Yeni medya ve olanakları
17 Ocak 2014 Bilim Teknoloji

Yeni medya ve olanakları


Twitter'da Paylaş
0

[button]Semih Gümüş[/button] En azından meraklılarını yakından ilgilendiriyor ve zaman zaman daha sıcak biçimde tartışılıyor: Dijital medya olanakları sonunda basılı yayınlarımızı, kitapları, dergileri, gazeteleri ne kadar tehdit ediyor? Bunu bir tehdit olarak görenlerin çoğunluğu oluşturduğunu görüyorum, bilmem yanılıyor muyum. Geleneksel alışkanlıklara bağlılığın, gücünü hep koruduğu yadsınamaz, sokaktaki insan için de böyle, okur-yazarlar için de, yayıncılık dünyasının yerleşik bireyleri için de. Bunu bir yana bırakalım. Daha doğrusu, bırakmak zorundayız. Dijital dünya, bugüne dek bilmediğimiz olanaklarla önümüze yepyeni bir ufuk açıyor. Üstelik bizde etkileri daha pek hissedilmemişken Batı’da geleneksel ya da konvansiyonel medyanın altındaki halıyı çekmeye başladığı da ortaya çıkıyor. Somut sonuçlarıyla. İlk çarpıcı işaretler elbette ABD medyasından geldi, çan çalarak. Gazeteler, bu arada küresel krizin de etkileri altında, basılı biçimlerden geriye çekilmeye başladı. Bir varolma savaşıydı aslında bu. Gazete, gazeteciliği ciddiye alanlar için –onların çoğunluğu Batı’da, bizde az– haberi asıl görenlerin medyası. Oysa şimdiki zaman, kâğıda basılı gazeteler için iç açıcı değil. İnternetin anlık müdahalesi ve hızı karşısında, baskı teknikleri yarışı kaybetmiş durumda. Kâğıda basılı gazeteyle haber verilemiyor, dersek, yanlış olmaz. Kaldı ki televizyon bile internetle baş edecek durumda değil. Haberi elinden kaçıran geleneksel medya, internete uyum gösterirse yaşayacak, yoksa tükenecek ya da çok değişecek. Bunların herkesin malumu olduğunu düşünmeyelim. Bilip de kayıtsız kalmak da bilmemekle aynı sayılır. Serdar Turgut, Yeni Medya (Destek Yayınları, Aralık 2013) kitabında, bir yeni medya tutkunu ve izleyicisi olarak yararlı bilgiler veriyor, değerlendirmeler yapıyor. Bu arada kitabında Türkiye’de de gündemde olan ve pek çoklarının içinde yaşadığı dijital örneklerden söz etmemesini de gerçekten ilginç buldum. Ziyaretçi sayısı bakımından dünyada bile adları anılan bazı internet siteleri üstünde niçin durmadığını bilmiyorum. Bir yabancılıktan olsa gerek.

En önemli örnek: New York Times

Öte yandan, dijital medya denince akla ilk gelen New York Times deneyiminden uzun uzadıya söz ediyor. NYT, kâğıda basılı gazetelerin çaresizliğini gördükten sonra, internet sitesini öyle tasarlayıp izleyicilere sundu ki, bugün herkes örnek olarak önce NYT’nin sitesine bakıyor. İnternet sitesinin paralı olması bir düşünceydi, ilk günlerde bir hayal olarak görülmeye başladı ama NYT öyle bir örnek koydu ki ortaya, bütün önyargıları yıktı. Bugün NYT’nin internet sitesinin yaklaşık 700.000 abonesi var. Gazetenin satışına bakıldığında, bunun önemli bir sayı olduğu apaçık. Kaldı ki, kâğıda baskı da etkin biçimde sürüyor. Hem de yüksek bir fiyatla satılarak. Kâğıt baskıdan vazgeçmeyenler, gazeteye ödenmesi pek düşünülemeyecek bir parayı ödeyip basılı gazeteyi alırken bu arada internet sitesi abonelerinin sayısı da artıyor. Demek ki beklenen krizi ilk aşan gazetelerden bir NYT oldu. Ardından da Wall Street Journal geldi. Peki nasıl oldu bu? Öyle ya, niçin NYT gazeteyi internet sitesine taşıyarak bu başarıyı gösterdi de, ardılları pek çıkmadı? Bunun birinci nedeni, içeriğin çok nitelikli oluşu. Serdar Turgut da “içerik kral” sözleriyle bunu sürekli vurguluyor. İçerik kral sözü, dijital dünyanın meraklılarının ilkelerindendir ve sık sık yinelenir. Bir kâğıda yazıp başucunuza asmalısınız. Önünüze içeriği kral yapacak bir tasarı koymadığınız sürece, medyanızı dijital dünyada yaşatma yolunu bulmanız olanaksızdır. Ya da yaşatırsınız da, onu parayla alınıp satılacak düzeye asla çıkaramazsınız. Demek ki bir internet sitesinin paralı olması için, önce onun özgün ve nitelikli içeriğe sahip olması, sonra da onu herkesi ilgilendirecek biçimde sunabilmesi gerekir. Tersine bir örnek verelim mi: Yeni Medya kitabında adlarının hiç anılmadığını söylediğim birkaç örnek: Hürriyet, Milliyet, HaberTürk gazetelerinin internet siteleri, ziyaretçi sayılarını dünyadaki benzerleriyle karşılaştırarak çok övünüyor. Sayılar gerçektir, inanıyorum ama yeni medya çağında bizim kral olduğuna inandığımız içeriğe gelince, o düzeyde üçünün de sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Üçünün de güncel –artık anlık demek gerekiyor– iç haberler konusunda bir becerisi var. Çünkü ellerinde büyük bir gazeteci, muhabir ekibi ve ajans kaynakları bulunuyor. Siyaset haberleri –meraklıları da çok olduğu için– üçünde de belirleyici. Bu arada sporu, şiddeti ve cinselliği –üçünü de bazen pornografiye kaydırarak– kullanmak için de yarıştıkları görülüyor. Peki bu üç büyük gazetenin internet sitelerine kaç kişi para ödeyerek girmeyi kabul eder? Sonuçlarını az çok biliyoruz. Oysa NYT, gazetenin çok nitelikli içeriği yanında, internet sitesinde de dijital medya okurlarının okuma biçimlerinin doğru çözümlemesine dayalı içeriklerini vazgeçilmez yapabiliyor. Böylece okur, o gazetenin internet sitesine girmek zorunda hissediyor kendisini. Dolayısıyla yeni medyanın büyük aktörlerinin NYT sitesini ve bu noktaya geliş sürecini iyi anlaması ve örnek alması gerekiyor. Peki dergicilerin? Geçtiğimiz haftalarda el değiştiren Turkuvaz Dergi Grubu’nun bir günde yedi dergiyi birden kapatması, önemli bir medya haberiydi. Belki Aktüel gibi bir derginin artık geleneksel yollarla aktüaliteyi izlemesi olanaksızlaşmıştı ve şimdiki haliyle varlığı tartışmalıydı ama öteki dergilerin kapatılması, küçük çapta bir medya krizi yaşandığını gösterdi.

Dijital dergi anlayışı geride

Dergilerin kendilerini dijital olarak düzenleme çabası bizde daha pek yok. Sözgelimi, niçin Aktüel dergisi dijital bir dergiye dönüşmez. Birincisi, bakış açısının eksikliği yüzünden; ikincisi de yapılacak yatırımın kısa zamanda karşılığını alamayacağı düşünüldüğünden. Demek bir kısır döngüye boyun eğmiş durumda bizdeki dergicilik medyası. Dolayısıyla yakın bir gelecekte olumlu bir değişim de beklenmemeli. Asıl çıkışı bağımsız girişimler yapacak. Ya da yapabilir, diyelim. Bizim büyük medya sorunlarını nasıl çözecek, onlar da tam bilmiyor. Doğan Grubu internet dünyasıyla daha içli dışlı ve sürekli bir dönüşüm içinde ama içeriği ikincil görüp “ne yapılırsa yapılsın, ziyaretçi sayısını artıralım” anlayışından da vazgeçmiyor. Bu anlayış bugün doğru görünebilir ama uzun zamanda kolayca vazgeçilebilir hale getirir sizi. Evet, bu arada Newsweek gibi bir dev bile kapandı ve şimdi dijital olarak var olmanın yollarını arıyor. New Yorker ya da başka özel dergilerse ayrı bir yerde duruyor. Bu örneklerin incelenmesi, dijital dergilere dönüşümün nasıl olması gerektiğini az çok gösterir. Üstelik New Yorker basılı derginin bir benzerini internet sitesine taşıyarak ilgi çekmeyi başarabiliyor. Basılı gazetelerde ve dergilerde yer alan metinlerin okunma biçimiyle internet sitelerindeki metinlerin okunma biçimleri elbette farklılaşmış durumda. Bilinen uyarı: İnternette uzun metin okunmaz. Doğru mu? Büyük ölçüde. Demek aynı içeriği daha kısa metinler içinde vermenin yollarını bulacak yazarlar ve editörler de gerekiyor. Zamanım olmadığı için uzun yazdım, diye boşuna söylenmemiş. Kısa yazmak, asıl şimdi marifet. Serdar Turgut kitabında Google, Facebook, Twitter’ın “eski medyanın yerine geçecek yeni medyanın yaratılmasına imkân veren araçlar” olduğunu özellikle belirtiyor. Doğru elbette. Bu iş aslında oradan başladı. Facebook neredeyse önemli bir mecra olarak kendini gösteren blogların yerini almaya başladı, benzer işlevler üstlendi. Twitter akla gelmeyecek bir modelle dünyayı kasıp kavurmayı sürdürüyor. Google, özellikle bir teknoloji harikası şirket olarak, medyanın bugün düşünmediği olanakları art arda ortaya çıkarmayı sürdürecek gibi görünüyor. Dijital dünya, bizi bir dijital hayat içine çekiyor. Bunu olumsuz bir gelişme olarak görmek yerine, ona nasıl uyum göstereceğimizi düşünmek ve olanaklarını nasıl değerlendirebileceğimizi düşünmek daha doğru değil mi?

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR