Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Şubat 2017

Edebiyat

İngilizce Yazılmış En İyi 100 Roman

Denis Gürcü

Paylaş

39

0


Guardian’ın İngiltere’de pazar günleri çıkardığı Observer ekinin yardımcı editörü Robert McCrum, iki yıllık bir değerlendirmenin ardından, uzun zamandır beklenen İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesini yayımladı. İngiltere’nin edebiyat dünyasının önemli bir ad olan McCrum, Cambridge mezunu. Yirmi yıl boyunca Faber&Faber yayınevinde editörlük yaptıktan sonra The Story Of English’in yardımcı yazarlığını yaptı. Kendisinin aynı zamanda altı romanı var ve 1990 yılından beri Guardian gazetesine katkıda bulunuyor. İşte herkesin kütüphanesinde bulundurması gereken McCrum’ın bu değerli listesindeki kitaplar. Bir yol gösterici olarak: 1 Çarmıh Yolcusu (The Pilgrim’s Progress), John Bunyan (1678) Gerçeği arayan bir adamın hikayesi. Ve Bunyan’ın yalın ve berrak anlatımının güzelliği, kitabı temel bir İngiliz klasiği haline getiriyor. 2 Robinson Crusoe, Daniel Defoe (1719) On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, İngiliz edebiyat tarihindeki hiçbir kitabın, bu kadar çeşitli baskısı, yan ürünü ve çevirisi yapılmadı. Crusoe’un dünyaca ünlü hikayesi, karşı konulamaz bir edebiyat ürünü. 3 Gulliver’in Gezileri (Gulliver’s Travels), Jonathan Swift (1726) İngilizce yazılmış en iyi romanlar listemizin üçüncü sırasında ise baskısı hiç tükenmeyen, satirik sanatının başyapıtı Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri romanı bulunuyor. 4 Clarissa, Samuel Richardson (1748) Clarissa ahlaki değerleri hiçe sayan sonradan görme ailesi tarafından, nefret ettiği zengin bir adamla evlenmeye zorlanan, hüzünlü bir kadın kahraman. Samuel Johnson ise Clarissa’yı şöyle açıklıyor: “İnsan kalbini sergileme bilgisiyle, dünyadaki ilk kitap. 5 Tom Jones, Henry Fielding (1749) Tom Jones, çağının ruhunu yakalamış bir İngiliz klasiği. Kitabın meşhur karakterleri ise tüm gevezelikleri, çalkantıları ve mizah çeşitliliğiyle Augustan cemiyetini temsil ediyor 6 Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri (The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentleman), Laurence Sterne (1759) Laurence Sterne’nin parlak romanı ilk çıktığında, yarattığı büyük haz ve afallama, orijinal tadını biraz kaybettirmişti 7 Emma, Jane Austen (1816) Önceki kitaplarındaki ışıltıyı, derin bir duyarlılıkla birleştirdiği romanı Emma, Jane Austen’ın başyapıtı. 8 Frankenstein, Mary Shelley (1818) Mary Shelley’in ilk romanı, korku ve dehşetin başyapıtı oldu 9 Nightmare Abbey, Thomas Love Peacock (1818) Thomas Love Peacock’un Shelley ile arkadaşlığından esinlenerek yazdığı Nightmare Abbey’in en büyük keyfi, yazarın romantizmle alay ettiği yerde saklı 10 Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü (The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket), Edgar Allan Poe (1838) Edgar Allan Poe’nın tek romanı, doğaüstü unsurlarla süslü bir macera klasiği, ardından gelen birçok yazarı büyüledi ve etkiledi. 11 Sybil, Benjamin Disraeli (1845) Politik yanı ağır basan roman, Victoria devrinin öne çıkan kitaplarından 12 Jane Eyre, Charlotte Brontë (1847) Charlotte Brontë’nin erotik ve gotik başyapıtı İngiltere’deki Victoria devrinde bir sansasyon haline geldi. Kitabın yükselişini sağlayan ise, Brontë’nin okuyucuyla kurduğu samimi diyalog 13 Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights), Emily Brontë (1847) Emily Brontë’nin rüzgârlı başyapıtı, yalnızca vahşi güzelliği ile değil, aynı zamanda roman yazımına verdiği yeni ve cüretkâr formla da hatırlanacak 14 Gurur Dünyası (Vanity Fair), William Thackeray (1848) William Thackeray’ın İngiliz naipliği döneminde geçen başyapıtı, adeta yazarın marifet gösterisi gibi 15 David Copperfield, Charles Dickens (1850) David Copperfield, hem Dickens’in nasıl mükemmel bir gösteri hazırlayabileceğini hem de bir sonraki karanlık eserlerinin temelini göstermiş oldu 16 Kırmızı Leke (The Scarlet Letter), Nathaniel Hawthorne (1850) Nathaniel Hawthorne’un akıllara ziyan kitabı yoğun simgelerle dolu ve en az Edgar Allan Poe’nun metinleri kadar zor unutulan cinsten 17 Moby Dick, Herman Melville (1851) Bilge, komik ve heyecanlı, Melville’in bu destansı yapıtı hala Amerikan edebiyatını etkilemeye devam ediyor 18 Alice Harikalar Diyarında (Alice’s Adventures in Wonderland), Lewis Carroll (1865) Lewis Carrol’un bu muhteşem ve absürt masalı, İngiliz edebiyatının en etkileyici ve sevilen hikayelerinden biri 19 Aytaşı (The Moonstone), Wilkie Collins (1868) Wilkie Collins’in başyapıtı, birçok otorite tarafından en iyi İngiliz polisiyesi olarak takdir edildi. Roman, gerçekçiliğin ve duygusallığın muazzam bir birleşimi 20 Küçük Kadınlar (Little Women), Louisa May Alcott (1868-9) Louisa May Alcott’un genç kadınlara hitaben yazdığı bu fazlasıyla orijinal masal, Amerika’da ikonikleşti ve baskısı hiçbir zaman tükenmedi 21 Middlemarch Taşra Yaşamından Manzaralar (Middlemarch), George Eliot (1871-2) Adeta kelimelerden oluşan bir katedral olan bu roman, muhtemelen Victoria devri edebiyatının en iyi kurmacası 22 The Way We Live Now, Anthony Trollope (1875) İngiltere’nin yozlaştığı dönem Trollope’nin hiddetlenmesiyle yazılan roman, o dönemin kritikleri tarafından görmezden gelinmişti. Ancak The Way We Live Now şu an Trollope’nin başyapıtı olarak anılıyor. 23 Huckleberry Finn’in Maceraları (The Adventures of Huckleberry Finn), Mark Twain (1884/5) Mark Twain’in Mississippi sularında özgürlüğü arayan kaçak bir köleyi ve isyankâr bir çocuğu anlattığı bu masalı, Amerika edebiyatının bir klasiği olarak tanımlanıyor 24 Kaçırılan Çocuk (Kidnapped), Robert Louis Stevenson (1886) Nefes kesici bir macera hikayesi, sürükleyici bir öykü ve İskoç karakter üzerine büyüleyici bir çalışma. Kaçırılan Çocuk, basıldığı ilk günden bu yana gücünü hiç kaybetmedi 25 Teknede Üç Adam (Three Men in a Boat), Jerome K Jerome (1889) Jerome K Jerome’nin Thames nehrinde geçen bu klasiği, adeta komik bir karikatür gibi 26 Dörtlerin İşareti (The Sign of Four), Arthur Conan Doyle (1890) Sherlock Holmes ikinci turunda Conan Doyle’ın muhteşem avcısını ve onun yardımcısı Watson’ı görür ve yeni bir hikâye başlar. 27 Dorian Gray’in Portresi (The Picture of Dorian Gray), Oscar Wilde (1891) Wilde’nın ustalıklı bir şekilde kullandığı kinayeli diliyle anlattığı, gençliğin güzelliğin ve yozlaşmanın ahlak dersi niteliğindeki masalı, ilk basıldığında büyük protestolarla karşılanmıştı 28 New Grub Street, George Gissing (1891) George Gissing’in yazınsal hayatın zorlu gerçeklerini tasvir ettiği romanı, yalnızca 19. yüzyılda değil, bugün de geçerliliğini sürdürüyor. 29 Adsız Sansız Bir Jude (Jude the Obscure), Thomas Hardy (1895) Hardy’nin en derin duygularını güçlükle açığa çıkardığı bu kasvetli, kızgın romanı düşmanca bir karşılık alınca Hardy, başka bir roman yazmadı. 30 The Red Badge of Courage, Stephen Crane (1895) Stephen Crane’in askerlikle beraber gençlikten erkekliğe geçişi anlattığı bu romanı, Amerika savaş romanları içinde örnek bir model niteliğinde 31 Dracula, Bram Stoker (1897) Bram Stoker’ın klasikleşmiş vampir öyküsü döneminde de oldukça ses getirmişti ancak bir yüzyıl sonra da yankısını sürdürmeye devam ediyor 32 Karanlığın Yüreği (Heart of Darkness), Joseph Conrad (1899) Joseph Conrad’ın Mr. Kurtz’ı arama yolunda girdiği hayat değiştiren yolculuğu anlattığı başyapıtı, büyük efsanelerin sadeliğine sahip. 33 Kızkardeşim Carrie (Sister Carrie), Theodore Dreiser (1900) Theodore Dreiser, belli bir üslubu olan bir yazar değil. Ancak taşralı bir kızın Amerika hayalini konu alan bu cesur romanında, muazzam bir devinim var. 34 Kim, Rudyard Kipling (1901) Kipling’in klasik casusluk hikayesi, doğuyla batı arasında bir seçim yapması gereken Britanya Hindistanı’ndaki bir yetimi konu alıyor. 35 Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), Jack London (1903) Jack London’ın doğaya geri dönen evcil bir köpeğin maceralarını anlattığı hikayesi, alışmadık bir yazım stiliyle ve dört dörtlük bir anlatımla ortaya çıkıyor. 36 Altın Kâse (The Golden Bowl), Henry James (1904) Amerikan edebiyatında Henry James’in bu şaşırtıcı, klostrofobik ve labirentli romanına benzeyen başka bir örnek yok. 37 Hadrian the Seventh, Frederick Rolfe (1904) DH Lawrence’ın “insan-şeytan” olarak tanımladığı rahip ve aynı zamanda çalakalem yazar olan bir adamın papazlığa geçişini anlatan hikâye, ilginç yazarının parlamasını sağladı. 38 Söğütlerdeki Rüzgâr (The Wind in the Willows), Kenneth Grahame (1908) Nehir kenarında geçen ve hiç eskimeyen bir hikâye. Aynı zamanda İngiltere’nin Edwardian dönemi mitolojisine güçlü bir katkı. 30 The History of Mr Polly, HG Wells (1910) Oldukça iyi bir tercih, ancak Wells’in tıpkı kendisine benzeyen bir adamı anlatması romanın dikkat çeken yanı oldu. 40 Zuleika Dobson, Max Beerbohm (1911) Bu dönem kitabı, Beerbohm’un görünürde hafif ve hazırcevap Edwardian satirizmine güçlü bir ışık tuttu. 41 İyi Asker (The Good Soldier), Ford Madox Ford (1915) Ford’un başyapıtında bir İngiliz beyefendisi üzerinden anlattığı ahlaki bozulma, adeta keskin bir ders niteliğinde. Aynı zamanda kendine özgü stilinin etkisi, bu günlere kadar uzanıyor. 42 Otuz Dokuz Basamak (The Thirty-Nine Steps), John Buchan (1915) John Buchan’ın seyrek kullandığı modern düz yazısı ile yazdığı bu casusluk gerilimini küçümsemek mümkün değil. 43 Gökkuşağı (The Rainbow), DH Lawrence (1915) Gökkuşağı, DH Lawrence’ın belki de en iyi çalışması. Onun ne denli radikal, çok yönlü ve tümüyle modern bir yazar olduğunu gösteriyor. 44 Of Human Bondage, W Somerset Maugham (1915) Somerset Maugham’ın yarı otobiyografik romanı hem yazarın acımasız dürüstlüğünü gösteriyor hem de hikâye anlatma sanatındaki yeteneğini. 45 Masumiyet Çağı (The Age of Innocence), Edith Wharton (1920) Çürümeye yüz tutmuş bir New York evliliğinin üzerinden toplumun kültürden ayrılışı anlatılıyor. 46 Ulysses, James Joyce (1922) Üç Dublinlinin bir gününün tasvir edildiği bu roman, yükselen bir değer. Hatta kelime oyunları, Shakespeare’in bile üstüne çıkıyor. 47 Babbitt, Sinclair Lewis (1922) Bu hikâye, satirik anlatımıyla 1920’lerin Amerika’sını karakterize ediyor. 48 Hindistan’a Bir Geçit (A Passage to India), EM Forster (1924) Em Foster’ın imparatorluk üzerine bu tüyler ürpertici önsezisi, en başarılı çalışması. 49 Erkekler Sarışınları Sever (Gentlemen Prefer Blondes), Anita Loos (1925) Bu kitabın, caz çağını tanımlamaya olan yardımını görmezden gelmek imkânsız. 50 Mrs Dalloway, Virginia Woolf (1925) Woolf’un muazzam romanı, parti hazırlıklarının, hayati seçimlerin ve akıl hastalığının olduğu bir günü anlatıyor. 51 Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby), F Scott Fitzgerald (1925) Fitzgerald’ın caz çağı başyapıtı, sanatın sonsuz gizeminde kışkırtıcı bir metafor haline geldi. 52 Lolly Willowes, Sylvia Townsend Warner (1926) Genç bir kadının cadıya dönüşerek geleneklerden kaçtığı bu satirik eser, ikinci dünya savaşından sonraki İngiltere’yi anlatıyor. 53 Güneş de Doğar (The Sun Also Rises), Ernest Hemingway (1926) Hemingway’in ilk ve en iyi romanı, 1920’lerin İspanya’sına bir kaçış sağlıyor ve cesareti, korkaklığı ve erkeksi gerçekliği keşfettiriyor. 54 Malta Şahini (The Maltese Falcon), Dashiell Hammett (1929) Dashiell Hammett’in suç gerilimi hikayesi ve kurnaz baş karakteri Sam Spade, Chandler’dan Le Carré’y kadar herkesi etkiledi. 55 Döşeğimde Ölürken (As I Lay Dying), William Faulkner (1930) William Faulkner’ın Mississippi’nin taşra hayatını tüm çıplaklığıyla sunduğu bu sürükleyici hikayesinin etkisi, bugünlere kadar geldi. 56 Cesur Yeni Dünya (Brave New World), Aldous Huxley (1932) Aldous Huxley’nin global kapitalizmle kontrol altına alınan insan ırkına ilişkin gelecek vizyonu, en az Orwell’in çok daha meşhur distopyası kadar ileri görüşlü. 57 Cold Comfort Farm, Stella Gibbons (1932) Kitap, Victoria döneminin son zamanlarının satirik kurmacası olarak hatırlanacak. Ancak ardından gelen birçok jenerasyonu etkiledi. 58 1919, John Dos Passos (1932) John Dos Passos’un Amerika Birleşik Devletleri üçlemesinin ikincisi. Niyetindeki gibi devrimci ve etkisi kalıcı. 59 Yengeç Dönencesi (Tropic of Cancer), Henry Miller (1934) Amerikalı romancı, Paris’in yeraltı dünyasına giriyor. 60 Scoop, Evelyn Waugh (1938) Elevlyn Waugh’un bu satirik romanı, keskin, yerinde ve hatırlanmaya değer. 61 Murphy, Samuel Beckett (1938) Samuel Beckett’in basılan ilk romanı, absürt bir başyapıt. Kendine has esprili dilinin örneği. 62 Büyük Uyku (The Big Sleep), Raymond Chandler (1939) Raymond Chandler’ın polisiyesi, Los Angeles’ın köhne yeraltı dünyasını önümüze getiriyor. Ve arketip kurgusal dedektif Philip Marlowe’la tanışıyoruz. 63 Party Going, Henry Green (1939) Savaş arifesinde geçen bu ihmal edilmiş başyapıt, bir grup genç ve parlak eğlence düşkünü genci konu alıyor. 64 Ağaca Tüneyen Sweeny (At Swim-Two-Birds), Flann O’Brien (1939) Labirentli ve karmaşık, Flann O’Brien’ın nükteli başlangıcı İrlanda romanına bir örnek. 65 Gazap Üzümleri (The Grapes of Wrath), John Steinbeck (1939) Mükemmel Amerikan romanları arasında en iyilerden biri. Amerika halkının büyük burhanla sarsıldığı dönem fakirlik ve çaresizlik nedeniyle parçalanan bir aileyi anlatıyor. 66 Joy in the Morning, PG Wodehouse (1946) PG Wodehouse, melankolik romanını Almanya’da savaş döneminde geçirdiği talihsiz yıllarda yazmış. Bu roman onun başyapıtı olarak kaldı. 67 Kralın Adamları (All the King’s Men), Robert Penn Warren (1946) 1930’larda Amerika’nın güneyinde geçen, kişisel ve politik yozlaşmanın merak uyandıran güçlü öyküsü. 68 Yanardağın Altında (Under the Volcano), Malcolm Lowry (1947) Malcolm Lowry’nin başyapıtı Meksika’da alkolik, eski bir diplomatın son saatlerini anlatıyor. 69 The Heat of the Day, Elizabeth Bowen (1948) Elizabeth Bowen’ın 1948’de yayımlanan romanı, hava saldırısı altındaki Londra’yı mükemmel bir şekilde ele alıyor. Bir yandan da insan kalbine muhteşem bir iç görü sağlıyor. 70 1984, George Orwell (1949) George Orwell’ın distopik klasiği, 20. Yüzyılın tartışmasız en çok bilinen İngilizce romanı. 71 Zor Tercih (The End of the Affair), Graham Greene (1951) Graham Greene’ninin bir aldatmanın ardından gelen hayati başarısızlıkları konu alan öyküsü. 72 Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye), JD Salinger (1951) JD Salinger’in bir gencin isyanını konu aldığı romanı, 20. Yüzyılın en tartışmalı ve en sevilen Amerikan kitapları arasında. 73 The Adventures of Augie March, Saul Bellow (1953) En iyi Amerikan romanı arayışındaki yolda, Saul Bellow’un serserileri anlattığı üçüncü kitabı, hedefi tutturuyor. 74 Sineklerin Tanrısı (Lord of the Flies), William Golding (1954) İlk çıktığında “zırva ve sıkıcı” denerek göz ardı edildi. Ancak daha sonra Golding’in muhteşeme gözlemlerle dolu distopik çöl adası, bir klasik haline geldi. 75 Lolita, Vladimir Nabokov (1955) Nabokov’un trajikomik güç gösterisi, beğeninin sınırlarını keyifle aşıyor. 76 Yolda (On the Road), Jack Kerouac (1957) Kerouac’ın amfetamin dolu beat kuşağı geçmişi, en az romanın kendisi kadar popüler oldu. 77 Yüreğimdeki Çöl (Voss), Patrick White (1957) Orta Avustralya’da kaybolmuş bir keşifçinin aşk hikayesi. Yüreğimdeki Çöl, Avustralyalı yazar neslinin sömürge geçmişini umursamamaları için önlerini açtı. 78 Bülbülü Öldürmek (To Kill a Mockingbird), Harper Lee (1960) Harper Lee’nin yıllar sonra gelen ikinci romanı, 2015 yılında yayımlandı ancak ne yazık ki Lee, kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Gerçek bir popüler klasik olan ilk romanı, kalıcı ününü getirmeye yetti. 79 Bayan Jean Brodie’nin Baharı (The Prime of Miss Jean Brodie), Muriel Spark (1960) Kısa ve tatlı-acı. Muriel Spark’ın İskoç bir kadın öğretmenin çöküşünü anlattığı hikayesi, kurmaca sanatının başyapıtlarından biri. 80 Madde-22 (Catch-22), Joseph Heller (1961) Bu iğneleyici savaş karşıtı roman, halkın hayal gücünü ateşlemekte yavaş kaldı ancak askerlik çılgınlığını eleştirmede çığır açtı. 81 Altın Defter (The Golden Notebook), Doris Lessing (1962) 1960’lardaki kadın hareketinin ana metinlerinden biri sayılan bu cüretkâr roman, boşanmış bekar bir annenin şahsi ve politik kimlik arayışını anlatıyor. 82 Otomatik Portakal (A Clockwork Orange), Anthony Burgess (1962) Anthony Burgess’in distopik klasiği, Stanley Kubrick’in beyaz perdeye uyarladığı muhteşem filmin gölgesinde kalmayı reddederek, hala tedirginlik yaratmaya ve kışkırtmaya devam ediyor. 83 Tek Başına Bir Adam (A Single Man), Christopher Isherwood (1964) Christopher Isherwood’un Los Angeles’ta en yakınını kaybetmesi nedeniyle yas tutan eşcinsel bir İngiliz’i anlatan romanı, gerçekten harikulade. 84 Soğukkanlılıkla (In Cold Blood), Truman Capote (1966) Truman Capote’nin kurgusal olmayan, Kansas’ın kırsal bölgesindeki gerçek bir cinayeti anlattığı romanı, Amerika’nın savaş sonrası dönemine bir ışık tutuyor. 85 Sırça Fanus (The Bell Jar), Sylvia Plath (1966) Slyvia Plath’ın Fransızların deyimiyle “roman à clef”i, yani gerçek hayatla ilgili bu romanı, sosyal baskının karşısında kendi kimlik mücadelesini veren bir kadını anlatıyor. Anglo-Amerikan feminizminin ana metinlerden biri. 86 Portnoy’un Feryadı (Portnoy’s Complaint), Philip Roth (1969) Genç bir Yahudi Amerikan’ın mastürbasyon saplantısı, toplumda dışlanmasına neden olur. Bu muzip bir şekilde komik roman, Roth’un en büyüleyici çalışması. 87 Mrs Palfrey at the Claremont, Elizabeth Taylor (1971) Elizabeth Taylor’ın zarifçe çizilmiş karakteri, orta yaşın absürtlüğünü ve İngiltere’nin savaş sonrası değişimleri ile 60’ların şekillenmesini keskin ve nükteli bir şekilde anlatıyor. 88 Tavşan Dibe Vurdu (Rabbit Redux), John Updike (1971) Updike’nin sevimli alter egosu Tavşan Harry Angstrom, Huck Finn ve Jay Gatsby gibi Amerika’nın en sevilen baş karakterlerinden biri oldu. 89 Song of Solomon, Toni Morrison (1977) Nobel ödüllü yazarın romanı, 20. yüzyıldaki Afro-Amerikan hayatına ışık tutuyor. 90 Nehrin Dönemeci (A Bend in the River), VS Naipaul (1979) VS Naipaul’un, Afrika ırkının özgürlüğe giden yoluna ilişkin cehennemi andıran vizyonu, ırkçılıkla suçlanmasına neden oldu ancak romanı başyapıtı olarak anılıyor. 91 Geceyarısı Çocukları (Midnight’s Children), Salman Rushdie (1981) Salman Rushdie’nin Hindistan’ın bağımsızlaştığı dönemde doğmuş genç bir adamı anlattığı baş döndürücü ve yenilikçi Hint-İngiliz romanı, kişisel ve tarihsel bir birleşim. 92 Housekeeping, Marilynne Robinson (1981) Marilynne Robinson’un Idaho şehrinin ücra bir köşesinde yaşayan iki öksüz kız kardeş ve tuhaf halalarını anlattığı romanı, Barack Obama’dan Bret Easton Ellis’e kadar birçok insanı kendine hayran bıraktı. 93 Para-Bir İntihar Mektubu (Money: A Suicide Note), Martin Amis (1984) Martin Amis’in aşırılık çağını anlattığı romanı, edebiyat tarihindeki en modern canavarı, kendi kendine zarar veren kahramanı, John Self’i yarattı. 94 Değişen Dünyada Bir Sanatçı (An Artist of the Floating World), Kazuo Ishiguro (1986) Kazuo Ishiguro’nın bu romanı, savaş sonrası Japonya’da yaşayan emekli bir sanatçıyı ve ülkedeki karanlık yılların kariyerindeki etkisini konu alıyor. 95 The Beginning of Spring, Penelope Fitzgerald (1988) Fiztgerald’ın Bolshevik Devrimi (Ekim Devrimi) sonrası Rusya’da geçen öyküsü, yazarın başyapıtı. 96 Soluk Alma Dersleri (Breathing Lessons), Anne Tyler (1988) Anne Tyler’ın orta-Amerika’da orta yaşlı bir evliliği tasvir ettiği romanı, Tyler’ın hikâye anlatımındaki berraklığını gösteriyor. 97 Amongst Women, John McGahern (1990) Bu modern İrlanda klasiği hem kayıp bir dünyanın ağıtı hem de İrlanda patriyarkası üzerine önemli bir metin. 98 Underworld, Don DeLillo (1997) “Korkutucu algı”nın yazarı. Don DeLillo, okuyucuyu hem popüler kültüre hem de Amerika’nın tarihine doğru destansı bir yolculuğa çıkıyor. 99 Utanç (Disgrace), JM Coetzee (1999) Coetzee, Booker ödüllü başyapıtında güçlü insan algısını kurgusal dünyada demlemiş ve bir yandan politik düşüncelere yol açarken bir yandan da kafa karıştırıyor 100 True History of the Kelly Gang, Peter Carey (2000) Peter Carey’in Booker ödüllü hayat incelemesi yaptığı ve Avustralya’nın kötü şöhretli Ned Kelly’sini anlattı romanı, listemizin tamamlayıcısı.

Çeviren ve hazırlayan: Denis Gürcü

(Guardian)

 
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2021'in ‘En İyi Tarihi Fotoğraf Ödülle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İbrahim Sarıkaya

7 Haziran 2025

“Zamanı Geriye Doğru Akıtmak”

Yalın bir dili var Öndeş’in. Diyaloglar, araya dolgu malzemesi gerektirmeden birbirini tamamlıyor ve akıyor. Sömürgeci geçmişi, iç savaşları, katliamları, faili meçhulleri ile bu toprakların ‘geçmiş’i, ‘bugüne’ dair her anlatının iskeleti, hiç değilse bir alt akıntısı ol..

Devamı..

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024