Çöküş
Kaç kişiyim ben? Kaç dehlizde yürürüm böyle kan ter içinde, soluksuz. Sevdiklerim kıyılarına dikenli tel çekmiş, pencereleri karanlık, buzdan bir barikat olmuş kapıları. Sızılarımla bulanıklığa giriyorum. Kalbim yaşam özetimin ıstıraplarını döküyor önüme. Uzaklarda kırılmış bir cam parçasının üzerine damlayan kandan harfler düşüyor. A,B,C,D... Alfabenin tüm harfleri kana bulanmış. Harfler yitip gidiyor sırayla. N ve Ş kendini kurtarıyor... Kan tüm harfleri siliyor sonra. Dilsiz bir adam oluyorum.
Sen Çok Farklısın
Senin hikâyen dedi gözlerime bakarak, senin hikayen çok başka. Nasıl desem ki. Hani ellerin içinde nasır olur ya. Kazma, kürek sallayan el demem daha doğru sanki. İşte o elin içindeki ağıt gibi. Benim bakımlı tırnaklarımdan hikayemi anlarsın. Sıcak sudan soğuk suya değmemiş bir el.
Kendi hikâyemi düşündüm ister istemez. Nasıl desem ki. Bildiğin emekçi. Sınıf adamı. Ekonominin en görünmez kalemlerinden biri. İstatistik insanı işte. Tüm konforum grevlerdeki sesim ve dayanışma kararlılığım.
Senin gözlerin de çok farklı. Bunu gözlerine bakarken anladım. O kadar derin bakıyorsun ki insan tüm mevsimleri birden yaşıyor.
Gözlerime takılıyor aklım. Derinlik var mı? Bilemedim. Hep dalgın ve düşünceli bakarım. Kafamdaki deli sorular gözlerimden çıkar. Hani insan bütün sızısını sigara dumanına yükler ve içinde dolaştırıp dışarı bırakır ya. Benim ki de o hesap. Sorular, hüzün, içimde ne varsa. Bir tur atıp gözlerimden taşar. Bakışlarımdaki anlam bu.
Senin kirpiklerin hep böyle uzun ve kıvrık mıydı? Çok az insanda olur böyle güzel kirpikler. İnsanın masumiyetini ifade eder derdi annem ve uzun kirpikli birini görürsem ona inanmamı söylerdi hep.
Bir kez daha aynaya bakmam gerekecek. Ama şu an yakınımda bir ayna yok. Oysa ben değil miydim aynalara sırlarını yükleyen. Bu sohbetin sonu olmayacaktı. Güven ve inanma girince olmayacağı anlaşılmıştı. Kederin bakışlara çöktüğü anları yaşamaya başladım. Geçmiş sadece hayıflanacak bir yüktü omuzlarımda. Bakışlarımın odaklandığı çizgi bir anlam ifade etmiyordu yalnızlık durağında. O güzel günler artık bir odanın içinde duvara asılı fotoğraf, geçip giden bir hayal perdesi... Kirpiklerimi tek tek yolup bir şişeye doldurdum ve şişenin içine bir de not bıraktım. Yaşam bir yükten öte, daha çok riyaya bulaşan bir aralıktı. Kaybolma vaktine çok yakınım.






