Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Mayıs 2023

Edebiyat

Gerçekleşmeyen Hayallerin Yükünü Taşıyan Kadınlara Dair

Özge Uysal

Paylaş

0

0


Turunç Ağacı aynı zamanda, hayallerine sığamamış ve onlara bir türlü kavuşamamış birçok kuşaktan kadın için de ortak bir sembol.

Öyle ya da böyle hepimizin toprağın sessizliğine emanet ettiği sevdikleri var. Onları uğurlarken içimizden kopan acılar ve çığlıklar var. Daha toprak üstünü kapatmadan bir yerlerde çıkan ve acımızı paylaştığını söyleyen insanların arasında yapayalnız hissetmişliğimiz var. Onları dinlerken ve devam eden hayat bizi içine çekerken yaşamak istediğimiz acının bir şişede dibe çöküşüne susmuşluğumuz var. Bunca gerçekten kaçınırken gece ıslanan yastıklar, arka bilinçte can yakan cevapsız sorular ve kabullenemeyişlerimiz, çenemizi titreten o vedalar. (Bu kısım Nida Asude Sağdıç'ın instagram hesabı neptunuhisset'ten alınmıştır.)

Bugünden baktığınızda hayatınızda değiştirmek istediğiniz neler var? Hangi konular sırasını bekliyor? Ya pişmanlıklar, onlardan kaçmanın bir yolu var mı? Bana bu soruları sorduran Turunç Ağacı, geçmişin gölgesinde yaşanmamış hayatların pişmanlığı üzerine düşünen, korkularına rağmen kendine bir dünya kurmaya çalışan bir kadının anlatısı.

Jokha Alharthi, okur için tanıdık bir isim. Kendisiyle ilk defa, ilk romanı Dolunay Kadınları vesilesiyle tanışmıştık. Dolunay Kadınları ile 2019 Man Booker International Prize sahibi olan Alharthi, bu ödülü kazanan ilk Arap kadın unvanının da sahibi. Aslında bu iki romanın oldukça ortak noktası var, lakin bu yine de başka bir yazının konusu. Bu yazıda, Turunç Ağacı romanı hakkındaki yorumlarımı aktarmayı deneyeceğim.

Time ve New Yorker tarafından 2022 yılının en iyi kitabı seçilen Turunç Ağacı, bizi Umman ile İngiltere, geçmiş ile şimdiki an, hayaller ile hayal kırıklıkları arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuğa gölgesi vuran duygu ise pişmanlık. Kitap ismini, romanın karakterlerinden Büyükanne'nin torunlarını büyüttüğü ağaçtan alıyor: Büyükanne’nin sahip olmak istediği ancak sadece sığınabildiği, başkalarına ait bir ağaç. Turunç Ağacı aynı zamanda, hayallerine sığamamış ve onlara bir türlü kavuşamamış birçok kuşaktan kadın için de ortak bir sembol aslında: “Küçük de olsa kendine ait bir arazisi olsun, içinde üç beş hurma ağacıyla limon, papaya, muz ve turunç ağaçları bulunsun isterdi.”

Romanın ana karakteri, kızı Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra doğan, babasının evi terk etmesi ve abisinin ölümü sonrası bir akrabanın evine sığınan Büyükanne. Anlatıcının sürekli kucağına döndüğü, pişmanlıkla andığı kişi de bu okuma yazma bilmeyen, hiç evlenmemiş ve hayatının büyük bir bölümünü başkalarının evine sığınarak geçinmiş olan Büyükanne.

Bir yandan da anlatıcımız, Ummanlı Zuhur var. Üniversitede geçmişini unutmaya ve yeni bir kimlik inşa etmeye çalışırken Büyükanne’nin yokluğunun gölgesinden kaçamayan Zuhur, bir yandan da kendisi gibi başka ülkelerden göçen ve yeni hayatlar kurmaya çalışırken sosyal statünün, eğitimin, zenginliğin başkalaştırdığı, çevresindeki kadınları gözlemliyor. Ne doğduğu topraklara ne de şu an bulunduğu ülkeye ait hissedememenin sancısına bir de elinde büyüdüğü Büyükanne’ye ettiği vefasızlığın yükü ekleniyor. Anlaşılan o ki Zuhur, ona eşlik eden pişmanlıktan ve annesine dönüşme korkusundan sıyrılmadan yeni bir hayat inşa etmesi zor. Peki bu zorlu yolculukta ona kim yardım edecek? Geçmişi mi? Şimdiki hayatı mı? Yoksa Büyükanne’nin gölgesi mi?

Turunç Ağacı, kadınların kendilerine yeni yuvalar, ait hissedecekleri yeni kimlikler yaratmak için savaşırken nasıl da geçmişin gölgelerinden sıyrılamadıklarını, yalnızca kadınların bildiği bir duygu haritasıyla kaleme almış. Dolunay Kadınları romanını seven okurun bu romanı da seveceğini tahmin ediyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marie Lebert

15 Ocak 2025

19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çeviri Tarih..

Çevirmenler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli rollere sahiptir ve yazarların yanı sıra çevirmenlerin ismini de unutmamak gerekir.Dillerin ve kültürlerin zenginliğine katkıda bulunan çevirmenler, tarihin hangi dönemi olursa olsun toplumd..

Devamı..

Dünyanın En Görünmez Kişisi

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024