap, Mafalda’nın kendi içindeki gücü bulma yolculuğunda önemli bir dönemeçtir.

Kiraz Ağacının Ardından, serinin üçüncü kitabı ama önceki kitapları okumamış olmak bir eksiklik yaratmıyor. Çünkü Peretti, karakterini geçmişiyle birlikte değil, bulunduğu yerden anlatıyor. On altı yaşında bir genç kız Mafalda. Görme yetisini kaybetmiş, baston kullanmayı reddeden, odasının her ayrıntısını ezberlemiş biri. Kitabın daha ilk sayfalarında dünyayı başka türlü algılayan biriyle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Ama bu bir “engel” hikâyesi değil yalnızca. Bu, genç olmanın, değişmenin, korkmanın ve bazen sadece rahat bırakılmak istemenin hikâyesi.

Paola Peretti, bu kitapta Mafalda’yı anlatırken ne duygusal manipülasyona kaçıyor ne de engelli bir karakteri “ilham kaynağına” dönüştürerek yüceltiyor. Tam tersine, Mafalda’yı olduğu haliyle yazıyor: Odasının düzenini ezberlemiş, baston kullanmayan, müziği yüksek sesle dinlemek isteyen, dışarı çıkarken makyaj yapan, çantasına kitabını koymayı unutmayan bir genç kız olarak. Görme engelinin günlük hayatı nasıl şekillendirdiğini gösterirken, bunu “özel” değil “normal” bir hâl gibi sunuyor. Oda düzeninden okul yoluna, sınavlara girdiği sınıflardan yüz kremlerine kadar her detay, onun bedenine ve zihnine göre biçimlenmiş durumda.

Mafalda’nın iç sesi kitabın tamamına yayılmış. Sadece ne düşündüğünü değil, neye nasıl dokunduğunu, neyi hatırladığını ya da hatırlayamadığını da öğreniyoruz. Özellikle “güzel miyim?” diye sorması, bunun cevabını birilerinden değil, kendi içinde aramaya çalışması çok tanıdık bir gençlik hissi. Görmemesi, güzellik algısını ortadan kaldırmıyor, tam tersine başka biçimlerde kendini gösteriyor: kokularla, dokunuşla, hatırlamayla. Görmeden bile kendini nasıl bir bütün olarak algılayabileceğini düşündürüyor kitap.

Kitap boyunca Mafalda’nın çevresinde beliren insanlarla yavaş yavaş tanışıyoruz. Moony mesela, panayırda karşısına çıkan, sessiz ama dikkatli biri. İlk başta kim olduğu, ne hissettiği tam anlaşılmıyor ama sayfalar ilerledikçe o da Mafalda gibi kendi yalnızlığıyla baş etmeye çalışan biri olarak çıkıyor karşımıza. Aralarındaki ilişki, çok fazla kelimeye ihtiyaç duymadan kuruluyor. Her ikisi de birbirinin sınırlarına dokunmadan yakınlaşmanın bir yolunu buluyor.

Filippo ise kitabın başından itibaren Mafalda’nın zihninde sık sık beliriyor. Onu çok önemsediği belli ama aralarında ne yaşandığını tam olarak bilmiyoruz. Okur olarak, arada bir geçmiş olduğuna dair sezgilerimiz var sadece. Mafalda bazen ona yazıyor ama göndermiyor, bazen sesini duymak istiyor ama aramıyor. O yüzden Filippo biraz hayal mevcudiyet gibi—var ama uzakta. Bu da gençlikten tanıdık bir duygu yaratıyor: birine hâlâ içimizde yer varken, artık onunla konuşamamak.

Mafalda’nın annesiyle ilişkisi oldukça mesafeli. Neden böyle olduğunu bilmiyoruz ama bu uzaklık, kitap boyunca hep bir eksiklik hissi yaratıyor. Babası ise daha çok hayatında ama tam anlamıyla yanında olduğunu da söylemek zor. Ona yardımcı olmaya çalışsa da bazen ne yapacağını bilemeyen, iyi niyetli ama çaresiz bir yetişkin gibi. Mafalda’nın ise bir yandan bağımsız olmak isterken bir yandan hâlâ çocuk kalmak istediği anlar var. Bu çelişki, kitabın duygusal ritmini belirliyor.

Kiraz Ağacının Ardından, engel nedir, görünür olmak ne demektir, biri bizi gördüğünde aslında neyi görür gibi soruları gündelik bir dille, büyük iddialara girmeden düşünmeye davet ediyor. Mafalda’nın hikâyesi, gözlerini kaybetmekten çok, hayatın başka türlü de yaşanabileceğini hatırlatıyor. Bu yüzden gençler bu kitabı sadece “farklı biri”nin hayatını okumak için değil, kendilerini bir başkasının yerine koymanın nasıl bir deneyim olduğunu anlamak için de okumalı. Çünkü bazen bir başkasının odasını, bastonunu, ezberlediği yolları ve korkularını tanımak, kendi yerimizi de yeniden düşünmeye yol açıyor. Kitap bitince, birinin gözlerinden değil, onun sesiyle gördüğünüz bir dünya kalıyor geriye. O da bazen yeterli oluyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024