“Şaşırtıcı Gezgin”: Ella Maillart
18 Ağustos 2019 Hayat Gezi

“Şaşırtıcı Gezgin”: Ella Maillart


Twitter'da Paylaş
0

Bazıları için gezmek bir yaşam tarzıdır. Dünyayı sizi koruyan bir ortama göre ya da sizi belirleyen bir çerçeveye göre değil de kendine göre anlama çabasıdır.

Böyle bir felsefeyle yola çıkan, yirminci yüzyılın büyük gezginlerinden biri de İsviçreli gezgin yazar Ella Maillart’dır (1903-1997). Aynı zamanda gazeteci, fotoğrafçı, belgeselci olan, maceralara atılmayı seven cesur bir kadındır Maillart. 1957’de yayımlanan Yolda romanıyla efsaneleşen Jack Kerouac’tan ve L’Usage du monde (Dünyanın Hali, 1963) kitabıyla tanınan ünlü İsviçreli gezgin yazar Nicolas Bouvier’den çok daha önce yollara düşmüştür. Maillart’ın küçük yaştaki yelken tutkusu ve uzak denizlere açılma isteğiyle başlar gezginliği. İlk büyük seyahatini Rus gençleriyle ve Sovyet sinemacılarıyla röportajlar yapmak üzere 1930’da Moskova’ya giderek gerçekleştirir. İlk kitabı Parmi La Jeunesse Russe’te (Rus Gençliği Arasında, 1932) anlatır bu yolculuğu.

Sonrasında Kafkasya’nın içlerine ve Orta Asya’ya doğru deve sırtında yolculuk yaparak buralardaki yörüklerin fotoğraflarını çeker ve onlarla birlikte yaşar. Göçebe yaşamı onun için güçlü bir özgürlük ifadesidir. Göçebelerin yaşamının kendisini büyülediğini yazar. Kırgız, Özbek ve Kazaklarla yaptığı röportajları Des Monts Célestes aux Sables Rouges (Tanrı Dağları’ndan Kızılkum Çölü’ne, 1934) adıyla kitaplaştırır. Kitap çok geçmeden Turkestan Solo olarak İngilizceye çevrilir.

ella maillartMaillart'ın Fleming ile yaptığı yolculuk.

Cenevre’ye döndükten sonra Fransız Le Petit Parisien gazetesi Ella Maillart’ı Japon işgali altındaki Mançurya hakkında bir haber yapması için 1934’te Çin’e gönderir. Maillart burada üç ay kalır ve Pekin’de tanıştığı The Times muhabiri Peter Fleming ile (yazar Ian Fleming’in ağabeyi) Ocak 1935’te, Pekin’den Çin’in içlerine doğru yola çıkma kararı alır. Maillart’ın uzun zamandır düşlediği, Marco Polo’nun yaptığı bu yolculukta, Çin’i doğusundan batısına kadar kaplayan (8000 km) Sincan’ın (Xinjiang) yasak vahalarına ulaşmak ve buradan Kaşmir’e doğru gitmektir hedefleri. Elbette bütün bu yolculuklar yetki ve izin belgeleri olmadan gizli saklı yapılır, çünkü nüfusunun çoğu Müslüman olan Sincan’da içsavaş vardır. Çin hükümeti bu uzak bölgede yabancı gözlemcileri istemez. Bu nedenle Maillart ve yol arkadaşı Fleming, Kuku Nor bölgesinde yaban kazı avlama bahanesiyle izin alırlar, böylece kimseye görünmeden batıya doğru Taklamakan Çölü’nden geçerek Kaşgar’a ulaşacaklardır. Hükümet bu tehlikeli yolu kapatmamıştır, çünkü kimsenin geçmeye cüret edemeyeceği bir yoldur bu. Yine de meşakkatli bir yolculuğun ardından sekiz ay sonra İngiliz sömürgesindeki Hindistan’a ulaşırlar. Fleming de, Maillart da bu yolculuğu ayrı ayrı kitaplaştırır: Fleming News from Tartary: A Journey from Peking to Kashmir (Tatarya’dan Havadisler: Pekin’den Kaşmir’e Bir Yolculuk, 1936) kitabını, Maillart da Oasis Interdites: De Pékin au Cachemire (Yasak Vahalar: Pekin’den Kaşmir’e, 1937) kitabını yazar.

Maillart 1939 Eylül’ünde Kabil’deyken İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı haberini alır. Bir seçim yapması gerekir ve Avrupa’ya dönmek yerine Doğu’nun bilgeliğini içselleştirmek üzere Güney Hindistan’da bir gurunun yanına gider ve Advaita Vedanta öğretisini benimser. Artık kitap okumak istemediğini, bilge insanların davranışlarını gözlemlemek istediğini yazar. Savaş yılları (1939-1945) boyunca kitaplarından elde ettiği telif ücretiyle ve Afgan yörükleriyle ilgili çektiği belgesellerin Bombay’da gösterimlerinden aldığı parayla zar zor geçinip Madras yakınlarında yaşar. 1945’te İsviçre’ye döner, hem Budistler hem de Hindular için kutsal bir dağ olan Kailas Dağı’nın manzarasına benzettiği, Cenevre yakınlarındaki dağ kasabası Chandolin’i keşfederek buraya yerleşir.

ella maillart

Maillart hemen hemen yaptığı her gezinin ardından bir kitap yazar. Sekiz kitap, binlerce elyazması ve fotoğraf bırakır ardında. Yirmi bin fotoğrafını Lozan’daki Elysée Müzesi’ne bağışlar. Elyazmaları ve dokümanları Cenevre Kütüphanesi’nde, Afganistan, Nepal ve Güney Hindistan’da çektiği filmlerse Lozan’daki İsviçre Sinematek’indedir. Kimilerine göre, Maillart’ın fotoğraflarındaki en ilginç yön, binlerce yıllık geleneklerin değişmediği topluluklarda tanık olduğu tarihsel anları yakalamış olmasıdır. Bu topluluklar Maillart’dan kısa bir süre sonra ya yok olacaklar ya da değişikliğe uğrayacaklardır.

“Ben bir yazar değilim, sadece gördüğüm şeyleri anlatıyorum,” diyen Maillart, Oasis Interdites kitabının sonlarında, Asya’nın engin semaları altında geçen “bu kolay yaşam” sona ereceği için hüzünlenirken, “Ne Paris ne Fransa ne Avrupa ne de beyazlar bir şey ifade ediyor benim için, bütün farklıların ötesinde sadece ve sadece dünya denen bu harika örgü önemli, bütün duyularımla ve aklımla hissediyorum bunu,” diye yazar.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR