Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Kasım 2021

Öykü

İflah Olmaz

Öznur Turan

Paylaş

2

0


Derin nefes. Sakin adımlar. Mutlu gökyüzü. İki ay oldu tabii ayaklarımı kunduralarıma sokmayalı. Hastaneden çıkınca nasıl da şişmişti yorgun ayaklarım. Artık ayaklarım sıkışsalar da kunduralarımın içine sığabildiler. Buna da şükür. Buna da şükür.

Zor yırttım kefeni bu sefer. Öteki dünyaya kısa yolculuk yapıp gelmişim. Doktorlar öyle söylüyordu. Kalp krizi geçirmekle kalmamışım, kalbim durmuş, bir mucize olmuş geri çalışmış. Demek ki daha yiyecek aşım, görecek günlerim, çekilecek çilem varmış. Bitmemiş bu dünyadan alacağım dersler. Eee ne de olsa imtihan dünyası. Öyle kolay geçilip gidilir mi?

Ah canım şehrim! Ne kadar çok özlemişim Balıkçılar Başı’nda yürümeyi. Melik Ahmet Caddesi’nin akıp giden insan seline karışmaya hasret kalmışım. Baharat, simit, ciğer, kebap, kahve kokularıyla harmanlanmış sancılı bir tarih. Kilise, cami, han ve hamam karışımı canlı bir yaşam. Yaşadığımı iliklerime kadar hissediyorum.

Ayaklarım da zonklamaya başladı. Hele az daha dayansın kendimi Hasanpaşa Hanı’na attım mı dinlenirim. Hana yaklaştıkça kalabalık çoğalıyor. Bu insanlar nereye geç kalıyorlar? Neden koşar adımlarla önündekileri ite kaka yürüyorlar? Hiç anlamıyorum. Kimse çarpmamak için kenardan sakince yürüyorum. Dükkanların tezgahlarına çarpmamaya gayret ediyorum. Ayaklarım zikzak çizmekten daha bir yoruldu. Hele şükür Han’ın kapısına vardım.

 Ahmet Kaya, Yılmaz Güney posterleri hâlâ yerinde. Ben iki aydır gelmedim diye her şeyin yerinin değiştiğini düşünüyorum. Han’ın girişinde hâlâ kahve ikram ediliyor. Aman evladım yasak, doktor yasak etti. Uzatmayın burnuma şu mereti. Hasan Paşa Hanı sessiz sakin beni bekliyor gibi. Oturdum havuz başında bir sandalyeye. Çay sipariş edecektim az daha. Aman ne çayı? Çay yasak. Bana bakan garsona, “Evladım bir limonata bir simit,” diye sesleniyorum. Karacalı bulacalı bir kedi gelip bacaklarıma sürtünüyor. Bacaklarımın yorgun enerjisi kedinin sürtünmesiyle akıp gidiyor. Kedi etrafımda dolanıp bir insan gibi yanımdaki kürsüye dimdik oturdu. Boynunu büken kedinin omzuna vurup, “Dostum, senin ne derdin var?” diye söylendim. Kedi ses etmedi. Belli ki benim derdimi dinlemeye gelmiş. Elimi kaldırarak garsonun göz menziline girdim, “Evladım kedi için bir süt getir,” dedim. Kedi dostumla karşılıklı oturup sağlıklı beslenelim. Kedide ses hâlâ yok. Bacaklarıma sürtünüp fazla mı keder yükledi kendine? Yoksa “Hey bey baba anlat bakalım derdini, seni dinlemeye geldim.” Demek mi istiyor. Boynunu bükmüş gözlerini yummuş, kürsüde bir insan gibi oturuyor. Ne yapayım? Ben de insan gibi konuşayım. İçten içe konuşmaktan yoruldum zaten. “Eee kedi ahbap senin çoluklar, çocuklar nasıl?” Kedide hala ses yok. Neyse ben devam edeyim. “Bende durumlar iyi. Kefeni yırttım da geldim. Çocuklar sağ olsun adamda kalp bırakmıyorlar. Hele bir tane oğlum var düşman başına. Geldi kırk beş yaşına çoluk çocuğa karıştı ama hâlâ adam olamadı. Bazen diyorum nerede yanlış yaptım? Bir görsen ama nasıl da seversin. Herkesi büyüleyen bir cazibesi var. Toplumda bir konuştu mu göğsüm kabarır. Ortamların aranan insanıdır. Amma velakin diğer kardeşleriyle arası yok. Ne yapsın garibimin de şansı yok. Elinden her iş gelir. Birçok mesleği var fakat hiçbir işte tutunamadı. İş açtı battı. Çalıştı işvereni ücretini vermedi. Büfe açtı yürümedi. İnşaat sektörüne girdi dolandırıldı. Yani nerde bir kudümsüzlük varsa onun başına geldi. Her aman dediğinde ondan küçük çocuklarımdan ağabeylerine destek olmalarını istedim. Çocuklar kırmadılar beni ona destek oldular. İşlerini batırdı evini sattı. Kardeşleri ona ev aldı dükkan açtı. Onlarda artık yardım edemez duruma geldiler. Evlatlarım arasında kaldım. Cevat için diğer çocuklarımdan oldum. Hiç biri benimle konuşmuyor. Yetmedi bizim büyümez oğlan elektrik ve su faturasını ödeyemez duruma gelmiş. Kardeşleri benimle konuşmuyor diye artık beni düşündüğünden derdini de bana açmaz olmuş.

İki ay önce işte ben kalp krizi geçirmeden bir telefon geldi. Numara kayıtlı değildi. Açtım telefonu. Bizim yan köylerden bir tanıdık. “Cevat’ın bana borcu var. Ya parayı verin ya da ben kendi usulümle hallederim, dedi. Benim de haberim yok tabii zorda olduğundan, canıma da tak etmiş. Diğer çocuklarım da konuşmuyor benimle. Dedim ne yaparsan yap. Kapattım telefonu. Sonra öğrendim elektriği, suyu kesilmiş. Komşuları aradı haber verdi. Üzüntüden kalp krizi geçirdim. İki aydır hastanede yatıyorum. Daha yeni bedenime can geldi. Bugün hava almak için çıktım. Yaa suskun kedi. Ben ne yapayım şimdi. Cevat’ı görsen sen de çok seversin amma kısmetsiz. Elini attığı her şey kuruyor. Herkes resti çekti bu yüzden bir ben kaldım yanında. Kedicik hele bak seninle konuşmam ne iyi oldu. İti andık çomağı hazırlayalım. Cevat’ın borcu için beni arayan adam bak yandaki sandalyeye oturmak için bekliyor. Sen dur hele ben bir konuşayım onunla.”

“Selamunaleyküm Selman oğlum.”

“Vay aleykümselam bey amcacım. Geçmiş olsun nasıl oldun. Cevat abi söyledi, rahatsızlanmışsın.”

“Sağ olasın oğlum. İyi oldum çok şükür. Hele gel sana bir çay ısmarlayayım. Garson evladım bir çay getir bize.”

“Teşekkür ederim bey amca. Valla korkuttun bizi.”

“Eee anlat hele Cevat borcunu ödedi mi sana?”

“Valla o meseleye hiç girmeyelim.”

“Neden oğlum anlat hele, seninle ne işi oldu? Borç para mı aldı? Ne oldu da borçlandı?”

“Valla bey amca, zaten hastalandın diye vicdanım sızlıyordu. Bak valla diyorum benim suçum yok. Senin bu oğlunla kahvede karşılaştık. Telefon elinde kara kara düşünüyordu. Ben de halini hatrını sordum. Dedim hayırdır Cevat bir derdin varsa söyle. O da, Benim kardeşlerimin hepsinin durumu çok iyi. Ben bir işe tutunamadım. Bunca yıl ben ağlandım babam kardeşlerimden aldı bana verdi. Ama artık bu numaram tutmuyor. Hepsi uyandı. Gidip ağlayacak yüzüm de yo, dedi.”

Sonra oturduk ne yapabiliriz diye düşündük. Cevat’ın aklına seni arayıp borçlu gibi para istemek geldi. “Babam dayanmaz, kardeşlerimden alır parayı sana getirir. Sen de bana verirsin,” dedi. Eeee şimdi sen söyle bey amca ne yapsaydım. Öyle güzel konuşuyor ki. Beni nasıl ikna etti, seni nasıl aradım hiç bilmiyorum. Sonra çok pişman oldum ama iş işten geçmişti.”

“Bilmez miyim? Bilirim o düzenbazın tatlı dilini. Onun insanı nasıl ikna ettiğini en iyi ben bilirim.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Latin Amerika’nın Öykü TutkusuSemih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Marcelo Rioseco

17 Şubat 2025

Alejandro Zambra: “Yazmasaydım çok dah..

Bolaño benim için bir babadan ziyade gece geç saatlerde eve gelip pencereden odama tırmanan ve başından geçenleri anlatmaya koyulan bir ağabey gibiydi.Alejandro Zambra’yı önceden okumuştum. Özellikle Eve Dönmenin Yolları beni çok etkilemişti. Hatt..

Devamı..

Jane Austen Niçin Hiç Evlenmedi?

David Lassman

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024