Spekülatif kurgu distopik ve ütopik kurgu da dahil olmak üzere bilim kurgu, fantastik kurgu, alternatif tarihsel kurgu, kıyamet ve kıyamet sonrası kurgu gibi pek çok türü içinde barındırıyor.
Öğrenciler için sınıf, dünyayı olduğu gibi anlamaları için gerekli donanımın kazanılacağı yerdir ve spekülatif kurgu da bu açıdan faydalı olabilir.
Sosyal teori varoluş biçimlerini, toplumdaki güç dinamiklerini ve diğer sosyal fenomenleri açıklamaya çalışır. Öğrenciler yaşadıkları dünyaya dair anlayışlarını geliştirmek istiyorlarsa sosyal teorinin sunduğu çerçevelerden faydalanabilir, kuramla ve kuramlaştırmayla yakından ilgilenmeye başladıkları takdirde etraflarındaki dünyayı çok daha net bir biçimde anlamlandırabilirler.
Fakat çoğu insanın kuramsal derslerin öteki derslerden daha zor olduğunu düşündüğü günümüzde öğrencilere bu tarz kavramsal materyaller sunmak onlarda “kuram endişesine” sebep olabilir. Bu ilginç bir fenomen ve bu konuda yapan araştırmacı sayısı da azımsanamayacak kadar fazla. Mesela Ginger E. Macheski, Kathleen S. Lowney, Jan Buhrmann ve Melanie E. L. Bush, sosyal bilimler alanındaki kuram ve yöntem derslerinde ortaya çıkan bu endişeyi teşhis eden isimler arasında. Bu araştırmacılardan Kathleen S. Lowney ise bir adım daha öteye geçerek kuram öğretiminde soyut muhakeme kabiliyetine duyulan ihtiyacın kaygıyı nasıl tetikleyebileceğini tartışıyor. Öğrenciler konunun kendisini, soyut niteliği dolayısıyla tehditkâr buluyorlar ve Rachel Ann Rosenfeld’in de gözlemlediği gibi kuramsal derslerde duyulan bu endişe öğrenme sürecini baltalayabiliyor.
Çoğu akademisyen bu endişenin yol açtığı olumsuz etkiyi bertaraf edebilmek için yapbozlar ya da sinema filmleri gibi somut materyallerden faydalanıyor. Sosyolog Jane A. Rinehart, kümelenmiş bilginin öğrencilerdeki endişeyi azaltabileceği ve onları sosyal değişim çalışmalarına daha iyi hazırlayabileceği düşüncesinden hareketle mevcut kuramcıların çalışmalarını öğretmektense kuram üretmeye ya da kuramlaştırmaya odaklanıyor. Sosyolog Christina D. Weber ise eğitimcilerin sosyal teori öğretirken yalnızca kanona odaklanmak yerine öğrencileri, kendilerini birer kuramcı olarak göremeye teşvik etmelerinin çok daha verimli olduğunu belirtiyor.
Bu işte öğrencileri desteklemenin bir yolu da güçlü bir edebi tür olan ve toplumsal ilişkilerin mevcut gerçeklikten farklı bağlamlarda nasıl şekillendiğini ele alan spekülatif kurgudan yardım almak. Spekülatif kurgu distopik ve ütopik kurgu da dahil olmak üzere bilim kurgu, fantastik kurgu, alternatif tarihsel kurgu, kıyamet ve kıyamet sonrası kurgu gibi pek çok türü içinde barındırıyor. Hayli kapsamlı olan bu tür aslında mevcut gerçeklikten bariz bir biçimde farklı olmaları yönüyle ortaklaşan çok sayıda türü bir araya getiriyor. Dolayısıyla spekülatif kurgu geçmişle ya da hangi türden olursa olsun bildiğimiz gerçeklikle sınırlanmıyor ve böylece okura, sosyal teori vasıtasıyla iktidar yapılarını analiz edebileceği verimli bir alan sunuyor.
Bazı spekülatif kurgularda –genellikle eski eserlerde ancak yine de onlarla sınırlı değil– bizim dünyamızın mantığı, herhangi bir eleştiri ya da değerlendirme olmaksızın hikâyenin içine yediriliyor. Joshua Yu Burnett’a göre spekülatif kurgu, “fetih ve sömürgeciliği görkemli girişimler olarak tasvir etme” geleneğinden geliyor. Bu konu haricinde kalan öteki eserlerse farklı dinamikler üzerinden ilerleyen farklı varsayımlar ve dolayısıyla da bütünüyle farklı dünyalar yaratıyor. O yüzden herhangi bir sosyal teoriyi tartışmak ve analiz etmek için seçtiğimiz eserlerde bu gibi hususlara dikkat etmek şart. Octavia E. Butler’dan Tohumdan Hasada, Ursula K. Le Guin’den Karanlığın Sol Eli, Margaret Killjoy’dan A Country of Ghosts, Nnedi Okorafor’dan Kim Korkar Ölümden gibi klişeleri alt üst eden eserler varken öğrencileri sömürgeci önyargılara dayanan ırkçı ve öz eleştiriden yoksun eserlerle meşgul etmeye gerek yok.
Nihayetinde sınıf öğrencilerin tarihsel ve kuramsal araştırmalar yaparak, bu alanlarda okuyarak dünyayı daha iyi anlayabilecekleri ve dış dünyadaki yaşamı daha iyi kavramak için gerekli donanımı kazanabilecekleri bir yer.
Covid-19 salgınının baş gösterdiği ve dersleri yüz yüze yapmanın imkânsız olduğu dönemde yüksek lisans öğrencilerine etnografik yöntemleri anlatabilmek için bir dizi spekülatif kurgu ödevi hazırlayan antropolog Katherine Fox, spekülatif kurgunun öğrencilere gerçek yaşamı gözlem konusunda hem eğlenceli hem de risksiz bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Kendi kullanmış olduğu yöntemde öğrencilere üzerinde çalışmak için bir eser seçiyor ve bunu bir vaka çalışması olarak ele alıp sanki gerçekmiş gibi onun üzerinden gözlem ve analiz yaparak bir araştırma planı oluşturuyorlar. İlk ödevde seçilen eser gözlem yapmak için kullanılırken ikinci ödevde yaşananlar sanki gerçek zaman ve mekânda gerçekleşmiş gibi saha notları alınıyor. Üçüncü ödevde ele alınan hikâyenin sosyokültürel koşulları analiz ediliyor, dördüncü ödevdeyse araştırma planı çıkarılıyor.
Nihayetinde spekülatif kurguyu sosyal bilimler alanındaki kuramları gerçek yaşama uygulayabilmek ve kimi yapıları kuramlaştırabilmek için serbest bir alan olarak kullanmak, kendi dünyamızı gözlemlerken ve onu kurama çevirirken yüz yüze kaldığımız güçlükleri azaltıyor ve aynısı, başka kitle iletişim araçları için de geçerli. Dolayısıyla Afrofütürizmden Star Wars’a kadar spekülatif kurgu, öğrencilere sosyal hareketleri, iktidar yapılarını ve ütopik düşünceyi analiz etmek için gerekli araç ve yöntemleri sunuyor.
Sosyolog Julie A. Pelton, öğrencilerdeki bu endişeyi giderebilmek için onlara verdiği farklı ödevleri inceleyen makalesinde, kuramsal ödevler yerine film analiz ödevi hazırlamanın öğrencileri heyecanlandırdığını, onlardaki merak duygusunu harekete geçirdiğini belirtiyor. Pelton’ın da belirttiği gibi, “kuramsal meselelerde filmlere başvurmak öğrencilerin bu konudaki kaygılarını azaltıp rahatlamalarına olanak tanıyor.”
Hangi ortamda sunulursa sunulsun spekülatif kurgu öğrencilerin hayal gücünü kullanmasını sağlıyor. Bu da eleştirel bilincin oluşmasını kolaylaştıran, öğrencilerin eleştirel medya okur yazarlığını geliştirmelerine yardımcı olan ve zararlı anlatılara karşı koyma becerilerini güçlendiren bir durum. Bu, hem böyle eserlerin tüketilmesinde hem de yaratılmasında geçerli. Fox, öğrencilerin spekülatif kurgu aracılığıyla krizlere, değişimlere ve farklılıklara farklı toplumlar olarak nasıl tepki verdiğimizi daha iyi analiz edebileceklerini belirtiyor. Neil Gerlach and Sheryl N. Hamilton ise sahip olduğumuz gelecek vizyonumuzu mevcut gerçekliğin bize dayattığı sınırlamalardan ayırmanın önemini ve bilim kurgunun bu açıdan hayal gücünü nasıl harekete geçirdiğini tartışıyor. Gerlach ve Hamilton’a göre spekülatif kurgu türünde bir öykü yazmak, mevcut gerçekliğin önümüze koyduğu kısıtlamalara tabi olmadığından olumlu bir geleceğin inşası için yol gösterebilir ve dolayısıyla da sosyal bilimlerde ekstrapolatif kuramlaştırma için alan açar. Kültür eleştirmeni Henry A. Giroux, eğitimcilerin öğrencilere sorgulama ve eleştirel düşünme için bir alan yaratabileceğini bunun da öğrencilerin şu ankinden farklı, daha olumlu bir gelecek hayal etmelerinin önünü açabileceğini belirtiyor. Daha da ötesi, diye yazıyor Giroux, öğrencilere karşı tek sorumluluğumuz onlara elimizdeki içeriği ustaca öğretmekten ibaret değil, onlara hayal güçlerini kullanarak nasıl daha iyi bir dünya tasavvur edebileceklerini de öğretmemiz gerekiyor.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






