Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

31 Temmuz 2025

Edebiyat

Yazarken Konfor Alanının Dışına Çıkmak

Matthew Clark Davison – Alice LaPlante

Paylaş

0

0


Edebiyatta “tür” sizi içine hapseden bir kafes değil sizin için çalışan koruyucu bir muhafaza, metniniz açısından can sıkıcı bir sınırlama değil işinizi kolaylaştıran işlevsel bir araçtır.

Çoğu yazar, özellikle de yazmaya yeni başlayanlar, edebiyattaki tür kavramı dolayısıyla kendini kısıtlanmış ya da belli bir hikâye anlatma biçimine bağlı kalmaya zorlanmış hissedebilir. Fakat “türler” bize göre tür biçim, yapı ve ses konusunda stratejik kararlar almanıza yardımcı olabilecek bir dizi araçtan ibarettir. Dolayısıyla söz konusu olan direnilecek kısıtlamalar değil, içinde metninizi inşa etmenizi sağlayacak kaplardır. 

Şiir ritim, imge ve yoğunluğa olan dikkati kesinleştirip size sessizliğin ve boşluğun duygusal ağırlığı taşımasına izin vermeyi öğretirken kurmaca sizi hayal edilmiş bir nedenselliğe çağırır – gerçekliği birebir yansıtmak için değilse bile, yazma deneyiminin derinine inmek, gizemlerine vakıf olmak ve yeniden oluşturmak için. Kurmacanın gücü, icat ve yapı vasıtasıyla anlam yaratabilmesinde saklıdır. Kurgu dışı edebiyatsa mutlak surette gerçeklere bağlı kalmayı gerektirir ama aynı zamanda bakış açısı, yorum ve anlatım teknikleri yönüyle sonsuz bir esneklik sunar. Zamanı yoğunlaştırabilir, birden fazla zaman çizgisini birbirine bağlayıp iç içe geçirebilir, herhangi bir ayrıntıyı gizleyebilir ya da vurgulayabilir, böylelikle de kendi gerçekliğinize şekil verebilirsiniz. Bunlar katı sınırlamalar olduğu anlamına gelmez. Güçlü bir yazar yalnızca belli bir form içinde yazmaz, eserinin neye dönüşmesini istiyorsa ona uygun bir kap seçer.

Monique Jenkinson, drag temalı denemelerden oluşan anı kitabı Faux Queen’de tam anlamıyla bunu yaptı. Jenkinson hem bir dansçı ve koreograf hem de trans olmamasına rağmen büyük bir drag yarışmasını kazanan ilk kadın. Aslında kişisel kimliği ya da mesleki kimliği üzerine çok daha fazla metin üretebilirdi ama kitabını genişletmek yerine kendine bazı kısıtlamalar koydu. “Hâlihazırda ihtiyacım olandan çok daha fazla kelime kullandım – tam bir edebi yük. Ardından editörümü çağırdım ve drag filtresi uygulamasını istedim.”

Kitabı, tıpkı sergilediği performanslar gibi, aşırılıkla disiplin arasında gidip geliyor. Hatta ona göre kitaptaki içeriğin gerçek kaynağı, koreografik bir kısıtlamaydı. Bir zamanlar sahnede kostüm değiştirirken kullandığı monologlar yazdığı bölümlerin çekirdeği haline geldi. Eserine biçim kazandırırken bir drag queenin tiyatrallığını ve anıların yarattığı duygusal geçişleri onurlandı ve ele aldığı ana temalar (sanat, kimlik, kadınlık, mizah ve arkadaşlık) haricinde her şeyi kesip attı. Bunu yaparken yalnızca doğru türü seçmekle kalmayıp aynı zamanda anlatısı için doğru kabı oluşturdu ve onu adım adım sağlamlaştırdı. 

Bu sürecin, yani eserin gereksinimlerine kulak vererek biçim açısından uygun seçimlerle yanıt vermenin bir benzerini şair Randall Mann’de de görüyoruz. Tobias Wray ile yapmış olduğu bir söyleşide Mann, “Her şiir kendine özgü mimari bir yapı ister,” diyor, “belki ben de zaman içinde onun taleplerini dinlemeyi öğreniyorum. Nihayetinde şiirde biçim ve içerik birbirini tamamlayan şeyler değil, tam olarak aynı şeydir.” Genellikle kafiye içeren kısa dizeleri yalnızca dekorasyona ya da şiirsel disipline hizmet etmez, bunların yanı sıra aynı zamanda içerik üreten yapılardır. “Logore halinde,” diyor Mann, “kısa dizelerin benden talep ettiklerini dinlemeyi ve kafiyelerin ürettiği içerikleri seviyorum – tabii eğer şiirin sesini dinlersem.” 

İşte türler üzerinde düşünmenin makul bir yolu. Onları içine sığmak zorunda olduğumuz sabit kutular olarak değil, biçimle içeriğin birbirini geliştirdiği akışkan bir diyalog olarak görüyoruz. Öğrencilerin kimi zaman zaman, “Ben yalnızca kurgu yazacağım,” ya da “ben şair değilim,” dediklerinde onları nazikçe uyarıyor ve dile getirdikleri bu düşüncenin tam aksini denemeleri için cesaretlendiriyoruz. Maksadımız onları değiştirmek, olmadıkları bir şeye dönüştürmek değil, onlara kendi eserlerini oluştururlarken kullanabilecekleri yeni araçlar sunmak istiyoruz. Mesela düz yazı meraklılarının şiir sayesinde bir fikrin özünü yakalamayı ve onu aktarmayı öğrendiklerini gördük ya da anı yazarlarının kurmacanın sunduğu mesafe sayesinde duygusal gerçeği bulduklarını. Burada amaç biçimci ya da tam aksi olmak değil, materyaliniz için olabilecek en iyi seçimi yapmak. 

Bu açıdan bakıldığında tür, koreografiye ya da mimariye benziyor. Biçimi verir, sınırları belirler ama bu sınırlar içinde her şey olabilir. Bir yazının işe yaramadığını düşündüğünüzde kaplar değiştirmeyi deneyin. Mesela anı kitabınızdan bir sahne alın ve onu öykü türünde bir metne dönüştürün. Kurmacada kullanacağınız ama bir türlü oturtamadığınız monologlarınız varsa onları da şiir şeklinde yazın. Bu tip eğlenceli değişiklikler her zaman işe yaramayabilir ama her zaman size bir şeyler öğretir. Ritme duyarlı olmayı alışkanlık haline getirir, boşluklara dikkat eder ve yeni bir şeyler denemeye istekli olursunuz. 

Türler sadakatinizi ölçen bir nevi test değil, dinleme biçiminin ta kendisidir. Mann’ın da dediği gibi, “Şiir her zaman bir şeyler talep eder.” Deneme, senaryo ve kurmaca da öyle. Türü anlamak size farklı yollarla yanıt verme imkânı sağlar. Böylece daha gerektiğinde yön değiştirebilen çevik bir yazar olursunuz. Zira bütün eserler başlangıçta her zaman kendi yaratıcılarının bildiğinden çok daha fazlasını bilirler. Ve kendinizi ne kadar çok farklı kapta rahat hissederseniz tasarladığınız eseri yakalama şansınız o ölçüde artar. 

Belli bir tür içinde yazıldığında bile en iyi eserler genellikle Mann ve Jenkinson’ın tanımladığı serbestlik ve kısıtlama arasındaki çelişkiden doğar. Böylece yazma eylemi bir sınırlama değil, bir çevreleme eylemi haline gelir. Öğrencilerimize de söylediğimiz gibi, edebi türler taraf seçmek zorunda olduğunuz spor takımları değildir. Ama illa ki, bir biçimde karar kılmak zorundasınız. Ve en ideali aslında size en uzak olanı seçmeniz – yazmakla ilgili bütün takıntılarınızı içine doldurabileceğiniz garip, ham ve zorlu bir kap. Böylece elinizdeki fazlalıkları kalıcı bir şeye dönüştürene kadar onlarla uğraşacak ve kendi denemeleriniz sayesinde sizin için en ideal olanın hangisi olduğunu anlayacaksınız. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024