Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

31 Temmuz 2025

Edebiyat

Geoff Dyer ile Hayatındaki Kitaplar Üstüne

Oggito

Paylaş

0

0


Konforu kitaplarda aramıyorum, bunun için hafızalı köpük yastığım var. 

Okumaya dair en eski anım bademciklerimi aldırırken okuduğum Beatrix Potter. Kitaplarını ne denli sevdiğimi söylememe gerek yok çünkü herkes seviyor. Yine de şu konuya değinmeden geçemeyeceğim, Roberto Calasso, Celestial Hunter’da “Viktorya döneminin iki büyük anını” birbiriyle eşleştirerek inanılmaz bir noktaya dikkat çeker:  Darwin “primatlarla insanlar arasında doğrudan bir bağ kurmuştur”, Potter ise “küçük ev hayvanlarıyla kırsalda yaşayan kimi hayvanların davranışlarını, insan davranışlarını örnek alarak yeniden tasarlamıştır.”

Çocukluğumda en sevdiğim kitap, ilk  Alistair MacLean kitabım olan The Guns of Navarone. 15 yaşında, MacLean’den soğumadan evvel okuduğum 20 kitabın ilki. Gerçekten heyecan vericiydi. Bu yüzden bağımlısı olmuştum ve okurken bütün sahneleri rahatlıkla gözümün önünde canlandırabiliyordum. Tabii Fontana baskılarının bu konudaki yardımını da es geçmemek gerek. 

Ergenlik çağımda en çok etkilendiğim kitap konusunda pek çok isim verebilirim çünkü temel eğitim düzeyinden sonra okuduğum kitaplar yüzünden neredeyse her hafta farklı bir kişiliğe bürünüyordum. Başlangıç noktam muhtemelen Jane Austen’ın Emma’sıydı ama o çağlarda sanırım benim için asıl önemli olan herhangi bir yazara ya da kitaba bağlanmak yerine ciddi bir okuma alışkanlığı kazanmaktı. 

Freud hem can sıkıcı bir kült hem de epey saçma gelmişti. 

Düşünme biçimimi değiştiren yazar, yirmili yaşlarımda sırasıyla Marx ve Nietzsche ile tanıştım. Bunar karşın Freud bana hem can sıkıcı bir kült olarak görünmüştü hem de epey saçma gelmişti. 

Bende yazar olma isteği uyandıran kitap sanırım yok çünkü hiçbir zaman yazar olmak gibi doğrudan bir isteğim olmadı. Yazarlık yavaş yavaş fokurdamaya yüz tutan pek çok olasılıktan biriydi ve bu olasılıklardan sanırım kaynama noktasına ilk ulaşan da o oldu. Yani durumun Walt Whitman’ın durumundan epey farklı; o ısındığını, ısındığını ve Emerson sayesinde kaynama noktasına ulaştığını söylemişti.

Dönüp tekrar okuduğum kitap Don DeLillo’dan The Names. Kaç kez okuduğumu hatırlamıyorum bile. Bu kitap yalnızca DeLillo’nun kariyerinde değil, savaş sonrası yazılan romanlar içinde de erişilen en üst düzey olmaya devam ediyor.           

Bana tam bir saçmalık gibi geldi.

Asla yeniden okuyamayacağım kitap Malcolm Lowry’nin Under The Volcano’su. İlk kez okuduğumda yirmi yaşlarımın başındaydım. Birkaç yıl önce okumayı tekrar denedim ama bu denemenin sebebi kitabı sevmem değil, sevmememdi. İkinci kez okuduğumda da bana tam bir saçmalık gibi geldi. Aslında kitaplarla ilgili hissettiklerimin bu denli tutarlı oluşu kimi zaman beni de şaşırtıyor. 

Çok geç keşfettiğim kitap demeyelim de, kitaplar diyelim çünkü romancı Elizabeth Taylor’ın yazdığı her şeyi çok geç okudum. Ama içlerinden birini seçmek zorunda kalsaydım bu A Game of Hide and Seek olurdu. Taylor’ın yazdığı on iki roman ve öyküleri, altmışlı yaşlarımın ortalarını ciddi ciddi aydınlattı. İnce, sessiz ve patolojik bir yazar olan Anita Brookner’ın on iki romanı da öyle. Biri kalkıp da aynı kitabı tekrar tekrar yazarsa felsefi bir bilinç edinmiş olursunuz. Brookner’ın ısrarcı ve giderek ufalan aynılığını beni yarı yolda duraklamaya yöneltti: on ikisi gitti, on ikisi kaldı.  

Şu an okuduğum kitap Rosamond Lehmann’ın The Weather in the Streets isimli kitabı. Şampiyonlar Ligi için fazlasıyla iyi ama Premier Lig’de kendine yer bulamayan bu kitap her daim gündemde olan modern klasiklerden biri. Üstelik üst sıralarda kendine yer edinmiş olan çoğu kitaptan çok daha nitelikli. 

Beni rahatlatan kitap Tessa Hadley’den Clever Girl – ama aslında hiç de rahatlatıcı değil çünkü her ne kadar kurgu yazmaya ilişkin anlaşılır bir rehbermiş gibi görünse de, ihtiyaç duyulan becerileri öylesine bol ama aynı zamanda saklı bir biçimde ortaya döküyor ki, onları bulundukları sayfalardan çekip almak neredeyse imkânsız. Yani aşikâr bir biçimde ortada olan sırlardan bahsediyoruz. Nasıl oluyorsa bir şekilde ele geçirilmez kalıyor. Bu iyi bir şey çünkü kitaplarda teselli ya da konfor aramıyorum, bunun için çok sevdiğim hafızalı bir köpük yastığım var. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024