Çin’deki afyon bağımlılığı ülkenin hem sosyal yapısını bozuyor hem de ekonomik ilerlemenin yavaşlamasına, hatta duracak noktaya gelmesine sebep oluyordu.
18. ve 19. yüzyıllarda Büyük Britanya’nın da içinde olduğu Batılı ülkeler afyonu doğal olarak yetiştiği Hindistan’dan alıp Çin’e satarak ciddi bir afyon ticaretinin başlamasına sebep oldular. Çin’deki afyon bağımlılığı giderek artıp sosyal ve ekonomik problemlere sebep olurken İngilizler afyon ticaretinden elde ettikleri bu gelirle Batı’da önemli ölçüde talep gören porselen, ipek ve çay gibi lüks tüketim mallarını tedarik etmeye başladılar.
Afyon ticaretinin arka planı
Haşhaş (papaver somniferum) bitkisinin olgunlaşmamış tohumlarından elde edilen afyonun anavatanı bugün Türkiye olarak bilinen Anadolu coğrafyasıdır. Afyon ilk kez 6. ve 7. yüzyıllarda Türk ve Arap tüccarlar tarafından Çin’e getirilse de kullanımı 17. yüzyıla kadar bir hayli sınırlıydı – genelde ağrıyı dindirmek ya da fiziksel gerilimleri azaltmak için başvurulan bir şifa yöntemiydi.
Afyonu tütünle birlikte tüketmek alışkanlığı Kuzey Amerika’dan Çin’e yayıldı. Bu da Qing Hanedanlığının (1644-1912) hüküm sürdüğü ilk dönemlerde afyon bağımlılığıyla birlikte afyon ithalatının da artmasına sebep oldu. 1729 yılına gelindiğinde mesele öyle bir hal almıştı ki, İmparator Yongzheng ülkede afyonun hem satışını hem de tüketimini yasakladı. Yongzheng’in getirdiği yasaklar yeterli gelmeyince 1796’da İmparator Jiaqing, afyonun sadece ülke içindeki satışını değil, hem ithalatını hem de ülke içi üretimini yasakladı. Ancak bütün bu önemlere rağmen afyon ticareti bir şekilde devam etti.
18. yüzyılın başlarında Portekiz, Hindistan’dan ithal edilen afyonun büyük kârlarla Çin’de satılabildiğini keşfetmiş, takvimler 1773 yılını gösterdiğindeyse İngiliz tacirler Çin’deki en büyük afyon tedarikçileri haline gelmişti. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, Hindistan’ın Bengal eyaletindeki afyon üretimini tekeline aldı ve geliştirdiği üretim tekniğiyle maliyeti düşürürken verimi artırdı. Zaman içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nin de içinde olduğu çoğu Batı ülkesi afyonu yalnızca Hindistan’dan değil, Osmanlı İmparatorluğu’nda da ithal etmeye ve yüksek kârlarla Çin’e satmaya başladı.
Avrupa’nın Çin’den ithal edilen çay, porselen ve ipek gibi lüks ürünlere olan talep hızla artarken buna karşılık Çin’in Avrupa’da üretilen mallara karşı talebi oldukça azdı ve bu da Avrupalıların Çin’den ithal edilecek ürünler için ciddi miktarlarda altın ve gümüş ödemesine yol açıyordu. Ortaya çıkan ticari orantısızlıksa Batı’nın Hindistan ve Osmanlı İmparatorluğu’nda ithal ettiği afyonu Çin’e ihraç etmesiyle dengelenmeye çalışıldı.

Fakat Çin’deki yasaklamalar sebebiyle Doğu Hindistan Şirketi afyonu kendisi taşımıyor, ticareti Hindistan’dan aldığı malı Çin’e götürmek üzere anlaştığı yerel tüccarlar vasıtasıyla yürütüyordu. Yerel tüccarlar Hindistan’dan aldıkları bu malı Çin kıyılarındaki kaçakçılara satıyor, altın ve gümüş olarak elde edilen gelir yine aynı yolla Doğu Hindistan Şirketi’ne dönüyor, şirketse bu geliri İngiltere’de yüksek kârla satacağı lüks tüketim malları temin etmek için kullanıyordu.
Çin’e ihraç edilen afyon miktarı 1729’da yılda 200 sandıkla sınırlıyken bu miktar katlanarak arttı ve 1767’de yılda 1.000 sandığa, 1820’ye gelindiğindeyse yılda yaklaşık 10.000 sandığa çıktı. Her bir sandık ortalama 63,5 kg civarındaydı. 1838 yılında ihraç edilen afyon miktarının yılda 40.000 sandığa yükselmesiyle birlikte ödemeler dengesi ilk kez Çin aleyhine bozuldu. Nitekim İmparatorluğun getirdiği onca yasağa rağmen ülke genelindeki rüşvetçi memurların fazlalığı güçlü bir dağıtım ağının oluşmasına yol açmış, ordu ve saray mensupları da dahil toplumun hemen hemen her tabakası afyon bağımlısı haline gelmişti.
Afyon savaşları
Çin’deki afyon bağımlılığı ülkenin hem sosyal yapısını bozuyor hem de ekonomik ilerlemenin yavaşlamasına, hatta duracak noktaya gelmesine sebep oluyordu. Bu yüzden Qing Hanedanı afyon kısıtlamalarının bilfiil uygulandığını göstermek istedi ve 1839’da İngiliz tüccarların Kanton’da (Guangzhou) depoladığı 20.000 sandık (1.400 ton) afyonu yakarak imha etti. Çin’in kendi halkını korumak için afyona karşı almış olduğu önlemler ve Batılı ülkelerin Çin’e afyon satma ısrarıysa Afyon Savaşları olarak bilinen silahlı çatışmalara yol açtı. Qing Hanedanı Batılı ülkelerle girilen Afyon Savaşlarında mağlup oldu ve düşüşü 20. Yüzyıl başlarında, Çin Cumhuriyeti’nin ilanıyla nihayete erdi.
İngiltere ve Çin arasında vuku bulan ilk savaş (1839-1842) afyon ticaretinin yasal hale getirilmesini sağlamadı ama Çin’in afyonla olan mücadelesini sekteye uğrattı. İngilizler Çin tarafından kendilerine tanınmış olan ticari ayrıcalıkların kapsamını genişleterek beş anlaşma limanı kurdular. Bu limanlar Çin’in yargı yetkisi dışında kalacak ve böylece tüccarlar, istedikleri kişilerle istedikleri ürünün ticaretini yapabileceklerdi. Savaşın bir diğer sonucuysa Çin’in İngiltere’ye ödediği yüklü miktarda tazminat ve Hong Kong’un egemenliğinin İngilizlere geçmesiydi.
İngiltere ve Fransa ittifakına karşı Çin’in tek başına yer aldığı ikinci savaşsa (1856-1860) dört yıl kadar sürdü ve uğradığı yenilgi neticesinde Çin, ülkedeki afyon ticaretini yasal hale getirmek zorunda kaldı. Verdiği bir başka tavizse Hong Kong’un hemen bitişiğinde yer alan Kowloon Yarımadası’nın Güney kısmının İngilizlere verilmesiydi. Çin’in yenilgisiyle sonuçlanan bütün bu mücadelelerden sonra Çin’e gönderilen afyon miktarı kademeli olarak önce yılda 50.000 sandığa, ardından 60.000 sandığa çıktı.
Afyon ticaretindeki düşüş
1906 yılına gelindiğinde Batılı ülkelerle Çin arasındaki ticarette afyon eskisi kadar pay sahibi değildi ve bu da Qing hükümetinin ithalata ve tüketime yönelik düzenlemeler yapabilmesine imkân verdi. 1907 yılında Çin ve Hindistan arasında on yıl süreyle imzalanan anlaşma uyarınca Hindistan’dan Çin’e gönderilen afyon miktarı kademeli olarak azalacak ve on yılın sonunda tamamen duracaktı. Buna karşılık Çin, kendi topraklarında afyon ekimini ve tüketimini yasakladı. 1917 yılına gelindiğinde afyon ticareti neredeyse tamamen son bulmuştu.
Fakat 1912 yılında Qing Hanedanı’nı devirerek iktidara gelen Cumhuriyetçi hükümet yerel üretimi tamamen durduramadığından afyon tüketimi ve bağımlılığı Çin açısından bir süre daha problem olarak kalmaya devam etti. Asya’nın Güneydoğu ve Güneybatı bölgelerine uzanan afyon ticaret yolları İkinci Dünya Savaşı sebebiyle bir müddet kapalı kalsa da, bu durum afyon tüketimini olumsuz etkilemek yerine yerel üretimi ve tüketimi artırdı. Afyonun hem üretiminin hem tüketiminin hem de her ne sebeple olursa olsun ticaretinin bütünüyle yasaklanmasıysa ancak 1949’da Çin Komünist Devrimiyle mümkün oldu.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan
(Britannica)






