Sovyetler Birliği ve modern Rusya hakkında yaptığı çalışmalarla tanınan tarihçi Sheila Fitzpatrick’in yazdığı Kısa SSCB Tarihi, tarihin tartışma parantezi hiç kapanmayacak devleti Rusya’nın ‘Rusya’ya dönüşmeden önceki durumunu anlatan derli toplu bir kitap.
Genelde Rusya özelde SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) çalkantılı tarihiyle daima göz önünde olan, ilgi çeken, epeyce tartışılan, üzerinde farklı türden onlarca düşünce ve fikir üretilen bir ‘toprak bütünü’ ola geldi. Tüm Avrupa’yı da baştan aşağı sarsacağı düşünülen ancak plan tutmayınca geriye sadece ‘devrimci bir devlet’ bırakan Rus Devrimi’nin orak ve çekicinin ittir kaktır yürüme çabası, tüm dünyaya çok uzun süre gözlerini yumması tarihe Sovyetler Birliği gibi bir muamma bıraktı. Lenin erken yaşta hayatını kaybetmeseydi ve halefi Josef Stalin akıl almaz işler yapmasaydı ne olurdu bilinmez elbette ama tüm bunlar ‘iki kutuplu dünyan’ tanımının bir ucunu oluşturan kocaman bir devleti pek tabii çekici kıldı. 1941 yılında doğan ve Sovyetler Birliği ve modern Rusya Tarihi alanında birçok çalışması bulunan tarihçi Sheila Fitzpatrick’in yazdığı, Samet Öksüz çevirisiyle Say Yayınları etiketiyle yayınlanan Kısa SSCB Tarihi, adından da anlaşılacağa üzere SSCB’nin kronolojik bir özetini sunuyor.
Kısa SSCB Tarihi’ni burada iliğine kadar yazmanın mümkün olmadığını belirterek kitabın nelere göz attığına bakalım: Rus İmparatorluğu’na bir bakışla açılan kitap, bu imparatorluğun Sovyetler Birliği’ne evrilmesini ve devrimcilerin ‘şartların olgunlaşmasını’ nasıl beklediğini ufak detaylara da yer vererek ana hatlarıyla ele alıyor. Lenin yıllarındaki ülkedeki değişim rüzgârı, devlet politikası, ‘taht’ kavgaları Rusya’nın Rusya olduğu zamanlar düşünüldüğünde hakkı verilerek anlatılmış. Kitabın üçüncü bölümünde tartışma parantezi daima açık kalacak Stalinizm baştan aşağı inceleniyor. Burada sözü yazar Fitzpatrick’e bırakmakta fayda var zira kendisi sağlam bir çözümlemeyle durumu izah ediyor: “Stalin’in kendisinin adlandırdığı 1929-1932 “Büyük Atılım”, üç aşamaya sahipti. İlki devlet planlama teşkilatı tarafından hazırlanan bir Beş Yıllık Plan doğrultusunda yürütülen zorla hızlandırılmış sanayileşmeydi; ikincisi tarımda kolektivizasyondu; üçüncüsü de Çinli komünistlerin 1960’lardaki kullanımından çok önce Sovyetler tarafından icat edilmiş olan “kültürel devrimdi”. Programın tüm bu üç aşamasını çevreleyen şiddet, komünist olmayan nüfusu korkutmaya ve sindirmeye yaradı. Ancak amacı aynı zamanda Stalin’in kendi birliklerini –komünistler, genç komünistler, “bilinçli” kentli işçiler- gerçekten yapmak istedikleri şeyleri yapmalarına, yani düşmanları olduklarını düşündükleri insanlarla kavga çıkarmalarına izin vererek bir arada tutmaktı.” Stalin’in ve basınının bunu ‘dış tehdit’ paranoyasıyla destekleyerek kafasındaki planla ilgili başarılı bir sonuca ulaştığı da Fitzpatrick’in yorumlarıyla kitapta anlam kazanıyor. Stalinizm’den ve İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Kruşçev’in ‘tam komünizm’ sözüne, oradan Brejnev’e atlayan kitap ‘Çöküş’ dönemiyle sona eriyor. Putin de sürpriz olsun!
Kısa SSCB Tarihi, arka kapak yazısında Zizek’in, “Eğer Stalinist olsaydım, bu kitabı okumayanları Gulag’a göndermeli demezdim ama bir iki yıl iyice yeniden-eğitmeli derdim,” ifadesinde olduğu gibi tamamen tarafsız, bir tarihçinin yazması gerektiği gibi yazılmış bir kitap. Koskoca bir devleti bir hap gibi yutup kafaya eklemek mümkün değil ama Kısa SSCB Tarihi, meraklısı için de mevzuya yeni başlayanlar için de iyi bir kaynak olarak okunmayı hak ediyor.






