Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Ağustos 2022

Kitap

Zamanda Zamansız

İlkay Yılmaz

Paylaş

0

0


Doğaya hunharca davranmaya devam edersek bir felakete sürükleneceğiz. Edebiyat, sevgi ve aşk da bundan etkilenecektir. Edebiyat var olan sorunların altını çizmekle yükümlüdür. Bunu anlatmak için yeni bir dil kurmalıyız demiş yazar…

Gecenin kalemiyle sabahın defterine senden gizli seninle ilgili cümleler yazıyorum sürekli, biliyorum, ilk okuyuşta sessizliğe kilitlemek isteyeceksin beni, bırak yakamı, güneşin kavurduğu bahçede sönen kuş seslerini dinle. Metin dille anlatılması imkânsız olanı denemeye çalışacağını bu cümleyle peşinen duyuruyor. Sevilene aşkını ifade etmek, erotik aşkın hikâyesini anlatmak, okura seslenmek olabilir derdi. Zaten hikâye zaman zaman okurun önünde kurulur...                 

İki varlığın birbirinde eriyerek yok olduğu, sessizlikle beslenen, dilsiz aşkı anlatmaya çalışan metnin malzemesi insan, doğadan kopmuş hayat formu, bozulmuş aşk olunca bunca yoğunluğun ve karmaşanın okurda gerilim yaratması kaçınılmaz. Metinde var olan zengin imge dünyası anlamı belli bir yere sabitlememize olanak vermiyor. Latife Tekin’in bunu özellikle istediğini düşünüyorum. Bebeğini emziren annenin duygularının anlatıldığı bölümlerde toplumsal cinsiyet kodlarının bulmak mümkün. Çoğunlukla kimin kim olduğunu anlayamadığımız seslerle süren metinde, yazara ait olduğunu düşündüğümüz, konuşma çizgisiyle verilen Uzayacak bu yasaklar, kapatacaklar tümüyle cümlesi ile pandemi sürecine vurgu var. İlerleyen bölümler, anlatıcı varmış duygusu yaratsa da yaşamın bütün seslerini (cırr cırr cıırrrr, çark çark çark, Sısssssss-sss fırıl- fırıl- fırızzz fır, cıp cıp cıp, huvişşt huvişşt, zınk zınk zınk, vigi vigi vigang vigang, rogg rogg rogg, frii-iii-er-fri-iii-fri) duyuran çok seslilikte, yazı fontları, tırnak işaretleri, konuşma çizgileri, italik ve daktilo yazısı, şiirler, mektuplar kullanılmış. Ses ve anlatı sürekli değişirken tam da bir izlek oluşturduğunu düşünen okur yeniden her şeyin karıştığını görüyor. Zamansız biçimsel yapısıyla kendi anlatısını kuran, başlı başına bir tanrı metin. Zamansızı özel kılan dilin savrulması, gelgitler, insanla hayvanın fabl tuzağına düşmeden iç içe geçmesi ile ortaya çıkan çok seslilik.

Film çekmeye giden bir kadınla erkeğin göle fırladığı bir araba kazasıyla şamanistik dönüşüm hikâyesine dalarız. Kadın gelinciğe erkek de yılan balığına dönüşür. Bu seçim iki türün neslinin hızla azaldığını düşündüğümüzde anlamlı. Yılan balığıyla gelinciğin aşkı gölde doğa sesleri arasın sürer – eğer bebeğine süt veren annenin duyguları ve gelincikle yılan balığı arasındaki ilişki ve bu ilişkiye bağlı diyalogları olmasaydı insansız doğayı dinlemek ve var etmek için yazılmış bir metin diyebilirdim romana. Dönüşümün metaforik ya da alegorik anlatım olduğunu düşünürsek, iki kişi arasındaki ilişkiyi gelincik aşk boyutunda yaşarken yılan balığı arzu boyutunda yaşar. Burada Latife Tekin’in aşka Lacancı bir bakışla yaklaştığını da fark ediyoruz. Gelincik ile yılan balığı arasında iktidar mücadelesi başlamakta gecikmez. Bu ilişkiye üçüncü kişi yön verir. Gölde bulunan beyaz elbiseli kadının çantasından çıkan mektubu okuyan yılan balığı kadını tanımak isteğiyle dolar. Böylece gelincik ve yılan balığı arasında klasik bir kaçma kovalama hikâyesi başlar. Kitabın otuz ve otuz birinci sayfaları yoğun tutkular yaşayan kadın ve erkek arasındaki çözümsüz sorunlarla neredeyse kitabın kalbini oluşturur. Gelincikle yılan balığı arasında geçen konuşmalardan kaçma kovalama hali diye geçiştirdiğimiz kısmın aslında yılan balığının gelinciğin hem suda hem karada yaşayabilmesi karşısında duyduğu eksiklik olduğunu anlarız. Aslında terk edilmekten korkan yılan balığıdır. Neticede gelincik beyaz elbiseli kadının çantasını suya atar ve buna kızan yılan balığı tarafından terk edilir. Gelinciğin tutmaya başladığı yas romanda gün gün verilir. Fakat yaşadığı yalnızlık onu beyaz elbiseli kadına yaklaştırır. Böylece hikâye beyaz elbiseli kadının hikâyesine evrilir. Gelincik kadınla karşılaşır ve ona empati geliştirmeye başlar. Çantayı bulur ve kadınla ilgili en gizemli bilgilere ulaşır. İnsanın ne istediğini bilmeyen, bölünmüş bir varlık olduğunu kadının Bennini (yılan balıklarına verilen ad) diye seslendiği sevgilisine yazdığı mektuplarda bulur. Bir anlamda yılan balığıyla olan ilişkisini anlayabilmek için başkasının hikâyesinden yararlanmıştır. Doksan beşinci sayfadan sonra kitabın son bölümünü okuruz. Bu bölümde yazarın kitaba bir film gözüyle baktığını fark ederiz. Bu yazarın kurduğu dille anlam yaratma çabası değil hikâyeyi görsel hale getirme çabası ya da sözcüklerle görsel hafıza yaratarak yeni bir düşünce biçimi geliştirme çabası olabilir… Kitabın çok sesli olması doğa, özgürlük, kavramları soymak, onları büyütmek, daha özgür, daha geniş düşünmek için seçilmiş. Yaşamın bütün seslerini duyurarak aşkı anlatmak hayli zor bir iş. Tek ses üzerinden yazılmış metinler otoriter, yönlendirici, belirleyici ve anlamı sabitleyicidir. Oysa Zamansız tanımlanmış stabil hayat formunda değil var olan yaşamın bütün seslerini duyurarak anlatıyor derdini. Okura kaotik gelmesi bu yüzden.

Baştan sona bir şiir Zamansız.

Yol silinmiş zamandan. Çünkü aşk doğarken çocukluğumuza gideriz sevgilim.

Tarihsel olanın ve mekânın zamandan kopması olarak algılanır ilk cümle. Doğaya hunharca davranmaya devam edersek bir felakete sürükleneceğiz. Edebiyat, sevgi ve aşk da bundan etkilenecektir. Edebiyat var olan sorunların altını çizmekle yükümlüdür. Bunu anlatmak için yeni bir dil kurmalıyız demiş yazar…

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ezgi Polat: "Susarak anlaşabilmek ilet..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Arvanitis

29 Ağustos 2025

Çalışma Ortamında Yaşanan Tükenmişlik ..

Bireylerin zihinsel olarak aşırı yorgun olduğu durumlarda toplumsal planda yaşanan adaletsizlikler kişileri aşırı uçlara sürükleyebiliyor.26 Yaşındaki Ivy League mezunu Luigi Mangione, United Healthcare CEO’su Brian Thompson’ı öldürmek..

Devamı..

Sipariş Yazı

Mehveş Bingöllü

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024