Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Nisan 2020

Öykü

Yine Yeniden

Yasin Tatar

Paylaş

10

3


Bitmek bilmeyen, yorucu bir haftadan sonra nihayet, tek izin günüm olan pazarıma kavuştum. Ne sağlı sollu kurduğum çalar saatlerin insanı hayattan soğutan çığlığından eser vardı. Ne de işe yetişemem korkusuyla daha kahvaltımı dahi yapamadan evden kaçar gibi çıkışlarım. Yorganıma iki kat sarılmış, bunları, ertesi gün tekrarı olmayan uzak ihtimallermiş gibi tatlı bir tebessümle düşünüyordum. Giyim üzerine ufak bir mağazada kasiyerlik yapıyordum. Askerlik dönüşü bir süre idare etsin diye girdiğim bu işte ha çıktım ha çıkıyorum derken iki seneyi doldurmuştum. Öyle ki müdürler arasında ismim sık sık anılır olmuştu. Beni doğum iznine çıkıp sonrada işten ayrılan bir kızın yerine düşünüyorlardı. İki ay daha burada çalıştırıp müdür yardımcısı olarak karşı mağazaya göndereceklerdi. Zaten pek de rağbet gören bir marka değildi, şubeleri bir elin parmağını geçmiyordu. Neyse şimdi bunlara kafa yormanın sırası değil. Şöyle bir ılık suyun altına girip sersemliğimi atarım üzerimden. Sonra belki köşedeki pastaneye uğrar. Börek, çörek atıştırmalık bir şeylerle idareten karnımı doyururum. Niyetim bir an önce dışarı atmak kendimi. Hava yağacak gibi ama ahmakıslatan cinsten değil. En sevdiğim. Tadını çıkarayım diye yürürken iyice yavaşlarım. Yıkandığımı hissederim çünkü. Sanki haftanın bütün kiri, pası paçalarımdan asfalta karışır, ayakaltında ezile ezile yok olurdu.  Yanında şemsiye dolaştıranlara ahmak gözüyle bakarım, bu havalarda.

Tren son durağa yaklaşırken nereye takılıp akşamı kiminle edeceğim sorusuna hâlâ bir cevap bulamamıştım. İnip merdivenleri ikişer üçer aceleyle inen kalabalığa aldırmadan bir süre oyalandım. Sırf belirsizlikten otomattan bir kahve alıp üçlü demir oturaklardan birine çöktüm. Kahve sıcacıktı. Efil efil tüten dumanına plastik bardağın kokusu karışmıştı. İçim almadı. Bir çırpıda plastik kovaya boca edip tünele indim. Turnikeyi geçerken aklıma geçen çarşamba iş çıkışı takıldığımız mekân geldi. Arkadaşların ısrarıyla üç beş bardak bir şey içip kalkmıştık. Park yeri için uzun uzun turladıktan sonra burada karar kılmıştık. O an ismine bakmak aklıma gelmese de girişteki süvari heykelinden çıkarabilirim sanıyorum. İstasyonla arası yarım saatten az sürüyordu. Yol ikiye ayrılıyordu. Parkın içinden geçip merkezi arkadan dolanan yokuşa yöneldim. Tahmin ettiğimden daha kısa sürede vardım sokağın başına. Yanılmıyordum. Bold’la başlayan uzun bir ismi vardı. Heykelde yerli yerinde duruyordu. Kapının hemen yukarısında elli iki ekran bir televizyondan sürekli at yarışı yayını yapılıyordu. Sesi sonuna kadar kısıktı. Geneli orta yaşı geçkin müşterilerin on birli muhabbetleri ve ne söylediği hayal meyal anlaşılan arabesk bir parçanın tınıları dolduruyordu, havayı. Mekânın sahibi olduğu anlaşılan adam ters oturduğu sandalyeyi girişteki masalardan birine iade edip masama doğru yürüdü. Göğsüne kadar uzanan sakalı ve gri boğazlı kazağına hiç mi hiç uymayan pembe oduncu gömleğiyle yanıma geldi. Elindeki bir kap dolusu fıstığı masaya bırakıp, ön cebinden bilet koçanı gibi ufak bir not defteri çıkardı ve iki ellilik not alıp gitti. Bu arada yan masada oturan çiftten biraz daha genç olanı kendini muhabbete iyice kaptırmış, elindeki sigara iyice izmarite dönmüştü. Elini yakacak diye korktum, nedense. Daha çok sevgilisi olduğunu tahmin ettiğim kadının karşısında komik duruma düşmesini istemedim herhalde. Onu uzun uzun süzmemden rahatsız olmuş olmalı ki kadehi bana doğru kaldırdı. Gülümsemekle yetindim.

“Ana yüreği işte,” diyordu adam, “kız küfür mü etmedi, kapısından mı kovmadı, bana mısın demiyor abi. Ne zaman arasam onu sormadan kapatmıyor.”

Çantamın arka gözüne attığım telefonun ekranından saati kontrol ettim. Evden çıktığımdan beri elime almamıştım. Gelip giden bir şey de yok zaten. Annem dayanamaz, bir şeyler yazardı. Ama babam… Geçen bayram fena kızdırmıştım, adamcağızı. Bu sefer de o çileden çıkartan toplu tebrik mesajlarından birini yollayarak son barış fırsatını da kaçırdım. Kesin o sunturlu küfürlerinden birini savurmuştur, gene. “La oğlum, adam iki kelimeyi yan yana getirip bir, Bayramınız kutlu olsun, ellerinizden öperim, diyemiyor, küfretse daha iyi,” demişti bir keresinde. Zerrin’le olan mevzununda payı yok değildi tabi.  Bir çırpıda olup bitivermişti. Annem, Zerrin’in sırtını sıvazlayıp, bizden çok kendisini teselli etmeye çalışan bir sesle “Yok, yok hayat bu kızım. Yani ayrılmakta var, kavuşmakta,” demişti. O ise mübaşiri çevirip, “Sigara içeceğimiz neresi var?” demiş, yetişmemizi bile beklemeden ayrılmıştı, mahkeme salonundan. Yıllardır zoraki kendi zevkine göre aldığı kıyafetlerle, saçının tıraşına dahi kendisi karar vererek büyüttüğü evladının, onun rayından çıkması ağır gelmişti, Emekli Kalem Müdürü İhsan Bey’e.  Neyse, hani bunları düşünmenin sırası değildi? Sözde kafa dağıtmaya çıktım, bu izbe yere. Şimdiden içim daraldı. Benimki de nankörlük. Onca saat eşek gibi çalıştıktan sonra gene işe mi gidecektim. Şimdi arife günü ya ana baba günüdür, mağaza. Adım atacak yer bulamazsın. Bir sürü hırbo ile uğraş dur ondan sonra, yok defolu maldı, yok iadeydi. Annem yeni gördü mesajı herhalde.

“Ben de gözlerimden öperim, yavrum. Babanın da selamı var. Bakma ara sıra kızar ama kötülüğünü ister mi hiç. Ne yap et bari bu seferliğine izin al, yarına bekliyorum haberin olsun. Hem şu bahsettiğim kız var ya, Kuran Hocası. Sürekli gelip gidiyor, yarında gelecek.”

Bir çocukları sorayım, ne yaptılar acaba? İzinliyiz ama, Adamı müdür yardımcılığına düşünüyoruz, arayıp sormuyor bile, demesinler, sonra.

“Alo müdürüm nasıl gidiyor? Hiç öyle ne yapıyorsunuz diye aradım. Bende ne yapayım, takılıyorum, merkezdeyim. Ya var mı benlik bir şey? Yapma ya hu yarında mı gel miyim? Bende yarın müsaittim diyecektim ama gerek yok diyorsunuz, hım tamam.”

YORUMLAR

Kadirhan Turhan

Tebrikler👏 okurken resmen yaşadım zevk aldım başarının devamini 4 gözle bekliyorum

15 Nisan 2020

Yasin Tatar

Kıymetli yorumunuz çok teşekkür ederim Kadir Bey 🙏

17 Nisan 2020

Yasin Tatar

Kıymetli yorumunuz çok teşekkür ederim Kadir Bey 🙏

17 Nisan 2020

Öne Çıkanlar

Ezgi Polat: "Susarak anlaşabilmek ilet..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Arvanitis

29 Ağustos 2025

Çalışma Ortamında Yaşanan Tükenmişlik ..

Bireylerin zihinsel olarak aşırı yorgun olduğu durumlarda toplumsal planda yaşanan adaletsizlikler kişileri aşırı uçlara sürükleyebiliyor.26 Yaşındaki Ivy League mezunu Luigi Mangione, United Healthcare CEO’su Brian Thompson’ı öldürmek..

Devamı..

Sipariş Yazı

Mehveş Bingöllü

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024