Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Temmuz 2021

Roman

Çağın Trajedisi: Engin Günay'dan Göçer Dünya

Gülsen Ç. Saçık

Paylaş

0

0


"Dünyanın en kadim sorunlarından biri göç. Topraklarından edilen insanların öyküsünü anlatmaksa zor iş. Günay, üçüncü tekil anlatıcıyla yani tanık gözüyle, yalın bir üslupla aktarıyor gerçek kokan kurgusunu. Tanığın doğaya ve denize duyduğu sevgi, okuru ilk cümleden kavrıyor."

Engin Günay’ın üçünçü romanı Göçer Dünya geçtiğimiz aylarda yayımlandı. Günay, romanını hiçbir zaman okuyamayacak olan Yavana’ya, onunla aynı kaderi paylaşan Göçerlere ve canlarını hiçe sayarak yardıma koşan Sınır Tanımayan Gönüllülere adamış.

Roman iki bölümden ve dört kısımdan oluşuyor. Yazar, Birinci Bölümde epigraflar yardımıyla okuru kendi zihin dünyasına davet ederken aynı zamanda metne de hazırlıyor. Engin Günay, kendisi gibi Arşipel tutkunu Halikarnas Balıkçısı’ndan el alarak Dostoyevski’ye, tek bir dize ile Antik Çağ’ın destancısı Homeros’a ve başkaldırının yazarı Camus’ye selam veriyor. Kurguyu bütünleyen tüm bu faktörler bir araya gelince ne yaptığını bilen bir yazarın karşısında olduğumuzu anlıyoruz. Günay, metnin dili üzerine epey düşünmüş. Anlattığı meseleyi dille sarmalamış.

Dünyanın en kadim sorunlarından biri göç. Topraklarından edilen insanların öyküsünü anlatmaksa zor iş. Günay, üçüncü tekil anlatıcıyla yani tanık gözüyle, yalın bir üslupla aktarıyor gerçek kokan kurgusunu. Tanığın doğaya ve denize duyduğu sevgi, okuru ilk cümleden kavrıyor.

“Deniz ve kara, birbirinin zıddı iki farklı kütleydiler. Kara sabitti -en azından kısa zaman dilimleri içinde bakıldığında öyle görünüyordu- denizse anlık olarak değişebilen bir kütle; her daim hareket hâlinde, kıpır kıpır, değiştirme ve dönüştürme gücüne sahip olandı. Denizin binbir türlü hâli vardı. Kâh azar kudurur, kâh sütliman olur insanın önünde uysalca uzanırdı. Karaya ve karadakilere karşı tümüyle kayıtsızdı o. Kendi başına kendinde bir varlıktı.” (s.12)

Deniz, onun vesilesiyle doğa özne konumuyla metne dâhil oluyor. Hatta insanla deniz/doğa eşitleniyor. Özne, kendinde varlık olanı, varoluşunu gerçekleştireni işaret eder. İnsan değişime açık, yazgısı elinde, kendisini gerçekleştirme ihtiyacı duyan bir varlıksa eğer, içinin almadığını kusar deniz gibi. Göçer Dünya öznesini çağırırken, nesneleşen, nesneleştiren dünyaya dikiyor gözlerini. Güney Asya, Mezopotamya ve Sahra Altı Kara Kutu Afrika’dan başlayan yolculuk ölüme uzanıyor. Topraklarından edilen insanların yaşam hakları ellerinden alınıyor. Göçebelik elbette bu zorunluluktan doğuyor. Dünyanın anakentlerine yani eski kıta Avrupa’ya–Birlik’e varma çabası, son olarak Yüksek Güvenlikli Bölge’ye ulaşma isteği ile roman gerçeklikle bağını kuruyor. Yazar, Yüksek Güvenlikli Bölge’ye, yeryüzünün maddi varlığının çoğuna sahip olan -kendilerini dünyanın öz evladı gibi gören- küçük bir azınlığı koyuyor. Öte yandaysa maddi güçten yoksun – ötekileştirilmiş üvey evlatlar- yani çoğunluğu oluşturan Göçerler var. Eşitsiz bir denklem bu. Brecht’in tahterevallisine benziyor. Çünkü yoksul çoğunluğun sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu yanıyla roman trajedi kavramı üzerine de düşündürüyor bizi. Trajediyi sanki yazgıdan ayırıyor.

Başkarakter Salman örneğin iradeyi ve vicdanı temsil ediyor. Çeyrek asır önce sürgün gittiği Yüksek Güvenlikli Bölge’den sıla hasreti, deniz özlemi ve huzur arayışıyla ayrılıp yurduna dönüyor. Sıkışmışlığını ve dönme isteğini “deniz olmayan yerde geniş ufuk mu olur” şeklinde açıklıyor kendisine. Yerleştiği Malene sahilinde su geçirmez zarfın içinde bir SOS notu bir fotoğraf buluyor. Hayatı değişiyor. Gerçekliğin kurmacayla bağını da böyle kuruyor yazar. Gerçekliğin temsili sayılan Yavana ile oğlu Zero’nun fotoğrafından çok etkilenir Salman. İnandığı hikâyenin peşine düşer.

“Kadının gözlerindeki o tarif edilemez anlam her bakışında farklı görünüyordu; hüzün vardı, acı vardı, umutsuzluk vardı, ama belli belirsiz bir umut beklentisi de vardı sanki.”(s.32)

Geldiği yere dönme pahasına ana ile oğlun izini sürdüğü, vicdanının emrettiği bir yolculuk başlar. Gezegenin taşralarından dünyanın metropollerine doğru bir yolculuk. Yazar, Göçerlerin yaşadıklarını Salman’ın gördükleriyle sınırlı biçimde bize aktarıyor. Bu aktarımlar esnasında metin distopikleşiyor. Üstelik gerçeklikle bağını hiç yitirmiyor. Yazar dünya haritasının üzerinde gezdiriyor bizi. Sahra Altı Bölge’den, Fas’tan Cebelitarık’a, İber Yarımadası’na, Fransa üzerinden Manş Denizi kıyısındaki Calais cangılı’na ve oradan Britanya’ya uzanıyor. Bengal-Afgan-Pakistan-Hint-İran-Irak-Suriye’den gelen Göçerler, Anadolu üzerinden Arşipel kıyısına geliyor. En yakın kıyıdan Birlik’e ait adaya çıkıyor.

Romanda geçen tüm ülkeler gerçek. İnsan kaçakçılığı yapan çetelere fahiş paralar ödüyor Göçerler. Gece karanlığında uyduruk can yelekleriyle bota biniyorlar. Deniz’in azgın dalgaları, botta yaşanan can pazarından galip çıkıp insanların bir kısmını kaptıktan sonra, sağ kalanlar Birlik adalarından birine kendilerini atıyorlar. Karaya ulaştıklarında Birlik Sınır Kuvvetleri itinayla onların kayıtlarını tutuyor. Fişlediklerini Göçer toplama kamplarına aktarıyorlar. Derin distopyanın yaşandığı temerküz kamplarına… Sınır Tanımayan Gönüllü İnisiyatifleri ise bulabildikleri insanları Göçer köyüne götürüyorlar. Vicdanının peşinden giden kahramanımız, tasvir edilen kötücül dünyada tek fantastik öge gibi duruyor. SOS çağrısına kayıtsız kalamayan Salman, feribotla    adaya geçerken sorun yaşamaz. Yüksek Güvenlikli Bölgenin kağıdına sahip olmanın pozitif ayrımcılığını yaşar.

Göçer Dünya okurundan emek isteyen bir metin. Yazar romanın dünyasını tanımlamak için sık sık dipnotlara başvuruyor. Okura yeni sözcüklerle de sesleniyor. Böylece edebi hazzı konuya kurban etmiyor.

Göçerlerin kelle koltukta süren yolculuğu Troya Savaşı galibi Odysseus’un İthake’ye dönüş yolculuğunu akla getirse de, bu bir kahramanlık hikâyesi değil. Romanın epikle kurabileceği tek bağ hakikati aynalaması. Göçerlere engel çıkaranlar Yeryüzü Tanrıları! Kendilerini gezegenin hâkimi sayanlar. Dünyayı kendi ütopyalarına göre inşa edip göçmenleri distopyaya hapsedenler.

“Sonuçta yüksek güvenlikli temerküz kampına dönüştürülen Tartaros’u kapasitesinin çok üstünde insanla doldurdular… Kadınların tecavüze uğramaları, fuhuşa zorlanmaları ve intihar vakaları yüksek güvenlikli duvarların ardında bile gizlenemez oldu.” (s. 66)

Salman, Yavana ve oğlu Zero’nun da Tartaros’ta olabileceğini öğreniyor. Yolculuk uzuyor. Adadaki Göçer Köyü’nde Sınır Tanımayan Gönüllü Hareketi’nden birçok arkadaş ediniyor. Her akşam yaktıkları ateşin başında durum değerlendirmesi yapıyorlar. Oturanlar sırasıyla öykülerini anlatır. Böylece anlatı genişliyor. Her renkten, her dilden, her yaştan kadınlar ve erkekler…  Her biri değişip dönüşen karakterler. Yazar bu kişilerin hepsini mekâna göre biçimlendirirken gelişen olay örgüsünü esnetip genişleterek kurguyu şekillendiriyor. Zaman, ara ara geri sıçramalarla geçmiş zamana gidilse de kronolojik işliyor. Babil Destanı’ndan dizelere yer veriyor Günay. Karabaşlar ki o zamanın Göçerleridir. “Gökyüzünde yaptığının aynısını yeryüzünde yapsın, / Karabaşlar ondan korksunlar diye kaderlerini belirledi” (s.42). Böylece zaman insanlık tarihiyle bağ kuruyor. Yazarın sesinden çok dünyanın sesini duyuyoruz.

Engin Günay tarihten, coğrafyadan, mitolojiden el alarak yazdığı Göçer Dünya ile çağının tanıklığını yapıyor. Doğduğu topraklara ve dünyaya borcunu ödüyor…

 

Göçer Dünya, Engin Günay, Notabene Yayınları, 2021, İstanbul

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Shakespeare’in modern yorumlanışıSeda Aksoy Evren
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şevval Tufan

23 Ekim 2025

Petrol ve Gökkuşağı: Çölde Piknik’te Ç..

Huban Korman’ın Çölde Piknik kitabı, çocuk gözünden çevresel tahribatı anlatırken, masumiyetin sesiyle dünyaya bir çağrı yapıyor. Huban Korman’ın hem yazarlığını hem de çizerliğini üstlendiği Çölde Piknik, ilk bakışta bir çocuk k..

Devamı..

Rebecca F. Kuang ile Hayatındaki Kitap..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024