Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Ocak 2023

Roman

Fantastik Edebiyatın Ustasının En Politik Romanı

Sinem Aksu

Paylaş

1

0


Golem, Batı Penceresinin Meleği, Kardinal Napellus ve Yeşil Surat başta olmak üzere, kaleme aldığı eserlerle yaşadığı dönemden çıkıp edebiyat külliyatına, fantastik edebiyata damga vuran yazar Gustav Meyrink’in bir eseri daha Türkçe okur karşısında. Yazarın Walpurgis Gecesi adlı kült romanı, İthaki Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Gerçek hayatında da okült inançlar, Doğu mistisizmi, büyüler ve Budizm ile oldukça fazla ilgilenen Meyrink, kaleme aldığı tüm eserlerinde tüm bunlardan parçalar muhakkak kullanan bir yazar. Günümüzde Almanya fantastik ve korku edebiyatının başyapıtlarından biri olarak gösterilen romanı Golem’de yüzlerce yıl öncesine dayanan bir mistik efsaneyi yirminci yüzyıl Prag’ında yaşanan bir hikâyeye ustalıkla entegre etmişti. ‘Yeşil Surat’ adlı romanında yine oldukça eski bir Yahudi efsanesini bu kez Amsterdam sokaklarında yaşanan bir hikâyede diriltmişti. Diğer tüm romanlarında da benzer biçimde yüzlerce yıllık efsaneleri “modern dünyaya” taşıyan yazar, Walpurgis Gecesi’nde günümüzde hâlâ süren bir geleneği korku ve gizem dolu bir hikâyenin ortasına ustalıkla yerleştiriyor.

Almanya’da hâlâ süren bir gelenek

Aslında bir pagan şenliği olan Walpurgis Gecesi, Hıristiyanlığın hükmünden itibaren cadılıkla özdeşleştirilen bir gün olmuş. Paganları cadılar olarak adlandıran Hıristiyan din adamları, her yıl 30 Nisan’da kutlanan bu şenliği Cadılar Gecesi olarak adlandırarak aslında aşağılamaya, halkı bu geceyi kutlamaktan uzaklaştırmaya çalışmışlar. Ama işler pek planlandığı gibi gitmemiş.

Özellikle Nordik ülkelerinde farklı farklı isimler altında günümüzde hâlâ kutlanan bir şenlik olan, Almanya’da ise 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece Walpurgis Gecesi adıyla kutlanan bu şenlikte insanlar sabaha kadar çeşitli kostümlerle, müzikle, dansla doyasıya eğlenmeye devam ediyor.

Ölüler dirilirken işçi sınıfı devrime hazırlanıyor

Gustav Meyrink’in aynı adla kaleme aldığı romanına gelirsek…

Yıl 1917. Avrupa, Birinci Dünya Savaşı’yla parçalanıyor, Rusya devrimin pençesinde, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ise çöküşün eşiğinde. Eski düşman Prusya, son üç yıldır Rusya’ya karşı müttefiktir. Kentin içine girdiğimizde görüyoruz ki Prag iki parçadan oluşuyor: “Aşağı” veya “Dünya” olarak adlandırılan şehir merkezinde ayaktakımı, işçi sınıfı sefalet içinde yaşıyor.

Şehirden onlarca yıldır kimsenin üzerinden geçmediği bir köprüyle ayrılan kalede ise zenginler, yöneticiler, burjuva yaşıyor. Aileleri ve hizmetçileriyle birlikte kendi seçtikleri hapishanelerde oturan ve halka âdil davranmayı akıllarının ucundan bile geçirmeyen soylular ve memurlar, kendi oluşturdukları bu “getto”larda yoksulların ve işçilerin kendilerine zarar vermelerinden ölesiye korkarak yaşıyorlar. Ömürlerini kalelerinde “çürüyerek” geçiren bu üst sınıf, Prag’ın herhangi bir diğer semtine arabayla gitmekten dahi korkuyor. 

Bu iki farklı sınıfın hiçbir bağı, ilişkisi yok. Üst sınıf kalede zenginlik, şatafat ve lüks içinde yaşamaya devam ederken, Aşağı’da yer alan tüm genç erkekler savaşa gönderilmiş. Savaş yüzünden fakirlik, salgınlar ve umutsuzluk artmış. Bir yandan da insanlar, kaledeki zenginliği izlemeye artık tahammül edemiyorlar. Tüm bunlar işçi sınıfının canına tak etmiş, bir Çek devriminin ayak sesleri satır altlarında sürekli duyuluyor.

Meyrink’in politik bir tavrı gizlemeden betimlediği bu “kokuşmuş” karanlık kentte bir yandan da doğaüstü şeyler olmaya başlıyor. Zrcadlo adlı kim olduğu belirsiz bir adam, adeta ruhu ele geçirilmiş gibi insanların karşısına çıkıyor. Gustav Meryink'in burjuva karakterlerine kendi ataları Zrcadlo’nun bedeniyle musallat oluyor ve bu hikâyede ölüler hem sembolik hem de gerçek anlamda geri dönüyor. Baron Elsenwager’in karşısına, onun ölen kardeşi suretine çıkarak kendisine hesap soruyor, bir restoranda eğlenmekte olan bir saray çalışanının karşısına başka bir surette çıkarak onun ölümüne neden oluyor. Canlanmış bir ceset olması muhtemel Zrcadlo aynı zamanda uzun süredir adaletten öte bir lükse göz koymuş halde “burjuva katliamına” hazırlanan devrimcilerin de bu savaştaki liderliğini yapıyor. Bu korkunç ve değişik adamın peşine düşen Saray Hekimi Halberd’in, gerçeklerin aslında görünenden de korkunç olduğunu anlaması uzun sürmüyor.

Aşağı’daki halk, Walpurgis Gecesi’nde gerçekleştirecekleri bir kanlı devrim için hazırlanırken büyüler, Yahudi mitleri, korkunç ve gerçeküstü olaylar ile her an karanlık bir gizem romanda okura eşlik ediyor.

Ayrıca, şehir ile soylular arasındaki gerilimin en sonunda alevlendiği, doğaüstü müdahalelerle yükselen ve trajik bir finalle noktalanan kitabın sonu, kitabın bir diğer güçlü yanı. Walpurgis Gecesi kanlı ve korkunç olmasının yanı sıra umutlu ve hatta yer yer esprili sonuyla okurunu sarsmayı ve şaşırtmayı garantileyen bir “kapanış sahnesi” sunuyor.

Hem fantastik hem politik

Walpurgis Gecesi, Gustav Meyrink’in tüm romanları içinde en politik olanı denebilir. Yazarın diğer birçok romanında da var olan savaş gerçeği ve savaş karşıtlığı bu romanda çok daha politik bir düzlemde ve hikâyenin merkezinde yerini alıyor. Bir yanda savaşın en çok fakir halkı sefalete sürüklediğini gösteren romanda mistik ve fantastik ögelerin yanı başında gerçek tarih, Jan Zizka gibi tarihe damga vurmuş gerçek kişiler ve Çek Devrimi gibi gerçek olaylar yerini her daim alıyor. Özetle Walpurgis Gecesi sadece bir fantastik roman olarak değil, aynı zamanda tarihsel ve politik bir roman olarak da okunuyor.

Sadece 170 sayfalık kısa bir romanda tarih, ezoterizm, büyüler, dinî efsaneler, aşk ve devrim bir arada yerini alınca ortaya oldukça karışık bir manzara ve kaotik bir anlatı çıkması riski oldukça büyür. Ancak Meyrink her konunun anlatım tonu ve atmosferini ortak, gerçekçi ve yer yer komik bir dille birbirine öyle ustalıkla bağlıyor ki, bu “kalabalık” anlatıda hiçbir şey havada kalmıyor.

Fantastik edebiyatın en büyük yazarlarından biri olarak gösterilen Gustav Meyrink’in özgün hikâyeciliği ve usta dil işçiliğinin bir örneği niteliğindeki Walpurgis Gecesi, türün meraklılarının okumadan geçmemesi gereken bir roman olarak raflarda.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Goca gorpu ya da Gökte Ararken Yerde B..Nurettin Demir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gizem Arman

9 Aralık 2025

Özgürleştirici Bir Deneyim Olarak Kita..

Bazen hem okuru hem yazarı tarafından bırakılan en anlamlı miras, bazen bir kırılma anında tutunacak dal, bazen daha başlığıyla bile teselli eden bir dosttur kitap.“Kitap okudukça sıkıntım dağılıyor, ciğerlerim oksijenle doluyordu ..

Devamı..

Carver Bowlby ile Tanışmış mıydı?

Nurhan Şahinkaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024