Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Nisan 2024

Kültür Sanat

Yeni Diller Öğrenmek: Efsaneler ve Tavsiyeler

Oggito

Paylaş

0

0


Bir çocuk anadilini tam olarak bu şekilde öğrenir: cümle içindeki her kelimeyi anlamayabilir ama anlam çıkarabilmek için ipuçlarını kullanır ve dağarcığındaki kelimeler zamanla artar.

Geçtiğimiz yıl Buenos Aires’i ziyaret ettiğimde düşündüm ki, nihayet okulda altı dönem süreyle aldığım İspanyolca derslerinin bir faydasını göreceğim. Ama Arjantinlilerin konuştuğu akıcı İspanyolcayı işitir işitmez bunun bir yanılsama olduğunu anladım. Öğrendiğim kuralları, fiil çekimlerini ve kelimeleri unutmuştum. O yüzden sadece aşırı basit ve olabildiğince yapmacık bir cümle kurabildim: “Bir bira alabilir miyim?”

New York’ta yaşayan ve YouTube’da Xiaomanyc isimli popüler bir dil öğrenme kanalının sahibi olan poliglot Arieh Smith’in de benzer şeyler yaşadığını işittiğimde bu beni epey cesaretlendirdi:

“Lisedeyken dil öğrenmek konusunda gerçekten berbattım,” diye izah ediyor Smith, “Latince, Yunanca ve İbranice öğrenebilmek için yıllarımı harcadım ama bu dillerden hiçbiri tam olarak yerli yerine oturmadı. Sürekli ders çalışmama ve notlarım iyi olmasına rağmen bir şeyler hep eksikti, sebebi neydi anlamıyordum.”

Smith meselenin ne olduğunu Princeton Üniversitesi’nin Pekin’deki bir yıllık yoğun Çince programına katıldığında anladığını söylüyor. “İmzalatılan taahhütnamede, dersler süresince İngilizce konuşulduğu takdirde öğrencinin programdan atılacağı yazılıydı.”

Smith kısmen sürekli Çince konuşulan bir ortamda olduğundan kısmen de aralıklı tekrara dayanan bir öğrenme yazılımı kullandığından Çinceyi akıcı bir biçimde konuşmaya başlamış.

Fakat elbette bunlar bir dil öğrenmek için şart değil. Smith, Çince sayesinde sonraki yıllarda öğreneceği düzinelerce farklı dil için öğrenme stratejileri geliştirdiğini belirtiyor. Örneğin rastgele kelimelerden oluşan uzun bir listeyi ezberlemek yerine “Bunun fiyatı bir dolar mı yoksa iki dolar mı?” ya da “Kahve alabilir miyim?” gibi konuşurken sık sık kullanılan pratik ifadeleri tekrarlamak. Çünkü, “kelimeler tek başlarına olduğunda kullanışlı, parçalanabilir ifadelere göre pek anlam ifade etmezler. Bu biraz da beynimizin doğal dil öğrenme biçimiyle bağlantılı.”

dil öğrenmek

Üstelik bir de gündelik hayatta kullandığımız ifadelerin aslında aşırı basit olduğu gerçeği var. Oxford English Corpus altı yüz binden fazla kelime içerir ama İngilizce metinler üzerinde yapılan detaylı bir analiz, kullanılan kelimelerin yarısının yaklaşık yüz farklı baş sözcüğe (lemma) dayandığını gösteriyor – tırmanmak kelimesiyle aynı sözcükten türeyen tırmanış gibi.

Smith, bir dili sadece konuşma maksadıyla öğrenmek istediğinde sıklıkla kullandığı İngilizce ifadelerin o dildeki karşılıklarının bir dökümünü tuttuğunu aktarıyor. Buradaki amaç tek tek kelimeleri öğrenmek yerine onları mümkün olduğunca çabuk kullanım yerlerine göre öğrenmek. Çünkü Smith’e göre bir dilde akıcı olabilmek için sürekli o dili kullanma gerek.

Ama elbette kelime bilgisi şart. Bu konuda oturup kelime ezberlemek yerine dilbilimci Stephen Krashen’in 1970’li yıllarda öne sürdüğü anlaşılabilir girdi hipotezine kulak vermekte fayda var. Anlaşılabilir girdi hipotezinin temelinde, bir dili öğrenirken mevcut yeterlik seviyenizin biraz üstündeki metinleri okumak ya da dinlemek yer alıyor. Zira bir çocuk anadilini tam olarak bu şekilde öğrenir: cümle içindeki her kelimeyi anlamayabilir ama anlam çıkarabilmek için ipuçlarını kullanır ve dağarcığındaki kelimeler zamanla artar.

“Dil öğrenmeye ilk başladığımda kendi seviyemin çok çok üstündeki filmlerle ne kadar zaman kaybettiğimi anlatmam,” diyor Smith. “O yüzden anlaşılabilir bir girdi bulmanın en iyi yolu başlarda öğretmeninizle ya da arkadaşınızla konuşmaya çalışmak. Temel seviyeden başlıyor, yavaş yavaş daha kompleks cümleler kurmaya başlıyor ve zaman içinde geliştiriyorsunuz.”

Dil öğreniminin doğal bir yetenek ya da zekâ meselesi olduğuysa pek doğru değil. Evet, bazı insanlar doğuştan yetenekli. Asıl önemli olansa istikrar.  “Dil öğrenmek kilo vermek gibi. Zor. Ama bu zorluk matematik ya da fizik öğrenirken yaşadığınız zorluktan farklı. Zeki olmasa da öğrendiklerini özümseyebilen bir insan, zeki olan ama özümseyemeyen bir insana göre çok daha kolay dil öğrenir.”

Smith’e, öğrendiğimiz dili anadil olarak kullanan insanlarla konuşmaya çalışırken yaşadığımız açıklanması güç rahatsızlığı sordum.

“Dışa dönük bir insan değilim. O yüzden bu, benim de üstesinden gelmem gereken bir şeydi. Ama bunu bir iş olarak yapmaya başlamadan önce bile fark ettim ki, birazcık Çince konuştuğumda bile etrafımdakiler bunu takdirle karşılıyordu.”

Tabii bu olgu evrensel olmayabilir: mesela turistik amaçlarla Paris’e giden bir Amerikalı oturduğu restoranlardan birinde Fransızca sipariş vermeye kalktığında onun çabası garsonu pek eğlendirmez. Yine de Smith’e göre çok temel düzeyde bile olsa dil öğrenmek, her şeyden önce o dilin konuşulduğu kültürü öğrenmek anlamına geliyor.

“Sırf bu yüzden Brooklyn’deki Küçük Haiti’ye gittim ve Haiti Kreolünde konuşmaya çalıştım ki, normalde bu asla yapmayacağım bir şeydi. Aynısı Pencap ve Vietnam dilleri için de geçerli.    

Ve bazı dillerin, ötekilere nazaran daha kullanışlı ya da güzel olup olmadığı meselesine gelince: “Şahsen bazı dillerin sesi kulağıma daha hoş geliyor. Mesela Galce. Ama nihayetinde bütün diller iletişim kurmanın bir yolu. İçlerinden bazılarının fikirleri daha iyi ilettiği düşüncesine her zaman şüpheyle yaklaşmışımdır. Bence herhangi bir dilde ifade edebildiğiniz her şeyi pekâlâ başka bir dil tarafından da ifade edebilirsiniz.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Raymond Carver'ın Sesinden DinleyinOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

25 Temmuz 2025

Bir Ada İhtimali ya da İnsanlığın Sonu..

İyi kitapların çoğu insanı rahatsız eder, sarsar. Romanların görevi insana hoşça vakit geçirtmekten ibaret değildir.Google’ın Ceo’su Larry Page’le Elon Musk arasında geçen büyük tartışmayı ilk okuduğumda çok etkilenmiştim. İki milyarder Musk’ın doğum ..

Devamı..

İnce Memed'i niçin okumalısınız?

Erdinç Akkoyunlu

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024